Jump to ratings and reviews
Rate this book

Tuzlu Yüz

Rate this book
Anadolu’nun bilinmeyen bir yerinde, gün geçtikçe kuruyan bir göl… Kaderini asırlardır pembe-kırmızı yanıp sönen tuz kristalleriyle kaplı bu göle bağlamış köy insanları… Onların tüm umutlarını tekelinde tutan bir şirket… Bataklıkta mikroorganizmaları inceleyen heyecanlı bir akademisyen… Şartların kontrolü ele almaya zorladığı bir kadın… Hayatı tuz yanığı hatıralara dönmüş yüzler… Ve geçmişin kanlı hesaplarıyla şekillenen bir cinayet planı…

İlk romanı Devridaim’le Orhan Kemal Roman Armağanı’nın ve Turgut Özakman İlk Roman Ödülü’nün sahibi olan Ezgi Tanergeç, üçüncü kitabı Tuzlu Yüz’de insanı emek ve doğal kaynaklar odağında ele alıyor. Bir ailenin vicdanıyla bir köyün alınterinin aynı yazgıda buluştuğu romanda, gündelik hayatın küçük ayrıntılarından tuzun beyazı kadar yakıcı gerçeklere uzanan kurgusuyla, hem insan ruhunun çatlaklarını hem de köylünün emeğinin nasıl hoyratça sömürüldüğünü gözler önüne seriyor.

Tuzlu Yüz; yakıcı, sarsıcı ve unutulmaz bir roman.

“…gölün ufuktaki sınırı, göğün parlak mavisine karışıyordu. Göl nerede başlar nerede biterdi, gölden sonra var mıydı bir durak, yoksa gerçekten göründüğü gibi gölden sonra gök mü başlardı? Bilmezdi köylüler…”

184 pages, Paperback

Published October 9, 2025

Loading...
Loading...

About the author

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
1 (8%)
4 stars
3 (25%)
3 stars
6 (50%)
2 stars
2 (16%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 2 of 2 reviews
Profile Image for Eylül Görmüş.
826 reviews5,322 followers
November 26, 2025
Anadolu'nun var olmayan ya da pek çok farklı şekilde var olan bir yerinde, hayalî Tuzlukarnı köyünde geçen, odağına emek ve sömürü meselesini alan bir roman Tuzlu Yüz. Köylüler, tuz alımı yapan bir firmayla vaktiyle yaptıkları anlaşmadan ötürü her sene yakıcı sıcağın altında saatlerce çalışarak çıkardıkları tuzu neredeyse zararına satıyorlar. Tuz yahut zeytin yahut pamuk - memleketin vahşi tarım politikaları nedeniyle ne çok benzer hikaye duyuyoruz, o nedenle "var olmayan ya da pek çok şekilde var olan bir yer" dedim Tuzlukarnı için.

Hikayemiz Haydar ve eşi Meryem'in etrafında şekilleniyor olsa da aslında bu romanın baş kahramanı emek sanki. Görülmeyen, hakkı teslim edilmeyen, sömürülen emek. Alınterinin karşılığını alamayan insanların çaresizliği ve o çaresizliğin nasıl kolayca vahşete dönüşebileceğinin, o aradaki çizginin ne kadar ince olabileceğinin hikayesi bu. Adaletsizliğin; şüphenin, öfkenin, hırsın büyümesi için nasıl bir elverişli ortam doğurduğunun hikayesi.

Yıllar önce köyün kaynakları iki ailenin kontrolündeyken ailelerden birinin köyden kovulmasından yıllar sonra o ailenin hayatta kalan tek oğlu Salih'in köye geri dönmesiyle başlayan olayları okuyoruz. Köyün normali haline gelmiş adaletsizliğin görünür hale gelmesiyle kaynamaya başlayan kazan hem üzerine düşünülmeyen sorunlu iktidar pratiklerini hem de vahşi emek sömürüsünü yüzeye çıkarıyor.

Ben bu kitapta en çok Meryem'i sevdim. Ezberlere kafa tutabilmesini, inadını, dirayetini çok sevdim. Bir de romanın sırtını öyle sayfalar dolusu tasvirlere dayamadan bu kadar atmosferik olabilmesini. İç Anadolu'nun kavurucu sıcağını tenimde hissettim resmen okurken, sanki benim de yüzümde tuz yanıkları oluşmuş gibi duyumsadım. Bu hikayeden çok güzel film olur bence, onu da söyleyeyim.
Profile Image for aslıhan poppins.
59 reviews2 followers
Read
May 5, 2026
2.midterm'e de kalan yarıyı okuyup bitirdim. Kendi başıma okuyacağım bi kitap degildi normalde o yuzden okumama çeşitlilik kazandırmış olmasi açısından hoştu. Üzerinde fazla da fikrim yok sonu biraz oldubittiye gelmiş (can bonomo'da da öyle hissetmistim i sense there's a pattern) ama en azından okuması akıcı ve keyifliydi.. marksist eleştirisi baya akıyor.
Displaying 1 - 2 of 2 reviews