Puslu, karanlık bir sokakta tedirgin bir adam. Fötr şapkasının siperliği altında, bir karartıdan ibaret olan yüzüne dair tek ayrıntı, kaytan bıyıkları. Eli belindeki revolverde, gözleri liman girişinde. 1921 yılı, herkes cepheye sevk emri alırken, onun bahtına Varna sokaklarında Yunanlarla Bulgarların arasında, kimin dost kimin düşman olduğunun belli olmadığı tuhaf bir savaş düşmüştür. Bir de ensesindeki deli; Binbaşı Ahmet Muhtar. Kurtuluş Savaşı sadece cephedeki muharebelerden mi ibarettir? Yalnızca Türkiye Büyük Millet Meclisi mi siyasetin akıl oyunlarına sahne olmuştur? Harp yalnızca Anadolu coğrafyasından mı ibarettir? O halde Varna Limanı’nda patlayan silahlar neyin nesidir? Burgaz’da havaya uçan tekneler? Balçık’ta, Köstence’de, Novorossysk’te aniden karşımıza çıkıveren bu sert bakışlı, müdanasız kara kalpaklılar kimdir peki?Bu fötr şapkalı tedirgin adam dost mudur, düşman mıdır?Karanlık sokaklarda fısıldanan sırlar, Bulgaristan limanlarında yaşanan kovalamacalar, Karadeniz’in hırçın dalgalarında patlayan toplar… Selim Erdoğan, “HAİN / Mezarıma Tükürecekler” romanında yaktığı meşaleyi bu kez daha ileriye taşıyor. “ŞAFAK SÖKMEDEN / Bir Umudumuz Gazi Paşa’dır” ile Ahmet Muhtar’ın öyküsü kaldığı yerden devam ediyor.
Ahmet Büke'nin romanlarıyla birlikte Selim Erdoğan'ın kaleminden son yıllarda çıkan edebi eserler ( Hain ve Şafak Sökerken) İstiklal Harbimizi anlatan klasikler olarak edebiyatımızdaki yerini alacaktır diye düşünüyorum. Roman, öykü, hatırat gibi türlerde kişiyi gerçeklikten koparan ve o andan uzaklaştıran bazı cümleler/pasajlar vardır. Bu kitapta ise Ahmet Muhtar'ın aşağıdaki cümleleri beni düşüncelere sevk etti. Her yüz yılda bir aynı yoldan geçmek zorunda mıyız millet olarak? "Alev alev bir yolda yalınayak yürüyoruz. Herkes kendi namına bedelini ödeyecek istiklâlin. Mukadderat, bizim payımıza da böylesi düştü."
This entire review has been hidden because of spoilers.
Saygı değer Selim Erdoğan'ın Hain romanının devamı olan Şafak Sökmeden'i elimden bırakamadım. Yoğun bir iş temposunda bile her molada okumaya çalıştım. Gerçekten milli mücadele dönemini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Selim hocam iyi ki Ahmet Muhtar'ı hayatımıza kazandırdınız.. Bu romanda bol bol Trabzon görmek beni hem sevindirdi hem de sonu hiç beklemediğim şekilde şaşırttı :) devamını heyecanla bekliyoruz.. okuyan kesinlikle pişman olmaz. Öncesinde mutlaka Hain romanını okuyun.. keyifli okumalar.