Jump to ratings and reviews
Rate this book

Yağmurdan Sonra Bahardan Önce

Rate this book
"Ağlamak anadilimiz," yazıp defteri kapattı.

Yıl 2016, Ankara Garı'ndaki bombalı saldırının ertesi, önümüz bahar.

Yer, kentsel dönüşüme girmek üzere yıkılacak olan Yurt Apartmanı.

Buranın en eski sakinlerinden Muhasebeci Suphi'nin tekdüze yaşamı bir anda, gizemli bir kadın olan İnci'nin, apartmana gizlice sığınan mülteci bir ailenin, yıllardır görmediği babasının ve yeraltı dünyasından Kılıç'ın girmesiyle değişir. Herkesin hikayesi hızla birbirine bağlanırken, önüne hayati seçimler çıkan her sıradan insan gibi Suphi de şu sorularla karşı karşıya kalır: Günlük yaşama devam etmek mi, bir kahramana dönüşmek mi?

Nergis Hanım Hakkında Bazı Şeyler ile 2021'de Everest İlk Roman Ödülü'nü kazanan Devrim Koçak ikinci romanında, yakın geçmişimizden referanslar ve güçlü metaforlar ile inşa ettiği zengin kurgusuyla tarihe not düşüyor.

Geçmiş; kendi geçmişi, Seher'in geçmişi, okul kapısında beraber nöbet tuttuğu insanların geçmişi, bu yamaçlarda yaşayan, birlikte soluk alıp veren insanların, ağaçların ve fikirlerin, tutkuların, ihtirasların, pişmanlıkların geçmişi, hepsi; yeterli nemin, basıncın ve rüzgarın bir araya geldiği başka bir iklimde başka toprakların ovalarına, vadilerine, tepelerine bir insan sağanağı halinde yağmak üzere ufalanıp göğe karışmış olmalıydı. Geride artık kimsenin ilgisini çekmeyen, hiç varolmamış, bu dünyadan hiç geçmemişçesine yokluğa karışmış kayıp bir uygarlığın ören yeri kalmıştı.

304 pages, Paperback

Published September 2, 2025

2 people are currently reading
30 people want to read

About the author

Devrim Koçak

2 books6 followers

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
4 (25%)
4 stars
7 (43%)
3 stars
4 (25%)
2 stars
1 (6%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 2 of 2 reviews
Profile Image for Banu Yıldıran Genç.
Author 2 books1,457 followers
Read
December 10, 2025
“yağmurdan sonra bahardan önce” konusuyla o günleri yaşamış birini en baştan tavlıyor. devrim koçak’ın dilini ve anlattıklarını, yaşama bakışını bu romanda da ilkindeki gibi görebiliyoruz sanırım.
ömrü boyunca düz ve görünmeyen biri olma isteyen (mustafa) suphi’nin bir anda başına gelenler onun bu silik yazgısını değiştiriyor. bence romanın en komik karakteri inci her yerde parlıyor ve yine nergis hanım’da olduğu gibi “havada aşk kokusu var” ve ben bizi 10 ekim’in öncesi ve sonrasının karanlığına böylesi çeken bir romanda bile bunu çok seviyorum.
sadece 2010’lar mı? hayır. suphi’nin isminden de anlayacağınız gibi sol geçmişli babası macit’in ve annesinin hikayesini de öğreniyoruz. 80’lerde işkence vs derken görüş gününde bir astsubayın görüşe gelenlere yaptıkları emin olun hiç yabancı gelmeyecek. çünkü kötülük de iyilik de değişmiyor. hatta 6 yıl ceza alan macit’i düşününce hukuk bugüne göre daha iyi işliyor diye bile düşünebilirsiniz.
birbirine giren bu hikâyelerin ve hatta sonda şaşırtıcı bir biçimde birbirine dolanan iplerin çözümü çok ustalıklı. devrim koçak çok iyi bir hikaye anlatıcısı. macit’in sonu gelmez şair ajitasyonundan melahat’in net ve düz cümlelerine kadar karakterlerini çalışıp derinleştiriyor.
ama romanın anlatım tekniğine biraz itirazım var. tanrı anlatıcının her şeyi açıklaması, mesela melahat’in aşıkları görüp “o yalnız bir kişiden alkış bekliyordu, yalnız onun kapısına yaralarıyla ulaşmak istiyordu…” gibi aşırı romantize edilmiş cümleler kurması beni okurken yordu. bu denli ağır konusu olan bir romanın daha düz, daha az açıklamalı, anlatmaktan çok gösteren teknikle yazılmış olsa etkisi daha büyük olur diye düşündüm.
bence edebiyatımızda bu okura güvenmeme sorununu artık aşmamız lazım. okur siz her şeyi açıklamasanız da emin olun, anlayacaktır. siz gösterin yeter. altı çizilecek aforizmal cümleleri azaltsak, eyleme ve öykülemeye dönsek, metinler güçlenecek. nergis hanım’ın bir kısmı mektuptan oluştuğu için bu anlatıp açıklama olayı mektuba yakışıyordu ama burada, olayların içinde bence akışı kesiyor.
bu kadar kusur kadı kızında da olur diyerek son dönem acılarımıza, korkularımıza bakmaktan çekinmeyen ve üstelik biraz da ankara’yı roman karakteri haline getiren, bunca olayın failinin adını anarak bile son yıllarda yazılanlardan ayrılan “yağmurdan sonra bahardan önce”yi çok sevdim. devrim koçak’ın ellerine sağlık.
Profile Image for Bülent Kırdar.
31 reviews
December 18, 2025
Tam anlamıyla olmasa bile dönem romanı olarak adlandırabileceğimiz, okuması keyifli, ama kurgu olarak biraz zayıf bir roman olmuş.

Ülkemizde Suriye iç savaşı ile birlikte yeni bir dönemin başlangıçı olan ve ülkesel sorun haline gelen göçmen sorunu, iç güvenlik problemini ve terör saldırılarını iliklerimize kadar hissettiğimiz ve toplumsal hareket, örgütsel mücadele, sivil toplum hareketleri açısından direnç kırıcı olan, bir terör saldırısında en çok can kaybı yaşadığımı 10Ekim Ankara gar katliamını ve geri dönüşleri ile 12 Eylül sürecini de farklı yönleri ile konu edinen roman birçok duyguyu bir arada yaşatıyor. O zor günler nedeniyle bazen soluk almamızı güçleştiriyor.

Bu dönemlerin bir daha asla yaşanmaması, ama yaşanmış süreçler ile yüzleşilmesi ve bu süreçlerin daha iyi anlaşılması için de bu tür romanları daha da çoğalması gerekiyor.

Yazarı takip etmeye devam ediyoruz.
Displaying 1 - 2 of 2 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.