Jump to ratings and reviews
Rate this book

Annemin Uyurgezer Geceleri

Rate this book
Unutma yetisini kaybetmenin siyah mermerden yapılmış kaskatı bir levha haline getirdiği hayatım bundan otuz küsur yıl önce altüst oldu. Bir gece sabaha karşı bir saatte annemin uyurgezer olduğunu fark ettim. Ama hayatım annem uyurgezer olduğu için değil, annemin uyur halde gezerken bana söylediği şey yüzünden altüst oldu. Annem o gece benliğime öyle bir darbe indirdi ki, bir daha yaşadığım hiçbir şeyi unutamadım.

Annemin annesinden nefret etmesi gibi, ben de annemden nefret mi ediyorum, bu yüzden mi E.’den kopamıyorum, bağımsız bir Şehnaz olamıyorum diye kendime soruyordum. Cevaplarından korktuğum sorulardı bunlar.

Unutamayan bir belleğin kişisel muhasebesi, hayata rengini veren otuz yıllık güçlü bir aşkın anatomisi ve bir ülkenin toplumsal panoraması.

Annesinin uyurgezerliği bilinçdışının labirentlerinde kaybolduğu sanılan aile sırlarını açığa çıkarırken buna tanık olan Şehnaz’ın belleği unutma yetisini kaybeder. Öğrendiği sırlar sadece aile sırları değildir, Osmanlı’dan günümüze uzanan toplumsal ve trajik bir kadınlık durumudur. Ekonomi profesörü Şehnaz kadınların yüzyıllardır süren yok-hayatlarını sorgularken erkeklerin hayattan erken çekildiği kadıncıl ailesinin var olma sürecini bir akademisyen gözüyle ele alır. Kişisel muhasebesini yaparken toplumsal normlara uymayan otuz yıllık aşkının zehirli yanlarıyla yüzleşir, bu sırada aklında bir başka kadın, büyük aşkı E.’nin karısı Eyşan vardır.

Annemin Uyurgezer Geceleri, bireysel hatıraların nasıl toplumsal hafızaya dönüştüğünü güçlü bir edebiyat diliyle sorgularken okurları bu ülkede kadın olmanın düşünmekten kaçındığımız gerçeğini de düşünmeye zorluyor.

438 pages, Paperback

Published November 6, 2025

Loading...
Loading...

About the author

Ayfer Tunç

39 books1,008 followers
Erenköy Kız Lisesi'nin ardından İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. Üniversite yıllarında çeşitli edebiyat ve kültür dergilerine yazılar yazmaya başladı. Edebiyat üzerine ilk yazılarını 1983 yılından itibaren çeşitli dergilerde yayımladı. 1989 yılında gazeteciliğe başladı. Sokak dergisinde, Güneş ve Yeni Yüzyıl gazetelerinde çalıştı. 1989 yılında "Saklı" başlıklı öyküsüyle Cumhuriyet gazetesinin verdiği Yunus Nadi Öykü Ödülü'nü kazandı. 1999-2004 yılları arasında Yapı Kredi Yayınları'nda yayın yönetmeni olarak çalıştı. 2001 yılında yayımlanan Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek başlıklı yapıtı, 2003 yılında altı Balkan ülkesinin katılımıyla düzenlenen Balkanika Ödülü'nü kazandı ve altı Balkan diline çevrilmesine karar verildi. 2003 yılında Sait Faik'in öykülerinden hareketle yazdığı Havada Bulut başlıklı senaryosu filme çekildi ve TRT'de gösterildi. Aliye ve Binbir Gece dizilerinin senaryo ekibinde yer aldı.

Eserleri

* 1989 - Saklı, Cem Yayınları, 1989, Öykü
* 1992 - Kapak Kızı, Simavi Yayınları, 1992, Roman
* 1995 - İkiyüzlü Cinsellik, Altın Kitaplar, 1995, Araştırma (Oya Ayman ile)
* 1996 - Mağara Arkadaşları, Yapı Kredi Yayınları, 1996, Öykü (ISBN 978-975-3635-16-5)
* 2000 - Aziz Bey Hadisesi, Yapı Kredi Yayınları, 2002, Öykü (ISBN 978-975-3635-68-4)
* 2001 - Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek, Yapı Kredi Yayınları, 2004, Yaşantı (ISBN 978-975-0806-63-8)
* 2003 - Taş - Kağıt - Makas, Yapı Kredi Yayınları, 2004, Öykü (ISBN 978-975-0806-85-8)
* 2006 - Evvelotel, Can Yayınları, 2006, Öykü (ISBN 978-975-0706-30-1)
* 2007 - Ömür Diyorlar Buna, Can Yayınları, 2007, Yaşam Dizisi (ISBN 978-975-0707-77-3)
* 2009 - Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi, Can Yayınları, 2009, Roman Dizisi (ISBN 978-975-0710-24-7)
* 2010 - Yeşil Peri Gecesi, Can Yayınları, 2010, Roman Dizisi (ISBN 978-975-0712-18-0)
* 2011 - Suzan Defter, Can Yayınları, 2011, Roman Dizisi (ISBN 978-975-0712-97-5)
* 2014 - Dünya Ağrısı, Can Yayınları, 2014, Roman Dizisi (ISBN 978-975-0719-28-8)
* 2018 - Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, Can Yayınları, 2018, Roman Dizisi (ISBN 978-975-0736-80-3)
* 2020 - Osman, Can Yayınları, 2020, Roman (ISBN 978-975-0745-52-2)

Senaryo
Düş, Gerçek, Bir de Sinema (1995)
Usta (2008)
72. Koğuş (2011)

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
942 (41%)
4 stars
894 (38%)
3 stars
372 (16%)
2 stars
71 (3%)
1 star
15 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 226 reviews
Profile Image for Eylül Görmüş.
834 reviews5,370 followers
November 20, 2025
Annemin Uyurgezer Geceleri yüzünden bana birkaç gece uykusu borcu var Ayfer Tunç’un, zira “bir başlayayım şu kitaba” dedim ve sonrasını hatırlamıyorum resmen. Üç gündür her boşlukta, geç yatıp erken kalkarak, uykumu kurban edip elimden bırakamayarak okudum, bugün bitirdim.

Polisiye sürükleyiciliğindeki bu koca romanı tek kelimeyle özetlemem istense “iktidar” derdim, çünkü anlattığı hikayenin her katmanında mikro ve makro iktidarları didikliyor Ayfer Tunç. Anne-kız ilişkisindeki, romantik ilişkilerdeki iktidarı odağına alır gibi gözükürken arkada ve satır aralarında da Türkiye’deki büyük iktidar ve sermaye değişimini detaylandırıyor, öndeki hikayenin arkadaki toplumsal ve sosyolojik değişimle nasıl ilişkili olduğunu anlatıyor.

Bir ailenin üç kuşak kadınının öyküsünü zamanda sürekli ileri geri giderek okuyoruz kitapta. Paşa kızı bir anneanne, onun öğretmen kızı ve onun da ekonomi profesörü olmuş kızı; anlatıcımız Şehnaz. Bir gece annesinin uykusunda yürümesi ve Şehnaz’ın o güne dek hiç bilmediği aile sırlarını ifşa etmesiyle beraber hikaye önce düğümleniyor, annenin uyurgezerliği sürdükçe de o düğüm yavaş yavaş çözümleniyor.

