Balca Zorlu, çocuk yaşta tanık olduğu bir kaybın izlerini hiçbir zaman silemedi.
Adli tıp uzmanı olarak, hayatını ölülerin ardında bıraktığı sessiz sırları çözmeye adadı. Ancak tıp fakültesine başladığı dönemde Ulusal Güvenlik ve İstihbarat Teşkilatından gelen gizli bir teklif, onu karanlıkta görev yapan bir gölgeye dönüştürdü.
Yedi yıl boyunca yalnızca yazışarak iletişim kurduğu, kimliğini bilmediği bir istihbarat uzmanıyla birlikte çalıştı.
Seslerini duymaları, yüzlerini görmeleri, gerçek isimlerini öğrenmeleri yasaktı.
Sadece görev notları, şifreli cümleler ve zamanla kelimelerin arasına sızan yasak bir yakınlık vardı.
Balca, dışarıdan bakıldığında sıradan bir hayat yaşıyor gibiydi. Ta ki bir yaz tatilinde, ailesinin yanına dönene dek.
Abisinin denizci arkadaşıyla tanıştığında, geçmiş yedi yılın gölgesi aniden karşısına dikildi. Onu tanımıyor olmasına rağmen Ali Cihan Gencer’de her şey olması gerekenden fazla gibiydi.
Gerçekle kurgu arasındaki çizgi silinirken, Balca hem görevini hem de kalbini sorgulamak zorunda kalacaktı.
Çünkü bazen bir yabancı, en derine dokunan kişi olabilir. Ve en büyük sırlar, en tanıdık yüzlerin ardına gizlenir.
✨Abimin arkadaşı ✨Sahte ilişki ✨Yaş farkı ✨Karadenizli erkek karakter ✨İstihbarat ✨Bağımsız seri
Selamlar, sizlere çok severek okuduğum Kızıl Gerdan yorumuyla geldim! ✨
Yazarın kalemiyle bu kitap sayesinde tanıştım ve dürüst olmam gerekirse yazım dilindeki o akıcılık beni ilk sayfadan itibaren avucunun içine aldı. Yazar, mahalle sıcaklığıyla istihbaratın o gri dünyasını öyle bir harmanlamış ki, başlangıçtaki o sakin tempo yerini yavaş yavaş yükselen bir gerilime bırakırken kendimi olayların tam ortasında buldum. Hem bir bağımsız seri olması hem de kurgunun merak duygusunu sürekli diri tutması, yazarın anlatım gücünü gerçekten kanıtlar nitelikteydi.
Gelelim bizim esas ikiliye: Balca ve Ali Cihan. Balca, çocukluk arkadaşı Nazlı’nın ölümüyle ilgili gerçekleri bulmak için adli tıp okuyan ve gizli teşkilata giren bir “Gölge Ajan”. Ali Cihan ise hem abisinin yakın arkadaşı bir kaptan hem de Balca’nın teşkilattaki üstü! Olayın en bombastik kısmı ise şu: Bu ikili 7 yıldır birbirini hiç görmeden, sadece mesajlaşarak birbirlerine aşık oluyorlar. Gerçek hayatta aile zoruyla “sahte sevgili” rolü yapmaya başladıklarında, birbirlerini kendileriyle aldattıklarını sanıp o vicdan azabıyla boğuşmaları gerçekten kitabın en keyifli sahneleriydi. Değinmeden de geçmek istemiyorum, Ali Cihan tam bir aşk adamı; Balca’nın kapısına 7 yıl boyunca bıkmadan beyaz laleler göndermesi, öğrendikten sonraki o sahiplenici tavrı. Gerçekten favori karakterlerim arasında yerini aldı diyebilirim.
Kitabın sonlarına doğru, Balca’nın yıllarca boş yere taşıdığı o ağır vicdan azabı ve Nazlı mevzusunda ortaya çıkan sarsıcı gerçekler beni gerçekten çok etkiledi. “Aslında her şey bildiğinden çok farklıymış” dedirten o ters köşelerle dolu kurgu, Balca’nın mücadelesiyle birleşince ortaya unutulmaz bir hikaye çıkmış gerçekten.
Eğer siz de istihbaratın gizemli dünyasını, “abimin arkadaşı” ve “sahte ilişki” temalarını seviyorsanız, bu kitaba mutlaka bir şans vermelisiniz. Hem aksiyonun hiç dinmediği hem de duyguların iliklerinize kadar işlediği bir kitap arıyorsanız, Kızıl Gerdan tam size göre!
Kızıl Gerdan benim yazarla tanışma kitabım ve kesinlikle güzel bir başlangıç yaptığımızı düşünüyorum. Yazar bir istihbarat örgütünün ortasında güzel bir aşk hikayesi işlemiş. Bunun yanında karakterlerin mesleklerini unutmaması bunu gösterecek şeyler yapması da çok hoştu. Özellikle Balca karakterine bayıldım. Derinlikli, güçlü ve hedefinden şaşmayan bir kadın karakterdi. Ali Cihan ise sevdiği kadının isteklerine saygılı, her daim onun yanında olan bir erkek karakterdi.
Kitapta en çok sevdiğim şeylerden birisi aslında basit görünen bir olayın düşündüğümden daha büyük ve karmaşık bir şey çıkmasıydı. Zaten olayın katmanları açıldıkça heyecan da bir o kadar yükseldi ve bunun merakı ile de hikaye çok güzel bir şekilde ilerledi.
Balca ve Ali Cihan'a böyle veda ederken ikinci kitaptaki çiftimizin hikayesini heyecanla bekliyorum.
Başları fena değildi ama ortalarına doğru maalesef baymaya başladı kitap. Hani tam bir ana örgü olsaydı keşke ana karakterin motivasyonu maalesef hiç geçmedi bana. Aşkları da böyle damdan düşer gibi oluverdi.