Geçen yüzyılın başında İstanbul'da doğup büyüyen Fikret Adil, "bohem" kavramının içini gerçek anlamda dolduran bir yaşam sürmüştür. Üstelik bunları yazıya dökmesiyle yalnızca bir "Fikret Adil Kitaplığı" oluşturmakla kalmaz gayri resmi bir İstanbul tarihini de kayıt altına alır.
Birçok sanatçı, edebiyatçı, ressam, aktör, gazetecinin yakın dostu; yetiştirilişi ve alışkanlıklarıyla seçkin bir İstanbullu olmasına rağmen dönemin normlarının dışına çıkıp kural tanımazlığıyla öncü bir "sanatçı portresi" oluşturan Adil'in Asmalımescit 74'ü, İstanbul'un kültür-sanat ve eğlence geçmişinin bir dökümü...
"Macera peşinde vatanını bırakan, hudut dışına atılan, yayan devri âleme çıkan ecnebiler ve barlarda çalışan bütün artistler Asmalımesçit'te otururlar.
Dünyanın her köşesinden gelmiş, ekserisinin milliyetleri ancak pasaportlarında -eğer varsa- yazılı bu insanların etrafında, gene ecnebi, fakat en aşağı yirmi yıldır Asmalımescit'te yerleşmiş bir grup daha vardır. Bunlar artist acenteciliği, tefecilik, pansiyonculuk ve tellâllıkla geçinirler, her lisanı konuşurlar, hiçbirisini okuyup yazamazlar, Türkçe imzalarını atmayı bilirler ve zabıtadan tanıdıkları çoktur." (Tanıtım Bülteninden)
Fikret Adil was a journalist, writer and translator who made very important contributions to Turkish literature. He used the abbreviation of his name, Fa as a penname. He worked at magazines, newspapers and a variety of government institutions.
Fikret Adil made his name as a journalist in 1920's and 1930's. During the Second World War he worked at the American News Bureau. He also worked as a translator at the Tass and Stefani Agencies. From 1927 onwards he worked in Hungary, Greece, Italy, Cyprus, Tunisia, Algeria, Morocco, Libya, Egypt, England, India, the Netherlands and Pakistan at different times. He wrote down his impressions about the places he lived, and these were later published.
He published a weekly illustrated art magazine called the "Artist." His first book published in 1931 was on Charlie Chaplin. He interviewed artists who visited Turkey and adapted plays from French which were later performed by the Kent Oyuncuları, the Istanbul City Theatres and the Ankara State Theatre. After his retirement, he devoted all his time to literature. Via the Friends of Art Society, he became a founding member of the PEN Club.
Fikret Adil bizi 20'lerin Beyoğlu sokaklarında ve barlarında dolaştırıyor. 1933'te ilk baskısını yapmış. Yanımızda bohem hayatın kadınları, erkekleri, yazarları, ressamları var. Kitabın içinde Refik Fazıl, Abidin Dino, Hale Asaf gibi isimlerin çizimleri de var. Kitap anıların kurgulanmış hali. Yazar kadınlara biraz üstten bakıyor. Kentin sosyal tarihi için önemli bir kitap.
“Lili'yi uyandırmak istemiyordum. Öyle tatlı uyuyordu ki... Ben uyuyan kadını seyretmeyi severim. Kadını, uyurken, teslim olmuş bir düşman kadar âciz, galibinin merhametinden başka müdafaa kuvveti olmayan bir şey farzederim. Lili'den çekiniyordum. Hattâ korkuyordum. Çünkü ona karşı hakiki bir zaafım olduğunu anlamıştım. Bir kadın bende tesir yapmıya başladığı zaman gayri ihtiyari bir aksülâmelle müdafaaya geçerim. Halbuki ekseriyetle insanlar kendilerini bu hisse bırakırlar ve bunun neticesinden hasıl olan hislerin mecmuuna da aşk derler -Asıl aşk bu mudur?- Kendimi, Lili'ye karşı en son dakikaya kadar müdafaa etmeye karar vermiştim. Ne yapayım ki, o gün yağmur yağıyordu, cama vuran taneleri, uzaktan gelen bir trampette sesi gibi insanda ittiradın verdiği inatçı bir sinir bayıltması yapıyordu, oda loş ve havası güzel kokularla karışıktı, yeni uyanmış, fakat uykuya doymamış olmanın tesiriyle her şeyi flû görüyordum, vücudumda hararet arayan bir kırıklık vardı, temiz ve beyaz çarşaflı bir yatakta nefis bir kadın yatıyordu.”