Bu bol kadınlı hikayede aslında bolca da erkek var. Ölü erkekler, diri erkekler. Bedenen veya ruhen zarar veren erkekler. Bu erkeklerden en önde olanı, Şehnaz’ın hocası ve sonra da sevgilisi olan, evli bir adam olan E. E’nin ismini öğrenmiyoruz zira E. pek çok erkeği ve erki temsilen orada. E. çok tanıdık biri bana sorarsanız, maalesef. Zayıflığını ve zavallılığını bir büyük ego ve kibir maskesiyle örtmüş, acınasılığını acımasızlıkla perdelemiş, muhtaciyetini muktedirlik maskesi altına saklamış bir adam. Şehnaz’ın ona duyduğu ve uzun yıllar aşk sandığı şey de aşk değil, zira iktidar ilişkisinin bu denli asimetrik olduğu bir yerde aşktan söz edemeyiz kanımca, aşka benzeyen ama bambaşka şeylerden müteşekkil bir duygu o. Şehnaz ve E. ilişkisi o kadar iyi yazılmış, o asimetrinin ilişkilerinin her yerine nasıl sindiğini, nasıl biçimlendirdiğini o kadar iyi anlatmış ki Ayfer Tunç satır aralarında, insan okurken öfke, acıma, şefkat karışımı bir tuhaf duygunun içinde buluyor kendini.

Ha gerçi tüm karakterler muazzam yazılmış, kanlı canlı önümde belirdi her biri ve kafamda karşılık buldu, hayatımdan birilerinin yüzünü aldı. Keza aynı şekilde, hayatının kahir ekseriyetini Kadıköy’de geçirmiş biri olarak romanın mekanı olan Kadıköy de sokakları, ağaçları, zaman içinde yiten veya değişen sesleriyle gözümün önünde vücut buldu okurken, böyle bir romanın şehrin en belirgin dönüşümlerden birini geçiren Kadıköy’ü kendine mesken tutması bence hikayeyi şahane tamamlıyor.

Anlatıcımız Şehnaz, kendisinin de işaret ettiği üzere Borges’in ünlü Funes karakteri gibi unutamamaktan muzdarip olduğu için neredeyse bir yüzyıla yayılan bu hikayeyi film seyreder gibi okudum. Bu yorum da Borges’in Funes’e dair söyledikleriyle bitsin madem: “Her şeyi hatırlamanız gerekmez, çünkü sözgelimi benim Funes adlı karakterim sonsuz bir belleğe sahip olduğu için sonunda aklını kaçırır. Hiç kuşkusuz, her şeyi unutursanız artık var olamazsınız. Çünkü insan geçmişinde var olur. Yoksa kim olduğunuzu, adınızın ne olduğunu bile bilemezsiniz. O iki öğenin karışımını aramalısınız. Bellek ve unutuş, buna hayal gücü adını veriyoruz. Cafcaflı bir ad.”

Ne diyeyim, hayal gücünüze müteşekkiriz Ayfer Hanım. Çok, çok, çok sevdim.
Profile Image for Korcan Derinsu.
671 reviews519 followers
November 21, 2025
2.5/5

Sonra belki daha uzun yazarım ama ilk izlenimim hem çok geveze hem de "kör göze parmak" olduğu yönünde. Bu gevezelik beraberinde tekrar hissini de uyandırıyor. Merkeze konan ilişki de Şehnaz karakteri de ilgimi çekmedi doğrusu. Sonrasında romanın evreni genişledikçe, özellikle sermayenin değişimi, ülkenin değişimi, gücün irdelenmesi ve diğer kuşakların da dahliyle daha bir güzelleşiyor ama hem olması gerekenden uzun hem de kurgu olarak zayıf olduğu için yine de tatmin edemiyor. Zayıf diyorum başka bir yazar yazmış olsa daha farklı bakardım ama Ayfer Tunç olunca ister istemez beklentim yüksek. Çok istesem de aradığımı bulamadım ne yazık ki. Okuyucuya hiç alan bırakmayan, her şeyi ama her şeyi anlatmaya, göstermeye çalışan metinlerle bağ kuramıyorum, bence anlaşamamamızın en büyük nedeni bu.
Profile Image for Bahar.
210 reviews40 followers
January 26, 2026
Her şey var ama hiçbir şey çalışmıyor.
Babalar “yok”, ama bu yokluk karakteri özgün bir yere itmiyor.
Taciz/tecavüz var, ama anlatı risk almıyor.
Toksik ilişki var, ama dinamik çözümlenmiyor.
Kuşaklar arası travma var, ama bu sanki aktarımın sonucu değil, tesadüflerin yan yana gelişi gibi duruyor.
Tüm bunlar ardı ardına dizilmiş; fakat birbirine çarpıp kıvılcım çıkarmıyor.
Romanın en zayıf noktası bence şu: Okura sürekli “bak ne kadar ağır” diyor, ama okurun bunu kendisinin keşfetmesine alan açmıyor.
Ayfer Tunç bu kez fazla risk almadan güvenli patikadan yürümeyi tercih etmiş; belki tam da bu yüzden vermek istediği duygu bana geçmedi.
Profile Image for Didem.
215 reviews22 followers
December 27, 2025
Ayfer Tunç, yaklaşık 8-9 sene önce kitaplarını okumaya başlağımda çok beğendiğim bir yazardı. Sonra deprem oldu, sonra Kuru Kız çıktı derken hevesim çok kaçtı. Bu kitabı da belki severim diye merak etmiştim ama kendisini sevdiğim o dönemleri anımsatmadı.

Kitap aslında iki ayrı kolda ilerliyor gibi. Şehnaz’ın üniversitede yanında çalıştığı ve evli olan hocası E. ile saplantılı aşkı ve Şehnaz’ın annesi, anneannesi ve büyük annesinin yıllar içindeki zorlu erkek egemen hayatları. İlk bölüm diyebileceğim kısımda E ile ilişkisinden çok yoruldum, ikinci yarısı biraz daha akıcı ve daha az boğucu geldi.

Sadece konu itibari ile değil anlatım şekli ile de çok yorucu bir kitaptı. Bir iki hafta önce Twitter’da hatırlayamadığım birisi “konuşmaya başladı ve kitap boyunca hiç susmadı” demişti, çok hak veriyorum. Bir çok farklı ve klişe sayılabilecek derdi tasayı toplayıp üzerinize resmen boca ediyor Ayfer Tunç. Konusu merak ettiriyor mu ettiriyor. Hızlı okudum mu okudum. Yine de anlamsızca yorucu bir hikaye ve anlatım tarzı olduğunu düşünüyorum.

Okurken aklıma da Sezen Aksu geldi. Eski eserlerini yaşanan bir çok şeye rağmen içime sinmese de çok beğenirim, severek dinlerim. Uzun zamandır çıkardığı şarkıları ne kendi tarzına benzetiyorum ne de açıp dinliyorum. Ayfer Tunç da benim için bir nevi Sezen Aksu oldu. Belki bir şans daha veririm yeni kitabı çıkarsa ama beklentiye gireceğimi sanmıyorum.
Profile Image for damla yıldırım.
200 reviews36 followers
November 17, 2025
Oh be nihayet Ayfer Tunç edebiyatı diye çığlık atmak istiyorum çok sevgili okurlar! misler gibi Ayfer be üç yıl önce çıkardığı Kuru Kız adlı rezalet ötesi kitabından sonra nihayet okurlarının eleştiri okları,tokatları ve de zorbalıkları meyvesini vermiş olacak ki Ayfer'im kaybolan yönünü bulmuş Türk edebiyatına yine 'ben buradayım ölmedim daha!' sesleriyle geri dönmüş.

kitabı ilk elime aldığımda gerçekten çok korktum 'eyvah dedim ya yine kötüyse!' ama sonra okudukça içime ılık ılık o Ayfer Tunç sesi girdikçe 'tamam işte bu !' demekten kendimi alamadım sevgili okur nihayetinde yüz yüz verimli olan her topraktan her sene yüzde yüz verim alamayız ben de Ayfer Tunç'u verimli bir toprağa benzettim ama benim için öyle be sevgili okur!

