İnsanlığın Bir Dünü, Fatih Baha Aydın’ın üçüncü romanı. Önceki eserlerinde varlığın sancısını çeken, var olmak kaygısıyla kendi yok oluşunu hazırlayan insanların hikayesini anlatan Aydın, bu kez doğrudan yokluğun izini sürüyor. Bir kıyamet sonrası anlatısı olan İnsanlığın Bir Dünü, uzak bir galaksiden gelen “uzaylı” bir sosyal bilimcinin, harabeye dönmüş İstanbul’da yaptığı kazılar neticesinde oluşturduğu insanlık anlatısını merkeze alıyor. “İnsan nasıl yaşadı, nasıl öldü?” sorularının peşinden giden “uzaylı”, duvar saatlerine, düğün saraylarına, mezar taşlarına ve sokak yazılarına bakarak insanlığı anlamaya çalışıyor. Kara mizahın keskin bıçağını kullanmaktan geri durmayan İnsanlığın Bir Dünü bir ağıt mı, bir alay mı, yoksa kıyamet sonrası dünyaya gelip gördüğü her şeyi yanlış yorumlayan uzaylı bir sosyal bilimcinin hezeyanları mı? Fatih Baha Aydın, varoluşun ve yok oluşun sınırında gezinen eserinde, edebî türün de sınırlarını zorlayarak insanın olmadığı bir dünyada insanı anlatıyor. Ve insanlık, kendisinden geriye kalmış birkaç dizeyle yankıyor: “Yine kamyonlar kavun taşır Fakat içimde şarkı bitti.” İnsanlığın Bir Dünü: Bir sonun değil, bir yokluğun anlatısı…
Edebiyatta "Yabancılaştırma" (Defamiliarization) tekniğinin güzel bir örneği olmuş. Bu teknikte yazar, çok tanıdık olduğumuz insan nesnelerini veya alışkanlıklarını, sanki onları ilk kez gören bir dış göz (uzaylı veya gelecekten bir arkeolog) gibi anlatır. Fatih Baha Aydın da bu yolu izleyerek bilinmeyen bir sebeple yok olan insanlığın kalıntılarını inceleyen bir uzaylının görüşlerini aktarmış. Yabancı (uzaylı) arkeoloğumuz dünyada insanlığın son kalıntılarının bulunduğu İstanbul’da kazılar yapıyor ve buluntuları kendi değer yargıları üzerinden değerlendiriyor. Gündelik yaşantımız dair yaptığı çıkarımlar bazen bariz yanlış oluyor. Kendimize, acaba biz de tanımadığımız kültürler hakkında konuşurken böyle indirgemeci ve önyargılı mıyız dedirtiyor? Gündelik hayatta yaptığımız bazı otomatik davranışları yorumladığında ise biz bunları yaparken davranışlarımızın saçmalığını nasıl farketmiyoruz diyor insan. Okurken insan olma halini bana düşünerek, gülerek ve bazen kahkaha atarak sorgulattı. Çok keyifli bir okuma oldu. Bu arada kitabın adı olan “İnsanlığın Bir Dünü”nü görünce hemen Stanislaw Lem’in “İnsanın Bir Dakikası” kitabı aklıma geldi. Lem de kitabında "Yabancılaştırma" üzerinden derin eleştiriler yapıyordu. Onu da ayrıca okumanızı öneririm. İyi okumalar.
Kitabın konsept fikrini çok beğendim, anlatı genel olarak uzaylının felsefi felsefi bi çıkarım yapıp onu irdelerken bir şeyi çok yanlış anlayıp oradan eğlenceli malzemeler çıkması şeklinde. Kitabın mizahı bana Otostopçunun Galaksi Rehberi'ni hatırlattı.