Gerçek benliğimi ve gerçek isteklerimi ortaya koyduğum her durumda, kötü olan ben oldum bu hayatta. Bana reva görülene razı gelmediğim her konuda; kızarak, küserek, sessizleşerek pes ettirmeye çalıştılar beni. Herkes bana bir kader çizmişti, herkes kendi hikâyesinde bana bir rol biçmişti ve ‘Ben kendi rolümü seçeceğim’ dediğimde ise benden hayırsızı yoktu. Kendi uygun buldukları cicilerle donattılar hayatımı, ‘Cicilerinizi değil, kırık dökük emeğimi istiyorum’ dediğimde ise nankör oluyorum, öyle mi?
Ceren Ceran'ın Tercih'inde beni en çok etkileyen, kahramanın yaptığı tercihlerden çok içinde taşıdığı öfke oldu. Böyle bir öfke taşırken yapılan tercihler, çoğu zaman özgür iradenin değil, yaraların uzantısı oluyor. Hangi yolu seçerse seçsin, içindeki hesaplaşma bitmeden huzur bulması zor görünüyor.
Tercih etmekten daha önemlisi, o tercihi sahiplenebilmek. Bunun için de önce geçmişle, kırgınlıklarla ve öfkeyle yüzleşmek gerekiyor.
Amor fati. Kaderi yalnızca kabullenmek değil, onu sevebilmek ve sahiplenebilmek...
Bir tarafta gitmeyi seçen ismi gibi asi Asiye bir tarafta da kalmak zorunda mı bırakılmış yoksa kalmayı seçmiş bilinmeyen Ceylan'ın hikayesi.Ancak bence eğer kalmayı da gitmeyi de sen seçiyorsan sıkıntı yok da bu kararları başkaları veriyorsa o zaman vay haline.
Audio- Kalan da mutsuz giden de bence sorun bas karakterde. Icim sisti. Karakter melankolik, hep yasayamadigi tarafa ozenip o hayati yasasa da mutlu olamiyor.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Çok ince ve güzel yazılmış bir kadın hikayesi bu. Kadınların aileleri içindeki yerleri, anne baba ve ağabeylerinin, evdeki kız çocuğa bakışı, yaklaşımı ve bilerek ya da bilmeyerek üzerinde kurdukları baskı; bu baskı sonucunda bu genç kızların hayatlarını nasıl etkiledikleri vb çok dokunaklı bir şekilde anlatılmış. Aynı zamanda çok da gerçekçi. Bir erkek bir kız çocuğu olan bir aile, erkek çocuğuna gösterdiği, verdiği, tanıdıgı özgürlük ve hakları, kız çocuklarından rahatlıkla esirgeyebiliyorlar; üstelik de bunu ‘ biz senden uzun süre ayrı kalmaya dayanmayız…; sen tek başına oralarda küçücük bedeninle zorlanırsın..’ gibi vicdanlarına dokunarak yapıyorlar.
Bu hikayede de Ceylan ve Asiye üzerinden yapılan tercihler ve bu tercihlerin hayatlarını nasıl etkilediği anlatılıyor. Ve en sonunda Ceylan aslında zaten Asiye midir, ikisi aynı kişi midir, yani aynı kişinin iki farklı tercih halindeki olası hayatlarını mı okuduk diye bir soru işareti oluştu bende. Genç duyguları, itaat, isyankarlık, aşk, aile, ihanet, saygı/sevgi… her şey var bu metinde. Çok keyifli.
Instagram sayesinde tanıdığım yazarın 3 kitabını da storytelde dinlemiş oldum bu sonuncuyla ve en beğendiğim de yine bu oldu. Gerçi "istanbul'un bodrum katlarını" bitirince geride kalan "yenilme/kaybetme" hissi de çok etkileyiciydi ama bu kitabın örgüsü en başarılısı bence.
-spoiler olur bu bilemedim-
Ah Ömer, kaybedenlerin prensi, iyi geldi senden haber almak, sanki olacağından korktuğun kadar mutsuz değilsin, umarım daha da mutlu olursun :)
Yer yer boğazımda bir düğümle dinledim. Bu kadar uzun sürecek bir kitap değil ben çok süründürdüm fakat çok güzel. İki genç kız, asiye ve ceylan. Biri şehir dışına okumaya giden, hayallerinin peşinde koşan diğeri doğup büyüdüğü yerden çeşitli sebeple kopamayan. Fakat içlerde kalan hevesler umutlar yarım kalmışlıklar aynı. Çok güzel bir kitaptın 🫶🏻
İlk okuduğum Ceren Ceran kitabı. Gitmek mi, kalmak mı.... Kadın bakış açısından, bu ikilemi güzel ele almış yazarımız. "Seçimini sahiplen" sözü varoluşçuların, en çok da onu düşündüm okurken..