Annemin Uyurgezer Geceleri eski Ayfer Tunç tadında sapasağlam bir girişle başlayıp üç kuşak kadının hikayesini birbirine bağlarken okuduğunuzda tadından yenmeyecek bir hikaye sunmaktan geri durmuyor yazar bize. Kişisel belleğin insanı oyuna,yakın geçmişine tanıklık ederken sizi alıp savurup savurup atan bir rüzgarla dans ediyorsunuz ve kaçınılmaz olan yüzleşmelerden de payınızı alarak okuyorsunuz kitabı.

Hatıraların nasıl bir kaneviçe gibi ilmek ilmek insan beynine işlediğini de, edebiyatın nasıl güçlü bir sorgu aracı olduğunu da zank diye anlayıveriyorsunuz.

Ben çok sevdim okurken çok da lezzetliydi yemin ederim size de afiyetler olsun.
Profile Image for yasolarca .
22 reviews6 followers
November 20, 2025
2.5'tan 3, goodreads keşke yıldızlama sistemini değiştirse artık. Elim gitmedi 2 yıldıza.
O kadar ama o kadar hayal kırıklığı oldu ki benim için, ben 3 kuşak kadının birbirine dolanan hikayelerini okuyacağız zannetmiştim ama bu kısım romanın %20si anca eder. Bir de gereksiz şeyler hakkında gereksizce çok konuştuğu için romana adını veren geceler sonrası ana karakterin yaşaması gereken kimlik krizine bile hiç değinilmemiş. Şahsen Şehnaz'ın annesi, anneannesi ve büyük büyük annesi benim ilgimi Şehnaz'dan daha çok çekti, Eyşan bile daha okunası bir insandı. Bu kadar kadın karakterin etrafında en sıkıcı kişiliğe sahip kadından onları dinlemek tat kaçırıcı. Ayfer Tunç belki sonraki işlerinde diğer kadınları yazar Yeşil Peri Gecesi ve Osman gibi, ama bildiğimiz kalemiyle geri dönecekse yazar umarım.
Profile Image for Yelin.
32 reviews2 followers
December 4, 2025
Edebiyatımızda iyi editörlere çok ihtiyaç olduğunun kanıtı gibi bir roman. Oldukça dağınık, gereksiz tekrarlarla dolu ve duygu dolu olabilecek birçok an pas geçilmiş. Hayal kırıklığı…
Profile Image for Ebru Çökmez.
282 reviews63 followers
May 7, 2026
Benim sevdigim yazarların çoğu hayatta değil. Ayfer Tunç sevdiğim yazarlardan biri. Yeni çıkan kitabını alıp okumayı, sonrasinda kitap ile ilgili söyleşilerini dinleyebilmeyi çok kıymetli buluyorum. Bu yazdığı kitapların hepsine bayıldığım anlamına gelmez tabi. Mesela Kuru Kız cok da favorim olmadi.

Annemin Uyurgezer Geceleri kitabında anlattığı bir ailenin dört kuşak kadınlarının hikâyesi, çok sevdiğim üçlemesinin tadını verdi bana.

Kuşaklar boyunca kadınların ataerkil toplumda kadın olma kaynaklı travmalarına odaklaniyor kitap. Her kuşakta travmanın şiddeti,  biçimi değişsede kaynaği aynı. Erkekler!.

Dört kuşak kadının (Esme, onun kızı Hatice Şehbal, onun kızı Ayhan ve onun kızı Şehnaz) güya unutulmuş en ağır travmaları, artık 60'lı yaşlarinda bir akademisyen olan Şehnaz tarafindan anlatılıyor. Şehnaz, annesinin uyurgezerliği sırasında anlattıkları ile hem aile köklerini hem de kendi kimliğini yeniden keşfediyor. Tam 30 yıl metres hayatı yaşadığı ve sürekli manipüle edildiği E. ile ilişkisini de bu arada masaya yatırıyor. Değer görmediğini bile bile yaşadığı gerçekten aşk mıydı? Yoksa bu ilişkiden kopamayışı, anneannesinin ve annesinin yaşadıgi travmalarının bilinçaltındaki izdüşümü olabilir mi?

Kitabin ilk bölümünde Şehnaz'ın E.'ye aman da ne kadar aşık oldugunu, E.nin ne kadar da bulunmaz hint kumaşı oldugunu anlattığı bir türlü bitmeyen kısımlar, kadının kendini sürekli küçük düşürüşü bunalttı beni. Ama annenin ikinci uyurgezer gecesinden itibaren roman şahlandı diyebilirim.

Çok etkileyici sahneler yazmış Ayfer Tunç.
Osman'dan sonra en sevdiğim kitabi oldu şimdilik.
Profile Image for Beyza A. .
130 reviews2 followers
November 21, 2025
3.5
Ayfer Tunç beğendiğim, Kapak Kızı üçlemesinin özellikle Yeşil Peri Gecesi'nden çok etkilendiğim ve tüm kitaplarını okuduğum bir yazar. Bu romanla ilgiliyse "ama" içeren düşüncelerim var. Öncelikle romanın biraz uzun tutulduğunu düşünüyorum. Kadın-erkek, aile, arkadaş, iş hayatı hatta hastanelerdeki refakatçi ilişkilerinde iktidar meselesi üzerine kurulan olay örgüsüne itirazım hiç yok ama buna paralel özellikle akademik hayattaki çürüme/ yozlaşmaya yönelik tespitlerin araya serpiştirilmesi, mesajların açık açık verilmesi benim için akıcılığı bozan noktalardı.
Ne kadar zeki, okumuş, kültürlü, güzel de olsa erkek egemenliği altında kendi karakterlerini bulamayan kadınlar(Şehnaz/ Eyşan), yaşanan "toksik" ilişki, bir tür bağımlılığa dönmüş "bitmeyen aşk" meselesi konularında da çok emin değilim, çok özgün gelmedi okuduklarım. E. ile olan kısımlardan bu nedenle hiç etkilenmedim.
Kitap benim için iki bölüm gibiydi; Şehnaz'ın E. ile olan aşkı ve ilişkisi ağırlıklı ilerleyen, bu ilişki anlatılırken romandaki üç temel kadın karakterin ilişkilerine de giriş yapan ilk bölüm ile E.'nin neredeyse yok olduğu ve üç temel kadının geçmişlerine yer veren, annenin uyurgezerliğinin detaylandırıldığı ikinci bölüm. Ben açıkçası bu ikinci bölümü daha çok sevdim.
Genel olarak ise romanın kendisinin de uyurgezer bir anlatımı var gibi geldi bana. Biraz oradan oraya sürüklenen, E.'den anneanneye geçiveren, annenin yaşadıkları anlatılırken bir anda doktor komşunun geçmişine dair kısa bilgiler veren bir anlatım. Bu, benim için akıcılığı yavaşlatan bir anlatım oldu; bazı detaylar, tespitler ve olaylar hiç ilgimi çekmedi.
Galiba ister istemez Ayfer Tunç'un önceki romanlarıyla kıyaslama yapıyorum. Bu nedenle puanım düşük olabilir.
Profile Image for Dilek Uzunoğlu.
229 reviews1 follower
March 25, 2026
“Unutmak insan beyninin hayatı sürdürebilmek için bulduğu en muhteşem çözümdü.”

