Bu Kitapta Imam-i Gazali sadece müzik, mübah ve mekruh olan enstrümanlar, beyitler, şiirler, ilahiler ve raks gibi konularla sınırlı kalmıyor. Beni en çok şaşırtan şey, müziği Allah sevgisine ulaşmanın bir yolu olarak ele almasıydı. Ayrıca müziğin tasavvufî boyutuna da derin bir açıklık getiriyor.
Özellikle şu alıntı beni çok etkiledi:
“Yine bir bilge kişi şöyle diyor: ‘Birine herhangi bir makamla bir şey söylendiğinde, vücut organlarının da aynı tempoyla hareket ederek ona ayak uydurduğunu, bunun doğal bir şekilde gerçekleştiğini sorarlar. O da şöyle cevap verir: Söylediğiniz şey, akla dayalı bir aşktır. Akıl bakımından âşık olan kimse, sevgilisini jest ve mimiklerle çağırmaz. Aksine o, tebessümle, farklı mülahazalarla, kaşlarla, göz kırpmayla ve başka tatlı ifadelerle çağırır. İşte tüm bu hareketler birer konuşmadır, ama hepsi ruhla yapılan konuşmalardır.’” S.133
Bu ifadeler bana müziğin sadece İslam’da değil, farklı din ve inançlarda da nasıl ruhu etkileyebildiğini düşündürdü. Özellikle bazı frekansların (örneğin 528 Hz – “aşk frekansı”) insan üzerinde farklı etkiler yaratabileceğini aklıma getidi.