Bazen bir bütün olmak için tüm kırıklarını toplaman gerekir.
Mercan, zorluklarla örülmüş bir hayattan kendi kurallarıyla çıkmayı başarmış, güvenli bir rutin inşa etmiştir. Ancak bir gün, en yakın dostunun ani kaybıyla bu güvenli dünya paramparça olur. Kucağında bir bebekle, ağır bir sorumluluğun altında ezilirken Mercan'ın ne tutunacak bir dalı ne de seçebileceği bir yolu vardır. Tüm yalnızlığının ve çaresizliğinin ortasında beliren bir yabancının beklenmedik teklifi, genç kadının tek umudu olur. Bu anlaşma başlangıçta mantığını zorlasa da zamanla iki yabancı arasında beklenmedik duygular filizlenir.
Kırık Desenler, kayıpların içinden yeşeren dokunaklı bir hikâye.
Her şey çok dengeliydi. Olması gerektiği gibiydi. Kitaba, kurguya, karakterlere bayılmanın yanında nasıl bu kadar güzel, bu kadar incelikli yazılabildiğine de hayran kaldım, bayıldım.
Son zamanlarda okuduğum en iyi şeydi. Tüm zamanlarımın favorisinde olacak her zaman.
Fiziksel ve zihinsel olarak bu kadar yorgun olmadığım bir zamanda okusam saatler içinde tek seferde bitirirdim. Ki tüm bunlara rağmen kargoyu aldığım gibi okumaya başladım, Gözlerim ağrıyana kadar okuyup kalan azıcık kısmını da sabah uyanınca okudum. Tabii güne gözyaşları ile başlamak anlamına geldi bu. Kötü gözyaşları değil, yanlış anlaşılmasın. Sevgiden, güzellikten gelen gözyaşları.
Size bu kitabın ne kadar güzel olduğunu, her bir unsurun kitaba nasıl da güzel yerleştirildiğini, duyguların ne kadar harika işlendiğini nasıl anlatabilirim inanın bilmiyorum. Ancak bu kitabı okuduğunuzda sizin de bunları hissedeceğinize tüm kalbimle inandığımı söyleyebilirim. Romantik ve hayattan hikayeler okumayı seven birinin bu kitabı sevmemesi benim gözümde imkansız. Bu yüzden türün okuyucusu iseniz mutlaka okumalısınız.
İyi ki yazılmış. İyi ki var. İyi ki okumuşum...
Mercan Arslan ve Ömer Karayel... Ve canım İpek'le Elif... Kalbimin en güzel yerlerinde birine harika bir şekilde yerleştiniz.