"Geçmiş tuhaftı.İnsanı hem hayata bağlayan hem her an kopup gitmeye hazır,en zaaflı,en zor,en zayıf parçaydı.”

"İnsanın özünün kötü olduğuna inanıyordu. İn­san, iyi insan olmak için çok çabalamak zorundaydı ama kötülük için çabalamaya gerek yoktu."

"İnsan yaşadıklarını korktuğu için unutur ya da utandığı için."

"Ama hayat bir yanılsamadan başka ne ki zaten; ger­çek miyiz rüya mıyız, var mıyız yok muyuz; bundan kim emin olabilir?"

"... yaşama sevinci öldürülemiyordu, bir süreli­ğine soldurulabiliyordu ama yok edilemiyordu."

"Ölenler öldü, kalanlarla sonu olmayan, bozuk bir yolda düşe kalka yü­rüyoruz."

"Babasız büyüyen bir kız çocuğuydum, kahramanlarım kadınlardı."

"Korkunç bir yalnızlık duygusuydu hissettiğim. San­ki şehirleri, ülkeleri, gezegeni dolduran bütün insanlar dünyanın öz çocuğuydu, bir tek ben değildim."

"İnsanın kendi kendini aşağıladığı küçük anlar çok büyük travmalar aslında çünkü insan kendini kendine karşı savunamıyor. Aşağılayan kendisi, aşağılanan kendisi, nasıl yaps��n?"

"Yalnız olmaktan şikayetçi değilim, yeni insanlara ne tahammülüm var ne de tanışma arzum. Pek çok arkadaşım gibi ben de yalnızlığıma marazi şekilde bağlandım."

"İnsan gerçeğin izlerini örtebilen, kuşkularını gömebilen bir varlıktı. İnsan öyle acayip yeteneklerle donanmıştı ki gözünün önündeki gerçekten kaçmayı başarabiliyordu."
Profile Image for Goknilirmak.
103 reviews4 followers
January 4, 2026
Ortaya karışık alevli meyve tabağı benzeri bir öykü, roman diyemedim. Yazarı, Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Yazılmış Kısa Tarihi ile hatırlamayı tercih ederdim. Zaman kaybı.
Profile Image for Metin Celâl.
Author 34 books155 followers
November 26, 2025
‘Annemin Uyurgezer Geceleri’ bellek, unutma ve hatırlama üzerine kurulu, dört kuşak kadının hikayesini toplumsal değişimi de ihmal etmeden anlatan bir roman. Büyük anneanne Esme, anneanne Hatice Şehbal, anne Ayhan ve torun Şehnaz’ın kaderleri, yaşadıkları ve öyküleri birbirine bağlanıyor.

Romanın ana karakteri Şehnaz, “hiçbir şeyi unutamayan” bir iktisat profesörü. Yaşadığı olayları tüm ayrıntılarıyla anımsayabiliyor. Buna kokular da dahil. Bu öyle bir anımsama gücü ki çok küçük yaşlara kadar gidebiliyor. “Unutamama hastalığı” da denilen “Hipertimezi”ymiş bu hastalığın adı. 2006’da tıbbi literatüre girmiş. Dünya çapında yalnızca birkaç düzine kişide görülen oldukça nadir bir hastalık.

Şehnaz her şeyi anımsıyor ve zaten anımsamak istiyor ama annesi ve anneaannesi yaşamlarını “unutmak” üzerine inşa etmişler. Anne Ayhan anımsamamak üzerine kurmuş hayatını ve ne yaşadıysa bilinçaltına bastırmış. Paşa kızı olduğunu iddia eden anneanne Hatice Şehbal ise geçmişini kendine göre yeniden yazıyor, ayrıntılandırıyor anılarını anlatırken ve anlattıklarına öncelikle ve en çok kendi inanıyor. Büyükanneanne Esme de unutmak isteyenlerdenmiş ama o kadar acı şeyler yaşamış ki bunları belleğinden silmesi mümkün olmamış ve çıldırmış.

Kitabın ismine kaynaklık eden olay, Şehnaz’ın annesi Ayhan’ın uyurgezer olduğunu fark etmesi. “Uyurgezerlik (somnambulizm), kişinin uyku sırasında bilinçsizce kalkıp dolaşması veya çeşitli davranışlar sergilemesidir. Genellikle derin NREM uykusunda ortaya çıkar ve kişi ertesi gün bu olayları hatırlamaz” diye tanımlanıyor. Şehnaz annesini uykuda gezerken yakalıyor. Tam bir disiplin, ahlak abidesi olan, örnek insan ve iyi öğretmen Ayhan Hanım uyurgezerlik sırasında tamamen zıt bir kişiliğe dönüşüyor. Bu durum ve annesinin o haldeyken söylediği küçük cümleler ya da birkaç isim Şehnaz’ın anımsamalarını tetiklediği gibi geçmişiyle ilgili sorular sormasına ve bu soruların cevaplarının peşine düşmesine neden oluyor.

Romanın diğer boyutunda Şehnaz ile üniversitedeki hocası E. arasında yaşanan, 30 yıl süren yasak veya imkansız bir aşkın hikayesi var. E., mesleğinde çok başarılı, saygın, tanınan ve entelektüel birikimi yüksek bir iktisatçı akademisyen. Yakışıklı, etkileyici ve entelektüel. “Mükemmel” görünen bir evliliği, düzenli bir hayatı ve mesleki başarıları ile örnek insan olarak gösterilebilecek bir tip. Dışarıdan bakıldığında nazik, düşünceli ve duygusal. Yakından tanındığında ise kibirli, ukala, olağanüstü bencil, sevgisiz ve saygısız. Hayatta kendinden başkasına önem vermeyen, her şeyi kendi çıkarı için yapan, yorumlayan, işler istediği gibi gitmeyince de hemen kabalaşabilen bir tip. Ama bu özelliklerini ustaca gizliyor. Aşkı için hiçbir fedakarlıkta bulunmuyor, düzenini bozmuyor, karısından ayrılmıyor ve fırsat bulduğunda sevgilisine köle ya da hizmetçi muamelesi yapmaktan çekinmiyor. Çok tanıdık bir tip, belki de ismi o nedenle gizli tutuldu diye düşünmeden edemiyorsunuz.

Şehnaz ile üniversitedeki hocası E. arasında yaşananlar akademide, kültür -sanat ve iş dünyalarında sıkça rastlanan bir ilişki tipi. Romanda herkesin açık adı var ama E.’ninki adının ilk harfiyle belirtiliyor demiştim, çünkü tipikliğin yanında bu kısaltma Şehnaz için anlaşılmaz bir tutkuyla bağlandığı adamın hep bir “bilinmez” veya “tam sahip olunamayan” olduğunu simgeliyor. Bu nedenle de Şehnaz’ın aşkı tutkuya, tutkusu bağımlılığa dönüşüyor ve hemen terk etmesi gerektiğini bilmesine rağmen E’yi ölene kadar bırakamıyor. İlişkinin ne zaman başlayıp ne zaman duracağını, ne kadar süreceğini ve ne kadar yakınlaşılacağını hep E. belirliyor. Şehnaz hep “bekleyen”, E. ise “lütfeden” konumunda. Yani iktidar hep E.’de.

