“Sahneye bıraktığım şey yalnızca dans değildi. Bana güç veren her anı, her acı ve her sevgiyi son reveransımın içine katıp onlara armağan etmiştim.” Güz, arkadaşlarının yurtdışına taşınmasıyla kendini beklenmedik bir sessizliğin ortasında bulur. Günlerini kitaplarına ve baleye adayarak geçirir ama bu kez ikisi de yalnızlığını bastırmaya yetmez. Bir gün bu monotonluğunu kırmak için kafede çalışmaya başlar. Sadece vakit geçirmek için girdiği o kapı, hayatının yönünü değiştirir. Yeni işinde yolları umursamaz ve flörtöz Akay’la kesişir. Güz hep kitaplarda yaşanan o büyük aşkların peşindedir ve sayfalarda bulduğu duyguları gerçekte kimsede bulamamıştır. Ancak kahveler, kitaplar ve kısa bakışmalarla başlayan bu tanışıklık zamanla Güz’ün dünyasında fark ettirmeden yer etmeye başlar. Güz, bir yandan dans etmeye, sahnede kendini kanıtlamaya devam ederken bir yandan da kalbinde yeni bir ritim duymaya başlar. Yeni işine uyum sağlayabilecek midir? Akay’ın duygularına karşılık verebilecek midir? Ve en önemlisi, kariyerine devam ederken yalnızlığına çare bulabilecek midir?
Bir romantik kitap nasıl bu kadar sıkıcı olabilir? Gerçekten soruyorum? Son 150 sayfayı okumak işkenceydi. Gerçekten son 50 sayfada ağlamak istedim.
Tamam. Olayı başa sarmadan son 150 sayfayı anlatmak istiyorum: Öncelikle bir daha uzun bir süre hiçbir kurguya keşke daha uzun olsaydı biraz daha karakterleri görseydik diyemeyeceğim sanırım çünkü bu kitabın son 150 sayfası tam olarak buydu. Diğer kitapların ana karakterleri de dahil 6 ana karakterin uzatılmış bölümleri. Keşke adam akılı bi' 3.5 novellası olarak yazılsaydı o kısımlar. Gerçekten okumak isteyenler alıp okusaydı. Güz kendi kitabında diğerlerinin anlatıcısı konumundaydı sanki. Gerçekten çok boğuldum.
Ardından kitabın puntosu KORKUNÇTU!! Kitap 430 sayfa falan ama daha düzgün bir punto ile 550 bile olabilirdi. Kitap zaten sıkıcıydı bir de o punto ile MAHVOLDUM.
Şimdi kitabın neden sıkıcı olduğuna, Ateşten Tezahürat'ta neredeyse hiçbir mantıklı sahne yokken 2 yıldız verip neden buna 1 yıldız verdiğime gelelim. Öncelikle yazım dili kötüydü. Sanki kötü çevrilmiş bir kitap okuyormuşum gibi hissettim tüm kitap boyunca. Ve hatta kötü çevrilmekle yetinmemiş ana dilinde de başarılı yazılmamış bir kitap gibiydi. Cümleler o kadar akmıyordu ki... nasıl anlatırım inanın bilmiyorum. Ardından kurgu yine ve yine serinin diğer iki kitabı gibi mantıksız, olmak için olmuş sahnelerle doluydu. Bir örnek getirelim. Öncelikle Güz sürekli La Likya'ya gidiyor ve gördüğümüz üzere Akay bayağı bir süredir orada çalışıyor. O zaman bu ikisi nasıl daha önce tanışmadı? Ayrıca Akay, Güz işe alınsın derken şey diyor "... Benim vardiyamda çalışan kimse olmadığı için iki kişilik mesai yapıyorum. Burada olduğuna göre boş saatleri benim mesai saatlerime uyuyor." (syf34) ŞİMDİ!! 1-Tek bir kez gördüğün kızın boş saatlerinin senin mesain ile çakıştığını nereden anladın? 2-Senin mesai saatlerinde 2 kişilik iş yapıyorsan başka mesai saati de varsa ve mesela o zaman iki kişi çalışıyorsa o iki kişi kim? Çünkü kafede bir Ahmet abi v ar bir Akay var?? 3-Tekrar soruyorum başka hiçbir çalışan yoksa Akay ve Güz nasıl daha önce tanışmadı? 4-Ayrıca ben iş istiyorum diyen kişiye öylece iş mi verilir cidden eleman bile aranmazken? En azından önce çalışma şartları, saatleri falan konuşun. Yani cidden bir sürü ama bir sürü şey söylerim. Tek bir sahne bile bu kadar anlamsızken... of of
Ayrıca Akay mükemmel erkek olması için o kadar zorlanmış ki mükemmel erkek olmak harici hiçbir karakter özelliği yüklenmemiş. İmkansız romantik jestler yapıyor, tam zamanında yeni bir yeteneği ortaya çıkıyor, sadece Güz'ün etrafında dönüyor, kendi hayatına dair neredeyse hiçbir şey yok, kişiliğine dair de. Bir ara bi' arkadaş grubu varmış onu görüyoruz sonra onlar da yok oluyor. Ve romantik jestleri o kadar abartılı ki.
