Jump to ratings and reviews
Rate this book
Rate this book
Yıl 1915. Conkbayırı görkemli bir zafere hazırlanıyor. Herkes aynı soruyu soruyor birbirine: “Çanakkale’den haber var mı?” Toplumun bir hikâyesi olduğu gibi, yazgısı değişen her bireyin de yazılmaya değer bir hikâyesi var o günlerde...
Ahmet Altan, O Yıl ’da, imparatorluğun her köşesinde ayrı bir ateşin yandığı günleri, çatışan fikirler, söylenemeyen cümleler, tutulamayan sözler üzerinden anlatıyor. Bir yanda iki kardeşin farklı uçlara savrulma hikâyesi, diğer yanda Türk subayı Ragıp ile sürgüne yollanan Ermeni hemşire Efronya’nın emirler, yollar, tren vagonları tarafından engellenen aşkı…
“Ölüleriyle konuşan” Osman’a, anlatılanları hem dinleme hem aktarma görevinin verildiği romanda, o çalkantılı dönemde yaşayanların zihnine girilerek çoksesli bir atmosfer yaratılıyor, tarihin girdaplı sayfaları bir kez de kurmaca evrende açılıyor. Gerçekleri ölüler biliyordu. Osman buna inanıyordu. “Hayatı ölülerden öğreneceksin... Yaşayanlar hayat hakkında bir şey bilmiyor çünkü,” demişti bir keresinde Efronya. Kapısına ailesinin hizmetkârlarından birinin bıraktığı konserveleri yiyerek, dedesinden kalan eski usul entarisiyle odalardan odalara dolaşarak yaşadığı bu ıssız konakta yalnızca ölüleriyle konuşuyordu. Hayattan, canlılardan, bugünden vazgeçmiş, daima ileriye gitmek zorunda olduğu söylenen zamanın hoyrat zorbalığından kurtulmuştu, istediği her şeyi görebildiği, bütün sırları çözebildiği geçmişin içinde zamana hükmederek dolaşıyordu.

408 pages, Paperback

Published November 14, 2025

Loading...
Loading...

About the author

Ahmet Altan

32 books273 followers
He was born 1950 in Ankara, Turkey to the notable journalist and writer Çetin Altan as the first of two sons. His brother Mehmet Altan is also a journalist, writer and university professor of economy politics.

A working journalist for more than twenty years, he has served in all stages of the profession, from being a night shift reporter to editor in chief in various newspapers.

In addition to having written columns in several Turkish newspapers, including Hürriyet, Milliyet and Radikal, Altan has produced news programming for television. He worked as the editor in chief and lead columnist of Taraf, a daily Turkish newspaper, until he resigned from his post in 2012.

He was fired from Milliyet after writing a column on 17 April 1995 titled "Atakurd", which presented an alternate history of Turkey.
In September 2008 when Altan published an article titled "Oh, My Brother" dedicated to the victims of the Armenian Genocide, he was charged under Article 301 of the Turkish Penal Code for "denigrating Turkishness". The judicial claim was initiated by the far-right "Great Union Party."

During Turkey's media purge after the failed July 2016 coup d'état on September 23, 2016, Altan, was arrested. On 16 February 2018, along with his brother Mehmet and four others he was sentenced to life imprisonment with the condition that they be locked up for 23 hours each and every day.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
32 (50%)
4 stars
23 (35%)
3 stars
8 (12%)
2 stars
0 (0%)
1 star
1 (1%)
Displaying 1 - 9 of 9 reviews
Profile Image for Yakup Öner.
182 reviews114 followers
January 13, 2026
"Affettin mi onları? Hayır. Bazı şeyleri affetmek ahlaksızlıktır. Öyle olaylar var ki onları affetmeye hakkın yok." s.311