İlk bakışta Şehnaz’ın E.’ye hastalıklı tutkusu garip ve sıradışı gibi görünüyor ama ayrıntılara indikçe bunun da tipik olduğunu ve sadece aşkta değil birçok insan ilişkisinde böyle iktidarlar kurulduğunu ve bu yapıların kolay yıkılmadığını görüyorsunuz.

Ayfer Tunç romanlarında kadın deneyimleri, toplumsal yabancılaşma, beden ve kimlik sorunları, aile ve kuşaklar arası travma, iktidar ilişkileri gibi temaları işler. Biçemsel olaraksa çok seslilik, parçalı zaman kurgusu, grotesk ve karnavalesk unsurlar, gerçekçilik ile post-modern kırılmaların karışımı gibi özellikler öne çıkar. “Annemin Uyurgezer Geceleri”nde de bu nitelikleri buluyoruz.

Ayfer Tunç, çok yoğun, detaylı ve katmanlı bir yapı kurmuş. Anlatı düz bir çizgide değil Şehnaz’ın zihnine uygun olarak sarmallar halinde gelişiyor. Bir koku, bir ses, bir görüntü veya bir kelime onu tetikliyor ve geçmişteki bir âna götürüyor. Sarmallar nedeniyle Şehnaz nasıl farklı zamanlardaki olay ve kişileri sürekli anımsıyorsa metin de aynı olayları tekrar tekrar yineliyor. Bu durum okur için zorlu hatta biraz bunaltıcı yapı oluşturuyor. Ayfer Tunç’un bunu kasten yaptığını düşünüyorum, Şehnaz’ın ruh halini tam olarak anlamamızı istemiş. Bu tekrarlarla, pekiştirmelerle gelişen metnin zorluğunu akıcı ve tempolu bir anlatım ve sarsıcı olaylarla aşmış. Tabii aslında çok farklı kişiliklerde ve toplumsal şartlarda olsalar da dört kuşaktır kadınların yaşadıkları da birbirinin benzeri. Bu benzerlik de bir sarmal ve yineleme oluşturuyor.

Türkiye’nin özellikle son 30-40 yılda yaşadığı kültürel değişimi, orta sınıfın çöküp yoksullaşmasını da aynı evde yaşayan anneanne, anne ve kızlarının yaşadıkları ve Şehnaz ile E.’nin ilişkisi örneklerinde anlatıyor. Roman bu boyutuyla aynı zamanda toplumsal çöküşün de öyküsü halini alıyor. Tabii Şehnaz ve E.’nin ilişkisi akademiye, orada kurulan ilişkilere ve kültürel çöküşün eğitim hayatına nasıl yansıdığına da bakmamızı sağlıyor.

Türkçe yapı itibariyle uzun cümlelere uygun bir dil değil. Yani Almancadaki gibi bir sayfa süren cümleler yazamazsınız. Uzun yazdığınızı sandığınız cümleler aslında cümleciklerden oluşur ve kolayca cümlelere bölünebilir. Anlatıcı Şehnaz’ın içsel monologları noktalı virgüllerle ilerleyen yapısıyla iyi örnek olarak verilebilecek uzun cümleler olmuş. Şehnaz’ın bu monologlarının yapısı ve içerikleri bana Thomas Bernhard’ın yapıtlarını anımsattı. Bernhard’ın kahramanları gibi Şehnaz da çok iyi anımsıyor ve anımsadıklarının da katkısı ile çok ağır ama haklı bir şekilde eleştirebiliyor. Tek eksiği bu eleştirilerini kuvveden fiilie geçirememesi. Tellaffuz bile edemiyor. Zaten toplum olarak da en büyük sorunumuz bu değil mi?
Profile Image for Serap.
286 reviews8 followers
December 8, 2025
İnsan ruhunu anlatma konusunda en başarılı yazarlarımızdan biri Ayfer Tunç, bu romanda bir kez daha yapmış bunu. Hani böyle birkaç gün bir romanın evreninde kaybolup gitmek istiyorsanız, bu kitap tam da onu yapıyor size.

Bir aile draması olarak başlayıp okudukça katman katman açılan, iç içe geçmiş kadınlık deneyimlerini, bastırılmış hatıraları, toplumsal cinsiyet rollerini size sunan bir hikaye. Bir ailenin birkaç kuşak kadın üyelerinin adeta birbirlerine miras gibi aktardıkları kadersizliklerini anlatıyor yazar. Bunu da dramatize etmeden, içinize işleyen bir dille yapıyor. Her karakterin kendi içinde taşıdığı yaralar, seçimler ve mecburiyetler o kadar tanıdık ki bu ülkede, hikaye bir süre sonra yalnızca bu aileyi değil; belleği, kadın oluşu ve kuşaklar boyunca süren sessiz bir mücadeleyi de okumaya dönüyor.

Roman ilerledikçe, özellikle Şehnaz’ın annesiyle hesaplaşma çabaları ve geçmişi anlama isteği, kitabın duygusal merkezine dönüşüyor. Bunun yanında, yıllarca aşk sandığı ama bir bağımlılık ilişkisine dönüşen E. ile olan hikayesi yer yer beni sinirlendiren, nasıl böyle davranırsın, nasıl bunu kabul edersin diye sürekli sorgulatan bir çatışma yarattı. Şehnaz’ın kırılganlığı, insanın kendini kandırma biçimleri, toksik ilişkilerin nasıl adım adım normalleştirildiği, yıllar sonra ilişkideki dinamikleri adeta itiraf eder gibi kabullenişi, tam da hayatta çoğu zaman olduğu gibi.

Kurgu olarak zamanda ileri gidiş gelişlerle adeta bir yap-bozu parça parça tamamlıyoruz. Ayfer Tunç’un duru Türkçesini okumayı çok seviyorum, bu kitap da yine öyle. Hikayenin de ayrı bir sürükleyiciliği var zaten. Şehnaz ara sıra aklıma gelecek kesin. Belki bu kitap da uzun aralıklarla gelen Kapak Kızı üçlemesine dönüşür, ne güzel olur.
Profile Image for övgü.
24 reviews
February 2, 2026
Sevdim ama çok yoruldum.
E.'yi okudukça narsist adamlardan ne kadar sıkıldığımı bir kez daha haıtrladım. Kendinden başkasını sevemeyen (ki o da şüpheli), bağ kurmayan, yaptıklarının sorumluluğunu almayan, ilişki kurmaktan tek anladığı tahakküm kurmak olan, iletişim kurmak yerine manipüle etmeyi tercih eden... İşte, okulda, sosyal hayatta herrr yerdesiniz. Sizi tanıdığıma hiç memnun değilim. Keşke azalarak bitseniz.
Ve E. bir yana bazı cümlelerin tekrar tekrar açıklanması da kitapla bağ kurmamı zorlaştırdı. Kitaba başlarken bundan daha çok seveceğimi düşünüyordum açıkçası. İşte böyle..
Profile Image for Barış.
324 reviews13 followers
May 3, 2026
Beğenmedim. Yer yer sıkıcı, yer yer didaktik. Bir öğretmen gibi anlatıyor, o yanlış, bu yanlış diyor. Bu konuyu çok daha akıcı ve tekrara düşmeyen bir anlatıyla verseydi tadından yenmezdi. Bir de işaret edip durmayacak hep. Eğitici öğretici çocuk kitapları gibi.

