Kitabın ilk 200 sayfası bizi geçmişe götürerek Luxuria'nım başından geçenleri anlatıyordu. Ve ne yalan söyleyeyim ilk 35 sayfayı çok sıkılarak okudum ancak ondan sonrası neyse ki su gibi akıp gitti. Özellikle Luxuria'nın yalnızlığı ve ölümü o kadar iyi işlenmişti ki...
Luxuria'yı mı yoksa Luzia'yı mı daha çok seviyorum bilmiyorum(sanırım çoğunluk Luxuria'yı tercih ediyor) ama ikisinden de kendimde çok parçalar buldum ve birçok noktada onları çok iyi anladım. Özellikle yalnızlık ve hüzün duyguları... İliklerime kadar hissettim diyebilirim. Kendimle de çok bağdaştırdım zaten. Hatta belki de bu yüzden bu kadar etkilendim, kim bilir...
Bunun dışında bu kitapta Reyna karakterini daha da çok sevdiğimi de söylemeden geçemeyeceğim. Özellikle dönüşüm sürecinde Lu ile yaşadıkları ve birbirlerine her seferinde destek olup daha da yakınkaşmaları...
O kadar saf, temiz ve güzel bir arkadaşlıkları var ki anlatamam. Onca şey yaşamalarına rağmen aralarına hiçbir şey giremedi ve onlar hep birbirini anladı. Her sahnelerini içim ısınarak okudum. Umarım herkes böyle bir arkadaşlığı, dostluğu tadar.
Hayatımın aşkı, en büyük kurgusal sevgililerimden biri olan Daren'i bu kitapta da görmek çok güzeldi. Luxuria onu ilk gördüğünde, "Kuzguni saçlarıyla ve deri pantolonuyla..." diye betimlemeye başladığında direkt anlamıştım Daren'imin geldiğini ve çok sevinmiştim. Onu kadar özlemiştim ki...
Kitap genel olarak güzel ve akıcı bir şekilde ilerledi. Sadece bence biraz daha kısa olabilirdi. Bazı yerler gereksiz uzatılmış gibi geldi nedense ama bilmiyorum.
Zaten restoranın açılış gecesinde yaşananlardan sonra mutlu son olacağını, burada bitmesi gerektiğini düşünüyordum ki kitap bir anda farklı bir yere evrildi. Bu "yer" olmasa da olur muydu ve üçüncü kitapta yaşanacaklar da dahil her şey değiştirilerek, dönüştürülerek ve kısaltılarak iki kitapta da bitirilebilir miydi bunu da bilmiyorum. Neyse ki seri genel olarak kendini okuttuğu için bir kitap daha alacak ve okuyacak olmam benim için şu anlık çok büyük bir sorun değil. Sadece, umarım üçüncü kitap bir an önce çıkar ve beklediğime değer.
Son sayfalarda gördüğümüz Sidra'nın ihanetini kaldıramıyorum... Yani kitap öyle bitti ki resmen ağzım açık kaldı. Özellikle Sidra'nın bu yaptıklarını hiç beklemiyordum açıkçası. Hem de ihanet, öldürmek, lanet ve affetmekle ilgili Lu ile aralarında onca konuşma ve yüzleşme diyebileceğim tartışmalar geçmişken. Hiç ihtimal vermezdim. Beni gerçekten çok üzdü ve aralarında geçen her şeyin -ya da ne kadar şeyin- yalan olduğunu sorgulattı. Çok kötü...
Sidra... Neden yaptı bunu? Hâlâ kabullenemiyorum.
Tam bir şeyler düzelecekken Lu'nun arkasından çevirdiği işler büyük bir hayal kırıklığı. Ayrıca bence bu da iyi açıklanamamış. Yani son 5 sayfada falan tam olarak her şeyi anlıyoruz ve bence yeterli olmamış zira kafam biraz karışık bir şekilde bitirdim kitabı. Tamam, Sidra'nın ihanetini anladım ama her detay da yerli yerine oturmadı. Lu anladı, belki de ondan tam açıklanmadı ya da genel olarak kitapta (ya sa sadece bu kitapta, Luxuria da geldiğinden) üstü kapalı bir anlatım olduğundan yazar anladığımızı sandı ama bence biraz daha iyi her şey anlatılabilirdi. Belki de üçüncü kitapta görürüz, anlarız, bilmiyorum. Umarım öyle olur. Çünkü anlamadığım yerler var. Daha sonra son sayfaları bir daha okuyacağım, belki de ben bir yerleri kaçırmışımdır.
Ben Sidra ve Lu'nun sonunda arasının düzelmeye başladığını düşünmüştüm ve aşklarını destekliyordum(Sidra'nın Lu için yaptığı piyano ve ona her "bir tanem" diyişi, benim en düştüğüm anlardı.) ancak Sidra'nın bu son yaptığı da göz ardı edilecek veya affedilecek bir şey değil. O yüzden Lu'nun alacağı intikamında ve vereceği savaşta onu tamamen destekliyorum ama... Keşke böyle olmasaydı.
Sidra, senden nefret ediyorum. Ve sayende, Lu'nun iki yaşamda da hayatını zehir eden o lanet geri döndü. Her şeyin baş mimarı zaten o lanetti ve onun serbest kalması o kadar sinirlerimi bozdu ve beni üzdü ki anlatamam. Hiç hoş olmadı, hiç.
Tüm bunlar, özellikle de son yaşananlar göz önüne alındığında üçüncü kitapta bizi nelerin beklediğini gerçekten merak ediyorum ve okumak için can atıyorum. Sidra ve Lu karşı taraflarda olacak ve bu savaşta neler yaşanacak, kim nerede duracak(Reyna ve Vaha kesinlikle Lu'nun yanında duracaktır), kim ne kadar yanacak gerçekten aşırı görmek istiyorum.
Ve seri mutlu sonla mı biter mutsuz sonla mı henüz bilmiyorum ama en sonunda birileri ölecekmiş gibi geliyor. Belki herhangi bir fedakârlıktan, belki yine bir intikamdan ya da bir ihanetten, belki beklenmedik şekilde ya da bir şekilde yavaş yavaş... Bilmiyorum, her şeyi üçüncü kitapta öğreneceğiz.
Yan karakterlerden ölen olur mu emin değilim ama en çok Reyna ölürse üzülürüm. Onun dışında asıl öleceğini beklediğim ve yukarıda sebeplerini belirttiğim kişi Sidra veya Lu. Belki de ikisi birden ölür, bu da bir ihtimal ama sanmam.
Belki de bu sefer ölen Sidra olur, kalbine giren bir hançerle...
Genel olarak karakterler, hikâye, mücadeleler, Lu güzeldi. Lu'nun çektiği acıları, yaşadığı vicdan mahkemelerini (özellikle Reyna birinin ölümüne sebep olduğunda) çok iyi hissettiğim anlar da oldu, bunların dışında çok güldüğüm yerler de. Umarım son kitap hepsinden de iyi olur ve yeterince tatmin eder.
(Kitabı okurken güzel cümlelere çok denk geldim ancak bunları neden çizmedim veya fotoğrafını çekmedim bilmiyorum. Keşke yapsaymışım... Hem beğendiklerimi buraya da eklerdim.😔)