Yıllar sonra eski bir fotoğrafı eline aldığında, o haline dönmek isteyeceksin. O karedeki haline… Bu yüzden tüm fotoğraflarda güzel görünmeli insan. Belki komik, belki düşünceli, biraz hüzünlü belki… Ama güzel... Hatta öyle güzel olmalı ki, içinde kendi olmasa da güzelleşmeli tüm fotoğraflar. Çünkü yıllar sonra, eline yalnızca kendi fotoğraflarını almıyor insan... Barış Çağrı Genç, yeni öykü kitabıyla sizi yıllar sonra elinize alacağınız başkalarının fotoğraflarına bakmaya davet ediyor.
"Anılar iyidir oğlum, kendilerini ağır ağır temize çekerler. Sanırım bu yüzden çocukluğun geliyor aklıma, bebekliğin, hatta seni ilk kucaklayışım... Henüz gözlerin açılmamıştı ve çok çirkindin. Seni beğenmemiş, ağlamıştım. Doktorun bana nasıl kızdığı dün gibi aklımda. Sonra ne kadar güzelleştin; saçlarının bukleleri, kocaman gözlerin, minik burnun, mahcup mahcup gülümseyen dudakların. Keşke daha çok fotoğraf çekebilseydik diyorum şimdi..." (Tanıtım Bülteninden)
Barış Çağrı Genç, 1978 yılında Denizli’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini İzmir’de tamamlamasının ardından Dokuz Eylül Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi (1999).
Kitapları: Radde (Öykü, Haziran 2007, Cemil Kavukçu ile birlikte), İçindeyim (Roman, Ağustos 2013), Fotoğraflar (Öykü, Kasım 2014)
Eline aldığın eski bir fotoğraf sana ne hissettiriyorsa, o hissi veren kitap..ve insanlık adına ne anlatabiliyorsa anlatan..kahramanlaştırmadan..insanca. iyi ve kötüyle.. Kötüyü de iyinin içine katan bir anlatım. Beni şaşırttı..Aylardır ilk defa post-it kağıtlarıyla doldurdum bir kitabı.. Kesinlikle tavsiyemdir.
gectigimiz birkac gun benimle biraz gezindi fotograflar* durup durup elimdeki fotograf destesini karistirir gibi dolandim sayfalarinda. kac poz vardi, kaci yanmis, kaci yirtilmis, kacindakiler hala hayatta ve kacindakiler hayatta olmamayi secerdi bilmiyorum. savas uzerine carpici bir kisa metin. oyku seklinde yazilmis ama kendi icinde bir butunlugu de olan, bazi oykuleri ortak evrende ortak karakterlerle kurgulanan, kurgudan daha gercek oykuler. daha once icindeyim romanini cok severek okudugum baris cagri genc‘in oykulerini de yine severek okudum.
Yayınevinin tüm kitap kapaklarına hayranım. Neler var neler yok diye kurcalarken bu kitap dikkatimi çekti. Aldığım günden beri okumak için sabırsızlanıyordum. Barış Çağrı Genç'in ikinci öykü kitabı. İlk kitabını bulamadım ne yazık ki. Kitap 10 bölümden oluşuyor. Bölümler birbirinin devamı halinde. Başka hayatlara da dokunarak size tek ve acı bir öykü sunmuş yazar. Çok dokunaklı, acıtan, bizden bir kitap. İnsana dair ne varsa iyisiyle kötüsüyle, var içinde. Hani ne bileyim, görüpte "DUR!" diye bağırmak istersiniz bağıramazsınız, bağırsanız da sesinizi duyuramazsınız ya. İşte öyle bir okur yapıyor sizi...
Yıllar sonra eski bir fotoğrafı eline aldığında, o haline dönmek isteyeceksin. O karedeki haline… Bu yüzden tüm fotoğraflarda güzel görünmeli insan. Belki komik, belki düşünceli, biraz hüzünlü belki… Ama güzel... Hatta öyle güzel olmalı ki, içinde kendi olmasa da güzelleşmeli tüm fotoğraflar. Çünkü yıllar sonra, eline yalnızca kendi fotoğraflarını almıyor insan... Barış Çağrı Genç, yeni öykü kitabıyla sizi yıllar sonra elinize alacağınız başkalarının fotoğraflarına bakmaya davet ediyor.
"Anılar iyidir oğlum, kendilerini ağır ağır temize çekerler. Sanırım bu yüzden çocukluğun geliyor aklıma, bebekliğin, hatta seni ilk kucaklayışım... Henüz gözlerin açılmamıştı ve çok çirkindin. Seni beğenmemiş, ağlamıştım. Doktorun bana nasıl kızdığı dün gibi aklımda. Sonra ne kadar güzelleştin; saçlarının bukleleri, kocaman gözlerin, minik burnun, mahcup mahcup gülümseyen dudakların. Keşke daha çok fotoğraf çekebilseydik diyorum şimdi..."