Gezi yazıları, roman ve oyun çevirileri, eleştiri yazıları ile dergi yayıncılığının yanında özellikle İstanbul'un bohem hayatını konu alan kitaplarıyla bilinen kültür gazetecisi, yazar Fikret Adil'in (1901-1973) Vakit gazetesinde 1930-31'de "romanımsı hakikat, hakikatımsı roman" olarak tefrika edilen ve ilk basımı 1933'de yapılan; o yıllarda bilhassa sanatçılar arasında revaçta olan bohem hayatını, bu hayatın içinde yer almış ünlü sanatçı arkadaşları (*) ile olan anılarını anlatan bu eseri sanata ve o dönem sanatçılarına olan merakım nedeniyle uzun zamandır edinmek ve okumak istiyordum.
Beyoğlu Asmalımescit 47 numaralı binanın çatı katında bir dairesi olan Adil, kapı numarasını değiştirerek Asmalımescit 74 adını verdiği bu anı romanında o dönemin bohem hayatında sanatçılar arasında kullanımı yaygın olan "Beyza"yı kullandıkları ünlü arkadaşlarının isimlerini değiştirerek şifreli vermeye çalışıyor ama o ünlü isimler kolayca belli oluyor. Bazıları, "aaa o da mı bohem hayatı yaşamış!" denilebilecek şaşırtan isimler; o yıllarda kumara, içkiye düşkün olduğunu kendisi de itiraf eden Necip Fazıl Kısakürek gibi...
(*) Necip Fazıl'ın dışında kimler yok ki, bu sanatlarına ilham verdiklerini düşündükleri İstanbul'un renkli bohem hayatının içinde: Ressam İbrahim Çallı (Dallı şifre adıyla), Peyami Safa (Server Bedi), Elif Naci (Elif Razi), Ressam Hale Asaf (Sade Hn), Ressam Refik Fazıl Ekipman (Refik), Bestekar Tamburi Mesut Cemil (Cemil), Eşref Şefik ? / Nurettin Artam ? (Şeyh Memduh), Mahmut Yesari (Mahmut), Ressam Nurullah Berk (Sunullah), Aktör Reşit Rıza Samako (Reşit Rıza), Ressam Agop Arad (Agop)... Bu isimlerin dışında kitapta bahsi geçen o kadar çok yazar vb. ünlü isim var ki...
Kitapta, ayrıca çok beğendiğim çizimler, desenler var; Münif Fehim, Nurullah Berk, Fikret Adil, Refik Fazıl Ekipman, Hasan Rasim, Ratip Tahir Burak, Elif Naci, Abidin Dino, Hale Asaf gibi ünlü sanatçılara ait.
Osmanlı'nın son demleri ve Cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki sanat hayatını ve bohem yaşamı merak edenlere hararetle tavsiye ederim.
Vefatının 47. yılında Fikret Adil'i ve eserlerini tanıtan, Ahmet Eken'in güzel yazısı için:
Peyami Safaların, Necip Fazılların, İbrahim Çallıların ve diğer birçok sanatçının gençlik yıllarına dair bilgiler edinebileceğiniz, okuması keyif veren hatırâ türündeki eser. Ben bu kitapta en çok Beyza Hanım (namıdiğer kokain) muhabbetlerini zevkle okudum. :)
Bu arada henüz kitabı bitirmeden Asmalımescit'teki adresi buldum. Yazar aslında 47 nolu binada oturmuş (74'ün tersi 47). Tabii yıllar sonra nice apartmanlar yıkılmış, yenileri yapılmış derken numaralar da değişmiş. Şu an harabe halinde apartman, zemin katı paralı otoparka çevrilmiş. Fikret Adil'in yanındaki apartmanda da rivayete göre Donizetti Paşa oturmuş.
Ruhumuzun kanat sesini hangimiz atesli yastikta basimizin yerini degistirirken duymadik?.. Bilerek kaybetmenin, isteyerek aldanmanin zevki, kazanmak hirsiyla oynamanin, baskalarini aldatmak icin herkesi aptal zannetmenin aczinden güzel degil midir?.. Yasadigimiz dakikalarda 'sahi' zannettigimiz nice seyler bir müddet sonra, bize 'yalan' görünüyor. 'Sahi' yoktur, demiyorum. Cünkü 'yalan' da mevcut degildir. Hangi yalan vardir ki, yalan oldugu meydana çikmamistir? Iste nasil 'sahi' yok demekle 'yalan' vardir demiyorsam, 'yalan' yok demekle de 'sahi' vardir demiyorum. Yalniz, yasanilan dakikanin 'sahi'si ve 'yalan'i vardir...