Şimdiye dek okuduğun üçüncü kitabı yazarın. Her üçünde de kadınları çok çaresiz, çok vasat/yüzeysel gösterdiğini düşünüyorum. Güçlü kadınlar bile eksik ve hasarlı. Bende bıraktığı izlenim öyle.

Bir de kitabın bitişini iki satır Eyşan 'la kapamış. Eyşan niye E'nin Şehnaz'la metres hayatı yaşamasına ses çıkarmıyor? Bunu çok merak ediyordu Şehnaz. Merak ettiğimizle kaldık.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Cemre.
736 reviews577 followers
March 10, 2026
"Ama hayat yanılsamadan başka ne ki zaten; gerçek miyiz rüya mıyız, var mıyız yok muyuz, bundan kim emin olabilir?"
s. 437

Ayfer Tunç, çok severek okuduğum bir yazar. Bu nedenle, yılın ilk kitaplarından biri olarak Annemin Uyurgezer Geceleri'ni okumak istemiştim; ama görüldüğü üzere Mart'ın neredeyse ortasına gelmişken ancak bitirebildim. Bu durum kitapla değil, tamamen benim yoğunluğumla alakalıydı. Geçen hafta biraz sakinleşince, yaklaşık kırk sayfa okuyabildiğim kitabıma döndüm ve çok kısa bir süre içinde bitirdim.

Kitabı okurken "bu sefer çok sevmedim galiba" hissini taşısam da dün gece bitirdiğimde çok etkilendiğimi fark ettim. Belki Şehnaz'la farklı alanlarda da olsak aynı mesleği yapmamızdan, belki anlattığı "Cumhuriyet öğretmeni" profilinden hayatımda annem olarak değil ama daha katı şekliyle anneanne ve babaanne olarak iki figürün bulunmasındandı, bilemiyorum. Şehnaz'ınki gibi bir ilişki durumu içinde hiç bulunmasam da, bulunmayı asla istemesem de kitabı bitirdiğimde şu soruyu sordum kendime: Acaba Şehnaz'a her şeye baştan başlama şansı verselerdi, her şeye rağmen, yine E. ile olmayı ister miydi yoksa bu ihtimalden koşarak uzaklaşır mıydı? Bu ilişki ne kadar toksik ne kadar "tek taraflı" gibi görünse de yine isterdi cevabını vererek kitabımı kütüphaneme koydum.

Bir önceki paragraftan kitabın sadece toksik bir ilişki üzerine kurulduğu anlaşılmasın. Aslında odağında üç kuşak kadının hikâyesi bulunuyor (hatta anneannenin annesi Esme'yi dâhil edersek dört). Hepsi birbirinden derin ve duygusal; farklı yerlerde farklı zamanlarda geçen ama aslında birbirine de benzeyen dört kadının hikâyesi en alt jenerasyon olan, torun Şehnaz'ın ağzından aktarılıyor. Bu kadınlar üzerinden değişen Türkiye'yi ama değişmeyen "kadın"ı okuma imkânı elde ediyoruz. Bu açıdan hikâye oldukça etkileyici.

Bununla birlikte, kitabı okurken "ben bu sefer çok sevmedim sanırım" dedirten hususları paylaşmak isterim. Öncelikle Tunç'un bazı noktalarda çok tekrara kapıldığını düşünüyorum. Özellikle sonlara doğru sanki yüz sayfa öncesine dönmüşüz gibi hissettim. Bunun yanı sıra, Tunç normalde vermek istediği mesajları hikâyesine başarıyla yediren bir yazarken bu sefer bazı noktalarda didaktik bir anlatıma bürünüp adeta ders verircesine bazı hususları aktarmış. Bu durum beni akıştan kopardı. Bunun haricinde, kitap bana çok "yoğun" geldi. Elde iki yorucu konu var: dört kuşak kadının hikâyesi ve toksik bir ilişki. Aslında ikincisi ilkiyle bağlantılı olsa da bu iki husus birbirinden ayrı ilerliyormuş gibi kaleme alınmış bence. Bununla bağlantılı olarak, Şehnaz'ın her şeyi en ince ayrıntısıyla hatırlama hikâyesi bile başlı başına bir romana konu edilebilecekken aralara serpiştirilen bir konu olmasını sevmedim. "E ne gerek vardı şimdi buna" diye düşündüm diyebilirim hatta.

Son olarak, bu kitabın Ayfer Tunç'un son kitapları içinde en "yoğunluklu" kitabı olduğunu düşünüyorum (Osman'ı bir üçlemenin bir parçası olduğu için saymıyorum). Bu kitaptan da tıpkı Kapak Kızı- Yeşil Peri Gecesi - Osman gibi bir üçlemenin çıkabileceğini, hatta haddimi aşarak, çıkması gerektiğini düşünüyorum. Eyşan ve E., kendilerine ait bir kitabı "hak ediyorlar" bence. Özellikle Eyşan'ı çok çok merak ettim. Umarım Tunç'un bu kitabı devam ettirme gibi bir niyeti vardır. Bu karakterler bunu hak ediyor bence.
Profile Image for Nazlı Uygur.
43 reviews1 follower
January 28, 2026
Kitaptan herkes o kadar etkilenmişti ki “vay be, neymiş bu kitap” diyerek başladım. Ancak ilk yüz sayfada, derinliksiz ve toksik bir ilişkinin gereksiz detayları arasında boğuldum. Başta “herhalde birazdan açılır” diye düşündüm ama meğer bu hal 438 sayfa boyunca sürüyormuş.

Her konunun arasına sıkıştırılan bir E, bir Eyşan karakteriyle; hiçbir meseleye tam olarak girilemeden, daldan dala atlayan bir anlatı var. Farklı anlatım teknikleriyle araya giren metinlerden ne çıkarmamız gerektiği belirsiz, hiçbir karaktere gerçekten nüfuz edemiyoruz. “Uyurgezer gecelerinde” ne olduğunu anlayabilmemiz için yaklaşık 300 sayfa boyunca sadece E okuyoruz.

Neyi, neden okuduğumuzu ve bunun neden bu kadar uzun olmak zorunda olduğunu bir türlü kavrayamadım. Yarım bırakmayı düşündüm ama sırf bu incelemeyi yazabilmek için bitirdim. Ayfer Tunç’tan daha önce birkaç kitap okudum; yer yer sevdim, yer yer mesafeli kaldım ama buna rağmen, bu kadar çiğ bir toksik ilişkinin 400 küsur sayfa boyunca anlatılmasına gerçekten gerek var mıydı, emin değilim.

Anne jenerasyonu üzerinden biraz daha derinleşmesini beklerdim. Okumaya başladığımda Kairos’tan bir ilham mı var diye düşündüm; benzer yapılar sezdim. Nesinden, neresinden bu kadar sürükleyici ve duygu yüklü bulunduğunu gerçekten anlayamadım.

Bana doğru düzgün bir duygu geçmediği gibi, güçlü bir psikolojik etki de hissetmedim. Bölük pörçük, oradan oraya sıçrayan metinler ve her an araya sıkıştırılan bir E. Benim için kitap bu kadardı.

