Bu hikâye senin dünyanda geçmiyor, benim dünyamda da geçmiyor, Tanrılar ile canlıların beraber yürüdüğü, başka bir dünyada, Tanrı Kral Niglib'in uzun zamandır ihtirasla yönettiği imparatorluğunda geçiyor. İmparatorluğun ücra bir garnizon şehrinde, gizemler ve bilinmezliklerle dolu bir ormanın kıyısında...
İnsanlar bilmediklerinden korkar ya hep, bu garnizon şehrindekiler de komşu ormandaki yaratıklardan korkuyor, en çok da ne olduklarını ve nereden geldiklerini kimsenin bilmediği "ölüler"den. Sez ise farklı. İnsanlardan ve onların dünyasından usanmış küçük bir çocuk, kendine başka bir yol çizmek istiyor. Ancak bilmediği bir gerçek var: Kanlı bir katliama yol açan uğursuz bir kehanetin gölgesi üzerinde dolaşıyor...
Fırat Yaşa, çok beğenilen ve Angoulême Çizgi Roman Festivali seçkisine giren Tepe çizgi romanından sonra, doğa, insanlık ve medeniyet temalarına bu defa fantastik bir hikâyeyle dönüyor. Yine büyüleyici çizimleri eşliğinde, insana dair dokunaklı bir hikâye anlatmayı başarıyor.
Tepe çizgi romanını çok sevdiğim Fırat Yaşa bizi yine bambaşka bir dünyaya götürüyor. İnsanlık var olduğundan beri süregelen iktidar arzusu, mitler, hayvan-çocuk, doğa-insan ilişkisine dair yine düşündüren, duygulandıran bir çizgi roman. Fırat Yaşa'nın işlerini hayranlık ve merakla takip ediyorum. Tepe'yi okuyup sevenlerin çok seveceğini tahmin ediyor, kendisini hiç okumamış okurlara da ısrarla tavsiye ediyorum.
Yine bir Fırat Yaşa klasiği yine efsane bir çizgi kitap. Fırat'ın sadece çizgisini değil hikayeciliğini de çok seviyorum. "Tepe" gibi müthiş, her kütüphanede olması gereken bir kitaptan sonra "Başka Bir Dünyada" da yazarın/çizerin yükselttiği çıtaya ulaşıyor. Bu noktada Fırat kadar Baobab Yayınları'nı da ayağa kalkıp alkışlamam lazım. Hem çok doğru, nokta vuruş bir yayıncılık yapıyorlar hem de Fırat gibi değerleri desteklemek konusunda okurlarla aynı heyecanı paylaşıyorlar.