"Ve tam kapıdan çıkacakken seslendi annem:
- "Yüreğini ört, insanlar soğuk
Üşürsün!"
Mehmed Uzun ilk olarak bir facebook sayfasında paylaşılan bu alıntı ile dikkatimi çekmişti bir kaç sene önce. Daha sonra da Cereyanlar'da Tanıl Bora'nın yazar için yazdığı "folklorik bir 'mazlumlar edebiyatının' ötesine geçmeyi hedeflemesi onu ayırt eder" sözlerinden dolayı Uzun’a ilgim artmış ve okunacaklar arasına dahil etmiştim. Önce "Aşk Gibi Aydınlık, Ölüm Gibi Karanlık" isimli romanını okumayı tercih ettim, bu romandan dolayı yargılandığını okumuştum çünkü.
Sadece roman değil, Kürt dili ve genel olarak edebiyat üzerine yaptığı çalışmaları falan da düşününce yazarın adını kullanılarak hayranları tarafından oluşturulmuş facebook sayfalarının ne kadar sığ olduğunu düşündüm. Yazarın hayatı, eserleri ve edebiyata katkısını inceleyen paylaşımlar neden yapılmıyor anlamıyorum. Ama neyse ki meraklı bir okurun ihtiyaç duyduğu bazı bilgilere youtube’dan ulaşması mümkün. Mehmed Uzun adı ile araştırma yapın ve önünüze çıkan videoları seyredin. O zaman kitabın başındaki tanıtım yazısında yer alan "roman sanatına ilişkin belirleyici katkılar" ifadesinin anlamı üzerine bazı ip uçları yakalarsınız.
Çevirmen her ne kadar romanın konusunun geçtiği dönem ve yerlerin tamamen tesadüf olduğunu belirtse de bana pek öyle gelmedi. Bilinçli değilse bile romanda geçen yer, dönem hatta bazı karakterlerin yazarın bilinçaltındaki gerçekliklerin tezahürleri olduğunu düşünüyorum. Büyük Ülke, Dağlar Ülkesi gibi yer isimlerinin verildiği, ileri geri gidişlerle zaman akışının belirgin tarihlerle değil dolaylı olarak aktarıldığı romanda hemen hemen her yerin her zaman diliminin hatta bazı karakterlerin gerçek hayatta karşılığı vardı benim için. Romanı okurken “orası” diye bahsedilen yerin bendeki adı Dağlar Ülkesi değildi. Bu adın geçtiği her cümlede aklımdan geçen yer Güneydoğu Anadolu oldu. Başkalarına da öyle gelmiş olmalı ki yazar bu romandan dolayı yargılanmış. Yargılanacak ne var diye düşününce bu romanda da öne çıkan duygu olan korku aklıma geldi. Yazar yer ve zamandaki bu belirsizliği acaba yargılama ihtimaline karşı tedbir olarak özellikle mi yaratmıştır diye merak ettim ama öyle olmadığını düşündüm. Bence insanın içindeki aydınlık ve karanlığın evrenselliğini bu şekilde yansıtabileceğini düşünmüş olmalı diye geçirdim içimden. Yani bunlar bunlar oldu ama şu şu özellikteki her yerde ve her zaman diliminde olan ya da olabilecek şeylerdir bunlar demeye getirmiş sanırım.
Yazarın üslubu da bana biraz değişik geldi ve hoşuma gitti. Romanın esin kaynağını, yazılma sürecini de konuya yedirerek kendisini de bir karakter olarak dahil etmesi hatta olayları anlatırken okura da zaman zaman bir yazar olarak doğrudan seslenmesi romana farklı bir güzellik katmış bence. Yazarın ana karakterlerden Kevok’u edebiyat öğrencisi olarak kurgulaması edebiyatın işlevi hakkında da bir tartışma geliştirme amacıyla yapılmış sanırım. Genel olarak edebiyat üzerine yapılmış bu tartışmalar hoşuma gitti. Yazarın Kürt dili ve edebiyatı üzerine yaptığı incelemelerini de oldukça merak ettim ve bu konuda yazmış olabileceği kitapları araştırmaya karar verdim. Ama önce resmi tarih Kürt dili ile ilgili olarak neler uydurmuş, onları okumak gerekecek sanırım.