PS: Bir de ben mi bu kadar takınlıyım bilmiyorum ama o Bebek ev kavramı beni çıldırttı. Zihnim sürekli Bebek’teki ev diye tamamlıyor Bebek ev diye gördükçe bi sinirlendim ama bu benim takıntım da olabilir tabii :)
Profile Image for Terss.
706 reviews35 followers
December 1, 2025
Çok güzel bir hikayeyi çöpe bulayıp öyle okura sunmayı uygun görmüş yazar. sanırım Gülseren budayicioglu'nun megaloman erkek karakterleri çok okunduğu için böyle çer çöp dolu bir kitabı üstelik 440 sayfa güzelleyerek okurlarına reva görmüş.
oysa unutamamak ne kadar ironik bir tema. herkes unutmayı dilerken unutamamaktan muzdarip olmak...
ya da mübadele zamanı göç eden kadinlarin çektiği çileler...
peki kıymetli yazarımız bize ne veriyor; 30 yıl metres hayatı yaşayan sözde "solcu, kısmen feminist" bir kadının saçma sapan aşk hayatı... bu kadar cinsellik vurgusu şart mı sayın yazar? ya da kadın bu kadar mı degersiz? profesör olacak kapasitede bir kadın, ikinci kadın olmayı yıllarca nasıl kabul edebilir?
aklımızla bu kadar alay etmeyin yahu.
Profile Image for Hande Ugur.
8 reviews19 followers
November 18, 2025
Ayfer’im diyorum başka bir şey demiyorum, gerçekten çok sevdim, bir yandan da kahroldum, kadın olmaya dair çok iyi tespitler var, ayrıca son 15-20 yılda toplum olarak dönüşümümüze dair harika tespitler var. Birçok kadının ve insanın hikayesini eş zamanlı olarak anlatmış, hikayeye birkaç satırda giren kadınlarda bile toplum baskısının yerleşik yaptırımlarını iliklerime kadar hissettim.
Kaybolmuş ve mahvolmuş hayatlarını demir gibi dimdik duruşlarının arkasına saklayan binlerce kadının sesi olmuş Ayfer Tunç, harika!

Ayrıca Kuru Kız kitabını tek seven benim galiba 🤭
Profile Image for Özge Beydağ Yılmaz.
250 reviews24 followers
December 26, 2025
O kadar sevmedim ki o kadar olur. Ne karakterler ne kurgu ne anlatım hiçbir şeyini sevemedim. Zorla okudum bitirdim eee dedim, yani? Valla Ayfer Tunç'a bu kadar hayran olmasam kesinlikle yol yakınken bırakırdım da Ayfer Tunç hatırına okudum. Diğer yorumlara baktım da beğenmeyip 3 yıldız verenler olmuş o da ilginç geldi açıkçası. Yıldız sistemine çok güvenmemek lazım sanırım.
Profile Image for Emre Güneş.
263 reviews6 followers
December 8, 2025
Çok çok ama çok beğendim. 2 günde, elimden bırakmadan, bir solukta okudum. Kadınlığa dair bu ülkede yaşana gelen (ve hala devam eden) büyük dramın tarihi şahitliğini yapar gibi hissettim. Üzüldüm. Mutlaka okuyun.
Profile Image for Simdineokuyorum.
270 reviews6 followers
February 7, 2026
Ayfer Tunç’u her zaman cesur ve alışılmışın dışında yazma biçimleriyle sevmişimdir. Kuru Kız, Suzan Defter gibi eserleri herkesin kolayca bağ kuramayacağı metinlerdir ama tam da bu yüzden kıymetlidir.
Ne var ki bu kitapta ciddi anlamda zorlandım. Aslında ayrı ayrı iki kitap olabilecek iki farklı kurgu, 400 küsur sayfaya sıkıştırılmış; üstelik ana hikâyeye neredeyse hiçbir şey katmayan karakterlerle fazlasıyla doldurulmuş.
Oysa Ayfer Tunç’tan beklediğim o derinlik, insanın canını acıtacak meseleler bu kez fazla “etliye sütlüye dokunmadan” geçilmiş gibi. Sanki biraz da çok satanlar rafında yer bulsun diye yazılmış hissi bıraktı bende.
Profile Image for Kübra Gülsoy.
32 reviews1 follower
April 4, 2026
Çok sevdim, kalın bir roman olmasına rağmen hızlıca okudum. Şehnaz bize yaşadıklarını, duygularını, içinde kaldığı durumları ve kendiyle hesaplaşmasını çok vurucu ve bir o kadar içeriden, duygusal olarak aktardı. Diğer Ayfer Tunç romanlarından daha duygusal olması yönünden farklı bence.
Profile Image for Damla.
249 reviews20 followers
November 16, 2025
yazarın son kitabı olan Kuru Kız’dan sonra ilaç gibi geldi. Annemin Uyurgezer Geceleri’ni okurken Kapak Kızı, Yeşil Peri Gecesi ve Osman romanları gibi su gibi akıp giden kitap bittiğinde içinizde bir öküz oturmuş hissi uyandıran ama aynı zamanda tüm sırların çözülmesi ile oluşan bir rahatlama hissi oluşturdu. kelimelerin birbirine olan uyumundan kaynaklı su gibi akan şiirsel bir anlatımı olduğu için çok kısa bir sürede bitebilecek bir kitap diyebilirim. olay yerinin ise çalıştığım benzer kurumla aynı olması ise okumamı hızlandırdı diyebilirim. başkarakterimizin yaşadığı olaylar o kadar inandırıcı ve gerçekçiydi ki hiçbirisine şaşıramadım ve hatta bence yazar daha da fazlasını yazabilir diye düşündüm. öte yandan aile sırları ise bambaşka olaylar zinciriydi. sadece gerçeklerin ortaya çıkması uzun sürmesinin yanı sıra çok oldu bittiye geldi gibi hissettirdi bana. belki de duygular daha açık ve derinlemesine konuşulabilirdi. çünkü kitap boyunca aslında bu anı bekledim diyebilirim. o yüzden bir puanı kırdım.
Profile Image for Gunce.
117 reviews37 followers
November 29, 2025
3.5
Başka bir yazarın kitabı olsaydı daha düşük beklenti ile okuyabilirdim ama Ayfer Tunç tüm kitaplarını okuduğum ve özellikle Dünya Ağrısı ile benim için özel bir yerde olan bir yazar. Onun gibi bir kurgu ustası için bu kitaptaki anlatımının çok düz olduğunu ve çok fazla tekrara düştüğünü düşünüyorum. Okuyucunun aklına güvenmeden ne olduğunun çok fazla altını çizmiş ve sanki satır aralarına hiç bir şey bırakmamış. Yeşil Peri Gecesi’nde de zaman zaman tekrarlar çoktu ama kurgu ve duygu yoğunluğu daha üst seviyedeydi.
Arka planda da Türkiye’nin sosyo kültürel ve ekonomik değişimine dair detaylar sonradan serpiştirilmiş gibi ve bence romanla bütünlük sağlamıyor.
Profile Image for ser.
202 reviews16 followers
January 13, 2026
2.5

Kitabın ilk çeyreğini merakla ve çok hızlı bir şekilde okudum ama belli bir noktadan sonra, hem karakterler hem de hikaye beni öyle boğmaya başladı ki… Ayfer Tunç bu sefer bir saniye bile olsun soluklanmayı bize çok görmüş.
Şehnaz’ın bilinçakışını takip etmek zor değil ama sürekli ordan oraya, bir meseleden başka bir meseleye atladığımız için Şehnaz’ın duygularına ve düşüncelerine yabancılaştım. Bu olmadan bile Şehnaz, okuması keyifli bir karakter değil.
Kişiliğinin yüzde doksanını E’ye olan takıntılı aşkı oluşturuyor.

