Yetersiz Bakiye, geçenlerde arkadaşımla kitapçıda gezinirken, "Hadi normal şartlar altında asla denk gelip almayacağımız, şu zamana kadar da hiç okumadığımız bir yazarın kitabını alalım," düşüncesiyle aldığım bir kitap oldu.
İçinde hoşlandığım birkaç öykü olsa da, genel olarak çok bana hitap eden bir seçki olmadı. Bunun sebebinin, öykülerin fazlasıyla farklı konularda yazılmış olması olabileceğini düşünüyorum. Bir öyküde Ermenilerden bahsederken, bir başka öyküde ilişkilerin ölmesinden, bir diğerinde ise Zeugma mozaiklerinden bahsediyor Karin Karakaşlı. Eminim bu çeşitlilikten hoşlanan vardır. Ya da mesela bir öyküde İstanbul'un ağzından yazarken, bir diğerinde mozaiklere dil veriyor, ötekisinde ise masalara... Maalesef bu öykülerden pek keyif alamadım.
Öyküler anladığım kadarıyla yazar için fazlasıyla kişisel. Benim sıkıntımın, şu ana kadar yaşadığım hayatla yazarın bana gösterdiği hayatın hiçbir noktada buluşmaması olabilir. Kendimden parçalar bulamadığım için de okurken kendimi "hayatın" çok dışında hissettim.
[Kitabın arka kapağında alıntılanan öykü "Sabiha", tüm kitapta en sevdiğim öykü olabilir. Aklıma başka bir öykü adı gelmiyor mesela.]
Yine de okuduğuma pişman değilim. Daha çok Türkçe edebiyat okumak istiyorum, daha çok yazar tanımak istiyorum, bu açıdan Yetersiz Bakiye bana güzel şeyler kattı. Kitabı biraz karıştırın, ilgilenirseniz alıp okuyabilirsiniz; benim bağlantı kuramamam sizi durdurmasın.