Tarsus’tan Konstantiniyye’ye, Şahmeran Hamamı’ndan Yılanlı Sütun’a, Kız Kulesi'nden Kız Kalesi'ne uzanan, İstanbul’un yasak dehlizlerinde ve Mardin’in dar sokaklarında dolaşan bir sır. Yılanın akıl çelen fısıltılarıyla insanlığın aç gözlülüğü iç içe geçerken, Şahmeran’ın sırlarla dolu hikâyesi asırları kana bulayan bir ailenin ağıtına dönüşüyor.
Hicaz, rast, nihavent, ihanet…
Klasik Türk musikisinin makamlarıyla mühürlenmiş sayfalarda masalın zarafeti korkunun gazabına karışıyor. Murat Baykan kaleme aldığı bu ilk romanında Şahmeran'ın efsanesini yeniden ama bu kez kanla yazıyor.
"Son yudum da gırtlağından aşağı süzülürken gözlerini yumup ruhunu teslim edeceği anı beklemeye koyuldu. Belki bir başka diyarda, Kaf dağının ardında, cinleri ve ejderleriyle onu bekleyen Yemlihasına kavuşacaktı artık. Onun yanından ayrılmak, handiyse ondan kurtulmak, insanların arasına dönmek için Şah’a yalvardığı vakitler geldi aklına. Mahcup oldu. Neyse ki şimdi yılanları insanların, insanları yılanların insafına bırakıp gidecekti. Ama öyle olmadı."
20 Kasım 1987’de Mersin’de doğdu. Lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, yüksek lisans eğitimini Kadir Has Üniversitesi Film ve Drama Bölümünde tamamladı.
2011-2016 yılları arasında kurucu üyeleri arasında yer aldığı Mekan.Artı tiyatrosunda oyunculuk, çevirmenlik ve oyuncu eğitmenliği yaptı. Çeşitli dergilerde müzik, tiyatro ve edebiyat yazıları yazdı.
2017 yılında Aşkın Karanlık Yüzü öykü derlemesinde "Oğullar", Anadolu Korku Öyküleri/III - Yılgayak kitabında "Yaşbaz", Karanlık Yılbaşı Öyküleri kitabında "Tatsız Masal" isimli öyküleriyle; 2019 yılında yayınlanan Hayalet Müzik kitabında "Son Ses" öyküsüyle ve 2024 yılında yayınlanan Ayinler Kitabı derlemesinde "Oldu ve Bitti" öyküsüyle yer aldı.
İlk romanı İhanet Makamı, 2025 yılının eylül ayında okurla buluştu.
Hocam, ilk kitabım deyip şov yapamazsın ama ya... İlk satırdan itibaren içine alan kurgusu, merak unsurunun dozajı aşmış şekilde kullanılıp "bir bölüm daha, son bir bölüm daha" diye diye neredeyse bir oturuşta kitabın bitmesine sebep oluşu, tüm karakterlerin yanımızdaymış gibi canlı betimlenmesi falan... Beklediğimden çok daha iyiydi, vallahi ellerine sağlık. Peki, bu kadar iyi yazılmış bir kitaptan sonra yazar şimdi naneyi yemedi mi? Sürekli darlamayacak mıyız, bir sonraki ne zaman çıkıyor diye? Üzgünüm, iyi bir yazar olmanın da zorlukları vardır. Şimdi onlarla yüzleşme zamanı... Yıldızlı tavsiyedir. =)
Murat'ın ne kadar iyi bir öykücü olduğunu, hayatında, üretirken kullandığı ona has renkleri bildiğim için romana büyük heyecanla başladım. Bana oldukça uzun gelmekle birlikte yazarlığında asla kusur bulamam. Akışkan bir dil, melodramatik ve epik bir anlatı.
Şahmeran efsanesini bu kadar kanlı, büyülü ve sürükleyici bir şekilde anlatan bir roman daha önce hiç okumadım; sayfalar fısıltılar gibi akıyor. Böyle bir film de izlemedim :)) Ayrıca klasik Türk müziğinin ritimleriyle dokunmuş atmosfer, keyifli bir okuma deneyimine dönüşüyor.
I have never read a novel that tells the legend of Şahmeran in such a bloody, magical, and compelling way; the pages flow like whispers. I have never seen a film like this either :)) In addition, the atmosphere, woven with the rhythms of classical Turkish music, transforms into an enjoyable reading experience. .