Hikayeye hakim olan Freudyen bakış açısını sevmedim. Hikaye görünürde bir kadın hikayesi olsa da, Şehnaz’ın duruş sergileyemeyen, gurursuz ve aciz bir karakter olması tadımı bir hayli kaçırdı. Evet, okuduğumuz tüm roman karakterleri bağ kurulabilir ve imrenilesi karakterler olmak zorunda değil. Kadınlar birer ahlak timsali olmak zorunda da değil. Bazen de her fikrinden, hareketinden, duygusundan nefret ettiğimiz karakterlerin anlatıcı olduğu kitapları da okuyoruz ama öyle durumlarda anlatıcı bir yerden okuyucuyu yakalar, hikayenin içine çeker. Şehnaz ise bana tam tersini hissettirdi. Kitabı yarım bırakmamak için kendimle çok cebelleştim.

Kitabı okurken canımı sıkan bir diğer unsur da Ayfer Tunç’un bu kitapta daha önceki romanlarında hiç olmadığı kadar didaktik olması. Sosyopolitik referansları, göndermeleri çok kör göze parmak şeklinde yapması. Yeşil Peri Gecesi’nde dolaylı yoldan, çok içten bir şekilde yapıyordu bunu. Annemin Uyurgezer Geceleri’nde ise çok çiğ durmuş. Yaşadığımız şu malum olaylardan sonra kendisine farklı bir açıdan baktığım için mi böyle hissediyorum bilmiyorum ama bildiğim şey şu ki; birçok romanını ayılıp bayılarak okuduğum bir yazar daha gözümdeki büyüsünü kaybetti.

- Kitabın sonunda annenin E’nin hediyesi olan küpeye dokunarak anlatmaya çalıştığı her şey ne ise, iyi ki muallakta bırakılmış. Annenin söyleyeceklerini duysaydık, kitaba yönelik hissettiğim olumsuz duygular ona katlanırdı diye hissediyorum.
Profile Image for Gizem Arici.
22 reviews1 follower
May 3, 2026
Boylesine guclu bir kalemden cikmis olan Annemin Uyurgezer Geceleri maalesef bende buyuk bir hayal kirikligi yaratti. Sehnaz’in annesi, anneannesi, hatta buyuk anneannesinin son derece ilgi cekici, yer yer gerilimli hayatlari/iliskileri dururken, Ayfer Tunc’un E.’ye duyulan aska agirlik vermesi, bu etkileyici hikayelerin geri planda kalmasina neden olmus.

Hatta Sehnaz’in E.’ye duydugu takintili ask, kitabin ortalarina dogru oylesine tekrarli ve yorucu bir hal aliyor ki, neredeyse kitabi yarim birakmayi dusundum. Oysa ben, o “canim” kadinlarin hikayelerini daha derinlemesine okumayi cok isterdim. Bu takintili ask temasi bana bir noktada Masumiyet Muzesi’ni de animsatti, ancak burada ayni etkiyi yaratmak yerine aksine hikayenin akisini zayiflatmis gibi hissettirdi.

Elbette Ayfer Tunc’un kalemine soylenecek soz yok; anlatim gucu ve dili her zamanki gibi etkileyici. Ancak keske Sehnaz’in E. ile olan hikayesinden biraz feragat edip ailenin kadinlarina daha fazla alan acsaymis. Belki de bu sekilde kitap daha derli toplu, daha vurucu bir anlatiya donusebilir, hatta daha kisa bir hacimde cok daha guclu bir etki birakabilirdi.
Profile Image for Tuğçe Ezgi.
28 reviews1 follower
February 2, 2026
Üç günde, bulduğum her küçük boşlukta, üç kuşak kadının hayat örgüsünü anlatan Annemin Uyurgezer Geceleri’ni bitirdim. Aslında “bitirdim” demek tam doğru değil; hikâye bende bitmedi, içime yerleşti. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, oradan “yeni Türkiye (?)”ye uzanan çizgide, büyük laflar etmeden, küçük ama yerli yerinde göndermelerle katman katman açılan bir anlatı bu. Sessiz gibi görünen ama ele geçiren bir sesi var.

Kitap boyunca en çok içime işleyen şey, kadının çağdan, teknolojiden, rejimden, yoksulluktan ya da refahtan bağımsız olarak hep aynı yerde durmak zorunda bırakılması oldu. Zaman değişiyor ama yük değişmiyor. Kadın ya susarak taşıyor, ya unutmaya çalışarak, ya da anlatıp anlatıp kendini tüketerek… Anneannenin hikâyeyi değiştirmesi bir kaçış mıydı, bir direnç mi, hâlâ emin değilim. Ama bildiğim şu: Bu kitap, kader diye önümüze konan cenderenin ne kadar tanıdık olduğunu yüzüme çarpıyor.

Okurken sık sık “bu bir aile hikâyesi değil, kolektif bir hafıza” diye düşündüm. Tanıdık odalar, tanıdık suskunluklar, tanıdık kadınlar… Bitirdiğimde içimde kalan şey bir hüzün değil sadece; sessiz bir öfke ve derin bir farkındalık oldu. Ve bunu çok sevdim. iyi ki varsın Ayfer Tunç!!!
Profile Image for Elif.
183 reviews47 followers
March 4, 2026
Okuduğum butun kitaplarına adeta yapışıp, elimden bırakamadan yuttuğum icin, işimin cok yogun olduğu dönemlerde uzak durmaya çalıştığım bir yazar Ayfer Tunç!
Bu kitabı da 2-3 aydir kenarda bekletiyorum, tadını çıkarmak için. Belki de o beklentiden biraz arada bıraktı beni bu kitabı.

Tekrar konusunda cok elestiri olmus. Ben kendisinin tekrarci, bazen virvirvir beynimi yiyen yazım biçimini seviyorum, başkası olsa rahatsız eder belki ama Tunç biliyor bu işi bence.
Bir kısım elestiri de karakter icin gelmis, oyle kariyerde bu kadın bunu yapmaz vs diye. Valla gayet de yapar, hatta sanki tam da generational daddy issues olan bir kadının yaşayacağı bir hikaye olmus. Yani ona da bi eleştirim yok.

(Ama geliyor)
Ama beni bu kitabinda altmetinlikten üst metine kaçan toplumsal, politik eleştiriler rahatsız etti. Bilalin kor gozune sokar gibi, didaktik, adeta vaaz verir gibi kısımlar vardı.
Bu işleri genelde cok daha incelikli yaptigi icin şaşırdım.
Belki hepimiz gibi Turkiye (ve dunyaya) tahammülü kalmamıştır heheh

Sonucta yine elimden birakamayip birkaç günde bitirdim, merakla okudum ve de yeni kitabini da yarın çıksa alırım ama azıcık olmamış bu sefer, biraz acele edilmiş bir kurgu gibi olmus.


3.6/5
Profile Image for Fatma.
190 reviews11 followers
December 10, 2025
Ah Ayfer Tunc tam bir hayal kirikligi, kendini tekrar kurgudan uzak valla bitirinceye kadar canim cikti .
Displaying 1 - 30 of 226 reviews