Hayat, insana verilmiş en kıymetli sermaye. O sermayeyi nasıl değerlendirdiğimiz, geride hangi izleri bıraktığımız; niyet, tercih ve gayretlerimizle şekillenir. Hayata İz Bırakmak, yaşadığı ömrün hikayesini kalıcı bir "hayat izi"ne dönüştürebilmek için her gün "taze bir niyet"le yeniden başlayabilme gayretinde olanlara, hakikatle yoğrulmuş, tecrübeyle sağlamlaştırılmış bir yol haritası sunuyor. Firuzan Çetin, Hayata İz Bırakmak kitabında günün beş vakti, insan ömrünün beş dönemi ve kavramların hakikate götüren manaları üzerinden yaptığı iç içe ve derinlikli tefekkürlerle okurlarını, sabahın tazeliğinden akşamın olgunluğuna, çocukluğun masumiyetinden ihtiyarlığın kemaline doğru taşıyacak, hayata iz bırakacak bir yolculuğa davet ediyor. Çünkü hayata iz bırakmak, yol bitse de bitmeyecek bir hikaye yazmaktır.
Sözleri o kadar güzel ki, kalbe dokunuyor. Aynı şekilde illüstrasyonları, o kadar anlamlı ve bir o kadar cana yakın.
En sevdiğim alıntılardan biri: “Köprüler, ayakta ve hayatta kalmanın sembolleridir; yağmura, fırtınaya, güneşe, üzerlerinden geçen tüm ağırlıklara direnerek ayakta kalırlar. Köprü yolun bittiği yerde yoldur, mesafeleri ka-parandır, eşiktir, aşılıp devam etmek gerektiğinin sembolüdür.” 🐦⬛🐦🔥