Selin bir gazetecinin merakıyla başladığı yolculuğun sonunda, kendini bir tarikatın karanlığında ve yalancı bir aşkın kollarında bulur. Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü’ndeki gibi, kadın bedeninin bir ideolojinin taşıyıcısına dönüştürülmek istendiği tarikatın “Frekans Odası”nda hafızası, iradesi ve kimliği parçalanır. Selin’e yardım edebilecek tek kişi ise yıllardır yanında duran arkadaşı Handan’dır. Handan, Selin’i ararken tarikatın karanlık odalarından ülkenin bilinçaltına uzanan yolculukta yalnızca bir kadının kayboluşunu değil, aynı zamanda bütün bir yapının nasıl çalıştığını, kadınları nasıl susturduğunu ve nasıl yönettiğini de görür. Yaşar’ın manipülasyonu, tarikatın baskısı, çökmüş bir aile düzeni, kırılgan ilişkiler, bir bebeğin belirsiz geleceği… Selin karar vermek zorundadır: İtaatin konforu mu, isyanın özgürlüğü mü?
Sahte Cennetten Kaçış, bir kadının zihinsel, duygusal ve fiziksel kuşatılma süreçlerinin; dostluğun ve dayanışmanın var ettiği küçük ama kararlı direnişlerin; sarsıcı bir manipülasyon döngüsünden çıkma çabasının hikâyesi.
Çağdaş Türk edebiyatının güncel ve toplumsal konuları işleyen, toplumsal düzende kadının rolüne ve sıkıntılarına özellikle eğilen bir yazarıdır. Yetişkinler için yazdığı romanların yanı sıra çocuk ve gençler için de kitapları vardır.
Sahte Cennetten Kaçış Müge İplikçi'nin Margaret Atwood klasiği Damızlık Kızın Öyküsü'nün izinde tarikat kurbanı kadınların izini sürdüğü bir roman. Bir nevi feminist distopya.
Genç gazeteci Selin'in yaşadığı manipülasyon, aile baskısını ve sevgisizliğini deneyimlemesinin de etkisiyle kendini bir tarikat evinde bulması, Selin'in bir türlü kaçamayışıyla itaati, biatı, din manipülasyonuu sorgulamamız, arkadaşı Handan ve bir diğer kurban Melike'nin de etkisiyle isyan ve kaçışa doğru ilerleyen yolculuk romanın çarpıcı yönleri. Tecavüzlerle sinir bozan, hem elimden bırakamadığım, hem de elimden fırlatıp atmak istediğim olaylar silsilesi. Yazar gazetecilik ve medya dünyasının ikiyüzlülüğüne de dokunduruyor. Kadınları birer objeye ve kuluçka makinesine çevirerek, siyaseti yozlaştırarak tarikat vblerinin nasıl yükseldiğini vurguluyor. Karakterlerin yolculuğunda aklımda soru işaretleri uyandıran ve tam olarak içime sinmeyen yerler de oldu ama dünyayı kadınlar için cehenneme çeviren tüm yozlaşmış oluşumlara karşı duruşu açısından değerli bir kitap.
daha iyi bir şeyler bekliyordum. sadece populer bir konuyu almis, hazir yeniyken kullanmis gibi. karakterlerin kisilikleri oturmamis. selin karakterinin derinligi yok. yasar'a olan aski kitapta gecmiyor kimseye bence, hissel olarak. ayrica ben turk edebiyati yazarlarindaki bu vurgu icin tek kelimeyle cumle bitirmelerinden hoslanmiyorum. uslup acisindan da hoslanmadim. hayalkirikligi oldu. heyecanla baslamistim cunku.