Tarihin utançlarla dolu olduğunu söylesek çok itiraz eden çıkabilir; hâlbuki zaferler, o utançlardan çok daha azdır. Okudukça zihnimde şekillenen fikir buydu. Osmanlı’nın son döneminde birçok cephede savaşlar yoğun bir biçimde sürerken, Talat Paşa ve ekibi Ermeni halkına yönelik Tehcir Kanunu’nu çıkararak toplumsal yapının yazgısında onarılmaz bir yara açar. Tarihî her olayın birçok tartışması olabilir; binlerce kaynak sunulabilir ve herkes kendi cephesinden argümanlarını savunabilir. Kimin haklı olduğu tartışmaya açık bir konu olsa da, iktidarı elinde tutanların kararları nedeniyle halkların yaşadığı acı ve trajedi tektir. Roman; 1915 ve sonrası Çanakkale Savaşı’nda başarılı olan Topçu Albay Ragıp Bey ile Alman Hastanesi’nde çalışan Ermeni hemşire Efronya’nın aşkı ekseninde gelişiyor. Eser, bu karakterlerin ilişkileri üzerinden, dönemin ceberut yönetiminden etkilenen yaşamları işleyerek ilerliyor. Akıcı ve sürükleyici bir yapısı var; yazar adeta bizi trajedilerin çokluğunda boğmak istemiş. Tarihî facialar bitmiyor, bugün de hâlâ dört bir yandan çığlıklar yükselmeye devam ediyor.
Profile Image for nil.
50 reviews2 followers
January 14, 2026
Bu kitabı okurken bir kez daha hatırladım ki (sanki unutuyoruz da :p) tarihin utançlarla dolu olduğunu söylemek hiç de abartı olmaz.
Hiçbir savaş ölümsüz ve acısız değildir, üstelik tarih de her zaman gerçeği yazmaz. Bildiğimiz tek bir değişmez var, filler tepişirken, her zaman çimenler ezilir.

Üzerinden yüz yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, bugün hala benzer faciaları yaşıyor olmamız trajikomik. İnsanlık sanki aynı yerde sayıyor, acının dili, mekanı ve zamanı değişse de özü hiç değişmiyor.

Ahmet Altan’ın karakterlerine gelince… Ne bütünüyle beyazlar ne de siyah. Arada kalmışlıkları, zaafları, kafa karışıklıkları, suskunluklarıyla gri olmaları beni çok sevindiren bir nokta oldu. Bu grilik, hikayeyi daha sahici kılıyor çünkü gerçek hayat da böyle.

Kitap hakkında okuduğum yorumlarda beni rahatsız eden eleştiri kitabın 'taraflı' olduğu iddiasıydı. Oysa kitabın birçok yerinde diğer tarafın da acısına, kaybına ve insani yönüne temas edildiğini düşünüyorum. Anlatılan şey, bütün bir tarihin hükmü değil zaten seçilmiş bir hikayenin, belirli bir pencereden aktarımı. Bir tarafın hikayesini dinlemek, diğer tarafın acısını inkar etmek anlamına gelmiyor.

“Tarih el feneri gibidir; nereye tutarsan orayı aydınlatır, gerisi karanlıkta kalır. Fenerin nereyi aydınlatacağına da feneri tutan el karar verir.”

