Hacettepe Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı ve Sabancı Üniversitesi’nde Executive MBA bölümlerinde öğrenim görmüştür. 2006 yılından bu yana kurucu ortağı olduğu Dinamo Danışmanlık’ta kuşak araştırmaları ve işveren markası çalışmaları yapmaktadır.
Bankacılık, enerji, hızlı tüketim, ilaç, eğitim, otomotiv, perakende, teknoloji gibi çeşitli sektörlerde pek çok ulusal ve global markanın işveren markası danışmanlığını yapmaktadır. İşveren markası alanında dünyanın önde gelen araştırma ve danışmanlık şirketi Universum’un Orta Doğu Direktörlüğünü de sürdürmekte olan Evrim Kuran, ayrıca CultureTalk Arketip Araştırma Sistemi onaylı uygulayıcısıdır. Kuran, 2013 yılından bu yana bölgenin en kapsamlı işveren markası konferanslarından People Make the Brand’in yaratıcısı ve küratörüdür.
Çalışmalarına Dinamo’nun Toronto ve İstanbul ofislerinde devam eden Evrim Kuran’ın Türkiye’nin 5 kuşağını anlatan Telgraftan Tablete isimli bir kitabı bulunmaktadır. Kuran, çeşitli süreli yayınlarda ve portallarda yazılar yazmakta ve konferanslarda konuşmaktadır.
Diğer kitapları hep bir araştırmaya dayalıydı. kendinden kattıklarının yanında verilerle desteklemesi ya da verileri kendi deneyimiyle yorumlaması kıymetliydi.. bu kitap 50 yaşına giren bir kadının hayata iz bırakmak için yazdığı bir kitap zaten o nedenle beklentiyi düşük tutmak gerekiyor.. kendisi için eminim bir 10 yıl sonra iyi biir referans noktası olacak hayata dair, ama popülaritesi arttığı için ne yazsa kitlesinin okuyacağı düşünülmüş de ne yazarsan yaz yine de yaz denmiş gibi.. diğer kitaplarını okuyam biri olarak okudum yine o ayrı 😅
Neden böyle yorumladım ? hepimizin üzerinden bir tank gibi geçen 2025’in ve son yıllardaki güncel olayların üzerine, yine hepimizin kendi günlük konuşmalarında ya da tespitlerinde söylediği şeylerin bir derlemesi olmuş daha çok.. cesur ifadeler mi evet.. ama fazlasıyla duvar yazısı sözler, alıntılar, twit mesajları gibi tespitler ya da sanki bir podcastin kitaplaşmış bir hali gibi geldi yine de, duygu olarak geçmedi..
hatırlatmak unutturmamak toplumsal hafızayı canlı tutmak çok kıymetli ama toplumsal ve kişisel çok içiçe geçmiş, kime neden yaptığı belli olmayan atarlar, azarlar, meydan okumalar.. ben şöyle biriyimdir, şuna tahammülüm yoktur, hayatımdan şunları çıkardım eyvallahım yoktur şeklindeki naralardan sonra okuyan için “tamam ablacım en çok sen biliyorsun, en güçlü, en bilge sensin” dedirten, okunabilen ama iz bırakmayan, okuyana katma değeri diğer kitaplarının yanında pek olmayan bir kitap.. beğendiğim tarafı, kendi düşünme sisteminde hayata dair önemsediği 10 başlık altında yazması oldu.. biraz daha hayattan dersler havadına sokan da güzel taraf da bu olmuş zaten..
Böyle şeyler subjektif ama dilerim ki gelecek kitapları bilgi ve yorum açısından daha doyurucu olur.. severiz kendisini en nihayetinde