Romanda karakter isimlerinin değiştirilmeden Kürtçe olarak bırakılması da çok yerinde geldi bana. Hem bu sayede en az 10 adet Kürtçe kelime öğrenmiş oldum. Kevok ve Baz’ın Türkçe karşılığını unutmam zor bundan sonra. Kevok, asimilasyon sürecinde erken yaşlarında uyanış yaşamış bir Fransız Dili ve Edebiyatı öğrencisi, Baz ise, bu uyanışı 40’lı yaşlarda ancak tecrübe edebilmiş bir ordu komutanı. Tam da kitabın arka kapağında belirtildiği gibi yalancı bir geçmişle beslenmiş bir komutanın sevgisiz ve yalnızlıkla örülü ömrü ve sevgisizliğin nasıl öfke ve nefrete dönüştüğü çok sade ve yalın bir dille anlatılmış. En büyüleyici cümleler ise, gökyüzü, ay ve yıldızlar üzerine yazılanalar olmuş. Betimlemeleri okurken eğer gerçekten gözünüzde canlandırmaya çalışırsanız o anları hiç bir şekilde yaşamamanız çok zor. Bir de dağlar var ki, örneğin benim hiçbir zaman çıkamadığım bu saatten sonra da çıkamayacağım doruklarında en karlı, fırtınalı zamanlarında vakit geçirdim. Elbette gerçekten doruklara tırmanmakla bunu yapanların yaşadıklarını okumak arasında büyük fark vardır ama yine de bana oralarda olmayı az çok bir şekilde hissettirdiği için minnet duydum yazara. Kan, ter ve sidik kokusu öne çıkan kokulardı romanda. Buna rağmen dağlardaki mağaralarda bulunmak istememe çok şaşırdım. Onca korku, yoksunluk ve acının hüküm sürdüğü dağlarda gökyüzünün güzelliğinin çok daha fazla duyumsanabileceğini düşünerek direnişçileri kıskandığımı fark ettim. Bilmiyorum, aslında belki de tersi daha geçerlidir gerçek hayatta. Nehirlerin ay ve güneş ışığıyla şavkıyan yüzeyleri de sık sık gözümde canlanan görüntülerdi.
Mehmed Uzun’a kanım çok ısındı benim. Bundan sonra da okumaya devam ederim. Aramızdan çok erken ayrılmış olmasına da üzüldüm.
Bu romanı, Kürt ve Türk toplumları arasında kurulmak istenen barışa özellikle şüphe ile yaklaşanların okumasını çok isterim. Gerçek barış öyle siyasi stratejilerle falan değil her iki toplumun birbirini, her insanın kendisi ve ötekilerinin aydınlık ve karanlığını yürekten anlama isteği ile mümkün bence. Resmi tarihin bize nasıl bir kötülük yaptığını en çok Kevok ve Jîr’in sevişme anlarını anlatan satırları okurken düşündüm ve derin bir nefes almak zorunda kaldım. Kürtler sanki bu dünyaya sadece mücadele etmek için gelmiş gibi bu sevişmelere şaşırdım. Anne ve babamın sevişmesi gerçekliğini fark ettiğim ilk anda hissettiklerime benzer şeyler hissettim utançla ki Kevok ve Jîr’in sevişmeleri şimdiye kadar okuduğum en güzel şevişme anlatılarındandı.
Kitabı okumaya başlarken kapağını incelemiş ve üzerinde düşünmüştüm okuduktan sonra tekrar incelediğimde romanı bundan daha güzel yansıtanı olamazdı dedim.
Mehmed Uzun okunmalı, okutulmalı. Tanıl Bora’ya tekrar tekrar teşekkürler!
Okunacaklar :
Güneş Dil Teorisi, Çeşitli Kaynaklar
Türk Tarih Tezi “Güneş-Dil Teorisi” ve Kürd Sorunu, Bilim Yöntemi Türkiye’deki Uygulama-II
Küllerinden Doğan Dil ve Roman, Mehmed Uzun
Bir Dil Yaratmak, Mehmed Uzun
Kürt Edebiyatına Giriş, Mehmed Uzun
Mehmed Uzun’un Tüm Romanları