Kitap zaten konusu ve tarihle harmanlanmış öyküsüyle çok akıcı, çok iyiydi.
O Yıl'ın bana anımsattığı iki kitap vardı, eğer bu kitabı okuyup beğendiyseniz onları da tavsiye ederim: Elveda Saraybosna ve Adsız Roman.
Profile Image for Murat Borlu.
4 reviews
December 7, 2025
Ahmet Altan eşsiz kalemiyle bu sefer de Ermeni tehcirini ele alıyor. İnsanların yaşadığı tarifsiz acıları bir aşk hikayesinin etrafında işlerken, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş sürecini de gözler önüne seriyor.
Profile Image for Josefina Wagner.
625 reviews2 followers
January 29, 2026
Nihayet bitti bütün serisi!!! muhteşemdi.Yazarın Türkçesi harika olduğu gibi nerde nasıl kullanacağını en iyi bilenlerden , kelime zenginliği ile büyüleyici bir anlatımı var. Türk yazarları arasinda benim için her zaman birinci sırada Ahmet Altan. Babasından bile daha iyi belki kıyaslamak doğru değil amma gerçekten okurken hic bitmesin istiyorsunuz.
Sadece Ermenilere yapılan haksızlığı acaba bu kadar uzatması Fransa politik çevrelerine yapilan bir dalkavukluk muydu bilemiyorum. Bütün dünyada kolonilesme sömürgeleştirme politikası yüzyıllardır var ne yazik ki. Bence hic bir ülke bir diğerinden daha iyi olmadı.Devamlı dehşet verici istilacilik sürdü gitti bazi yerlerde devam da ediyor Osmanlıların olsun diğer sömürge devletlerin katliami istilasi yüzyıllardır var kimbilir belki bir gün biter robotlar bütün dünyaya hakim olursa belki..."Tencere dibin kara seninki bende kara" gibi bir atıf duymuştum tabii yanlış yazmadiysam....
Profile Image for Sinan.
128 reviews
April 23, 2026
“Bedeli ödeyen sen değilsen, bir bedel ödenmesini haklı bulmak alçaklıktır. Hayal senin ama o hayal için ölen sen değilsin. Kendi hayalin için başkalarını öldürüyorsun, başkalarını sefalete mahkum ediyorsun. Bunun haklılığı nerede? Tarih boyunca bütün katiller insanları böyle kandırdılar, büyük hayallerimiz için birilerini öldürmeliyiz, bizim hayalimiz için birileri bedeli ödemeli. Tarih, bu katillerle bunlara inanan budalaların hikayesi aslında.”
3 reviews1 follower
February 27, 2026
Birde kalkmış, ‘vatan için’ diyorlar. Ben sana bir şey diyeyim mi, Fikret? Bir şey ahlaka karşıysa vatanın menfaatine de karşıdır. Vatan, ahlaksızlıkla korunacak bir şey değil!

“Kadınlarla çocukları öldürmeden ayakta kalamayan bir devlete devlet denir mi?”

Bir gün hakikatler ortaya çıktığında herkes Goethe’nin çocukları bu cinayetlerin suç ortağıdır dediğinde, birileri de hayır diyecek, onların arasında dürüstlükten yana olanlar da vardı. Vatanlarının adını temizlemek için bütün geleceklerinden vazgeçmeyi göze aldılar, diyecekler.

"Bazen Tanri'ya inanıyorum," dedi doktor, "böyle muhteşem bir aptallığı ancak yüce bir kudret yaratabilir."

Devlet menfaati denilen bir şey var, insan denilen canavarın en büyük kötülükleri bu lafın arkasında saklıdır. Tarih boyunca, devlet menfaati için öldürülen, hapsedilen, sefil edilen insanların hesabını hiç kimse bilmez. WDevlet menfaati denilen şeyi herkesten iyi bildiklerine inanan bir avuç insan, istedikleri kadar insanı öldürme hakkına sahip olduklarına inanırlar. Kötülüklerin kaynağı bu inançtır iste.
132 reviews
May 1, 2026
Can’t remember why I bought this book without knowing the story, and also as I rarely read Turkish novels. I loved this though, even though I got a slow start reading the first 100 pages over 10 days and the remaining 300 in one single evening and morning. Recommend, surely.
Profile Image for Burak Kutlu.
2 reviews
March 16, 2026
Osmanlı kuartetinde 4. Kitap O Yil. Benim gibi arka arkaya okumayı tavsiye etmem. İlk üç kitaptan sonra dördüncüsünü aynı heyecanla okuyamadım. Hele kitabın başında ölmek sevmekten kolaydır da geçen hikayelerin değişmesi beni biraz şaşırttı ve romandan soğuttu.
Displaying 1 - 9 of 9 reviews