Gelelim diyaloglara: Genel olarak çeviri havası bu konuda da hakim. Kesinlikle doğallıktan uzak. Diyaloglar bile yer yer sıkıcı.
Kitabın başında "Uyarı: Bu kitapta argo kelime kullanımı ve yanlış örnek oluşturabilecek davranışlar mevcuttur." yazıyor ve bu bir artı. Ayrıca gerçekten kitabı yaşı küçük birinin okumasını hiç istemem çünkü alkol alıp sarhoş olmak, akşamdan kalma olmak keyif alma aracıymış gibi anlatılıyor. Alkolün zararları say say bitmezken ele alınış şeklini beğenmedim. Ama bir yandan da her alkol sahnesinde mükemmel kamu spotu ASLA ARAÇ SÜRMEYİN yerleştirilmiş. Yani ne diyeyim çok doğru bir mesaj en azından. Ama eğlenmek bu olmak zorunda değil. Ayrıca o kadar eğreti yazılmıştı ki. OF.
Yani yazabileceğim hem çok şey var hem de hiçbir şey yok. Anlatım kötü. Diyaloglar kötü. Dil kötü. Kurgu kötü. Karakterler kişiliksiz. Kitap sıkıcı. Verdiğim paraya mı harcadığım zamana mı üzüleyim?
Bi' de bi' de!! Güz bir balerin ve HER yemek sahnesinde aşırı sağlıksız bol kalorili şeyler yemesi?? Yani balerinler ve kilo konusuna ben girmeyeyim herkes biliyordur ama bu kadar sağlıksız beslenmek normal bir insan için bile yapmaması gereken bir şey. Tabii ki insan bazen canının istediği sağlıksız şeyleri yemeli ama yani bir BALERİN?? Neyse bu konuya girmeyeceğim daha fazla. Öyle işte.
Tamam bu son eklentim: TÜM seride takma ad olayından rahatsızım. O kadar yapay ki. Sırf olsun diye yapıldığı belli ve Kül Kedisi de aynı yapmacıklıktaydı. Mantıklı bir isim olabilir miydi? Evet. Mesela Güz Kül Kedisi balesinde yer alsaydı mesela falan. Ay bilmiyorum gereksiz ve yapmacıktı. Ayrıca kitabın kendi kendine verdiği spoiler?? Şu kara kedi kitaba 350li sayfalarda geliyor ve oldukça az yer kaplıyor. Tüm kitap ee ne zaman gelecek diye boş boş bekliyorsunuz, geleceği zaman da şak diye anlıyorsunuz. Baba olayı da gereksizdi ayrıca. Kitabın en sonlarında tam Akay nasıl bir insan nasıl bir hayatı var öğrenecek gibi oluyoruz ama yine öğrenmiyoruz falan filan. Of kere of anlayacağınız.
Serinin açık ara en sevdiğim kitabı oldu.Kendimle en bağdaştırdığım en sevdiğim kitap oldu gerçekten.Güz’ün annesiyle olan bağı Akay’ın ona olan anlayışı🥰.Yazar her kitabında yazım dilini biraz daha geliştiriyor ve bunu açıkça hissedebiliyorsunuz.Kitabın ilk yarısı daha çok Güz ve Akay’ın ilişkisi iken diğer yarısı arkadaş grubunun başarılarıyla geçiyor.Bu kitaba çok yakın hissetim gerçekten duygularıma dokundu 🥹.Teşekkürler Adora☺️
yağmurun yazım dilin çok seviyorum bu da gene çok tatlı ve rahat okumalık bi kitaptı .Benim bu kitapla ilgili tek sıkıntım konuların çok hızlı geçilmesi ve bazı alanların çok üstünkörü anlatılması oldu . Bu duruma neyin sebep olduğunu biliyorum ve çok da haklı buluyorum ama bir okur olarak eksik hissettiğim yerler oldu .Bunun dışında okuma zevki çok yüksek bir kitaptı keşke yağmur da bunu yazarken daha sağlıklı olsaydı ve daha az stres olarak yazsaydı .
kitap gayet güzeldi fakat ben biraz daha detay okumayı seviyorum örneğin akayın aile problemleri veya hayatını biraz daha bil.ek istersim çok üstü kapalı anlatıldi bunun yanı sıra evet hepsi çok yetenekli sporcular ama hepsinin dünya çapında falan birinci olması çok hayal gibi geldi başarılılar ama zaten hep bir bu birinciliği bilerek ve birinci olmaları, ve hepsinin bir arkadaş grubu olması bence biraz tuhaf ama güzeldi.
This entire review has been hidden because of spoilers.
arkadaş grubu konseptini cok seviyorum seri icin güzel bir final olmus ve akay neden bu kadar mükemmel keşke azcık klişe olsun diye drama fln olsaydı ama gene de bu arkadaş grubu ve tamay icin 4 veriyorum
Tam benlik. İç ısıtan samimi bir kitaptı. Güz'ü seviyorum ve kendime benzetiyorum. Arkadaş ortamı müthiş! Keşke benimde böyle güzel dostlarım olsa. Serinin en iyi kitabı. Neredeyse her sayfayı post-it'ledim. Tavsiye ederim🩰🩷🐾