Fikret Adil’in İstanbul’un bohem hayatını anlattığı kitabı. Intermezzo ‘ya kıyasla bunu daha çok sevdim. Kitapta tanıdık isimler olması daha çok ilgimi çekti. Kendi deyimiyle ‘sanat ve matbuat çevrelerinden’ isimlerin İstanbul’un özellikle Galata çevresinde yaşadıkları, anıları, İstanbul’un eğlence ve gece hayatı, kadın erkek ilişkilerini okumak çok keyifliydi. Tanıklık oluşturması açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Zaten kısacık bir oturuşta meraktan elinizden bırakamayacağınız bir kitap.
Söylediklerine katılmamakla birlikte evlilik ile ilgili düşüncelerini bu kadar samimi anlatışı çok tatlı geldi: “Yemekten maksat sadece karın doyurmaksa bir gün ekmek yemek nemize yetişmez. Nadide yemekleri, pahalı yemişleri bize arattıran midemizin boşluğundan ziyade zaikamızın ihtinakı değil midir? O halde “izdivaca nazaran aşk, mideye nazaran zaika gibidir” diyebiliriz.”
1920'lerin 1930'ların Beyoğlu, Asmalımescit hayatının rahatlığı hatta zaman zaman bayağılığı bütün açıklığıyla anlatılmış. Yabancıların, gazetecilerin, artistlerin uğrak yeri olan mekânlar, yaşanan ilişkilerdeki sahtelikler Fikret Adil'in gözünden anlatılmış. Hem şaşırtıcı hem de bazı bilinemeyecek şeylere ışık tutan bir kitap olmuş. Necip Fazıl, Server Bedi, Mahmut Yesari yazarın hayatına tanıklık ettiklerinden bazıları..
Otobiyografik kurgu gibi. Güzel olmuş fikir. 1930'larda yazarın Asmalımecit 74 nolu evde kalmasıyla başlıyor. Burada kalanlar da bohem ecnebiler genelde. Burada yaşayan lezbiyen yunan Jojet'e aşık oluyor ve günlerini anlatıyor. İçerisinde dönemin ünlü yazar şair ressamları da geçiyor, Peyami Safa, Abidin Dino, Necip Fazıl gibi. Özellikle Necip'in çapkınlığı çok şaşırttı beni. Sonunda aşkı evlenip Viyana'ya yerleşiyor. Kendisi de bir arkadaşıyla eve çıkıp ayrılıyor.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Anılarını ifade eder gibi akıcı, düz ve sade bir dille eserini kaleme almış Fikret Adil..bohem hayatı dediği kavramın içini örneklerle doldurarak anlatmış..bu konularda meraklı olanlara bir şeyler ifade edecektir bu kitap..
“Hakiki bohem herşeyden evvel çalışır ve sanat eseri meydana getirir. Bohem kazanır, bütün kazancını bir günde bitirir” Bir dönemin sanat, basın camiasının bohem hayatından ilişkiler an’lar
1930'lu yıllarda geçen, İstanbul'un farklı bir silüetini gösterme gayretinde olan Asmalımesçit 74 bence çok zevkli ve bir solukta okunacak romanlarımızdan biri. Fikret Adil'in Asmalımesçit'te 74 numaralı daire yaşadıkları çerçevesinde bohem bir İstanbul'u okuyoruz. Necip Fazıl'ın "eski" kimliğine de tanıklık ettiğimiz bu dönemde Asmalımesçit 74'te başlayan yolculuk bir ara Paris'e kadar uzanıyor ve Fikret Adil'in sahi ile yalan arasındaki yolculuğuna dönüşüyor.
Mekanların ve sokakların yerlerine bakmak , hayal etmek çok eğlenceli. 30larda bile istanbulda uluslararası bir ortam var, gece klüpleri barlar, avrupalılar, içki uyuşturucu, hareketli zamanlar, şimdi ki hali kupkuru, belli ki bunu osmanlı vs değil cumhuriyet yapmış, kurutmuş buraları.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Fikret Adil’in hikâye kitabı (1933) • İstanbul’da Beyoğlu’nda, Tünel’e yakın bir sokaktır Asmalımescit. Yazar bu kitabında 1930 yıllarında bu sokakta kirada oturduğu eve gelip giden şair, ressam ve yazarlara (İbrahim Çallı, Necip Fazıl Kısakürek, Peyami Safa, vb.) ilişkin anılannı, onlarla bölüştüğü bohem hayatım hikâyeleştirdi. Esprili taraflarıyla ilgi çeken kitap, 1953’te bir kere daha basılmıştır.