Değerlendirmem çokça spoiler içerir.
Kitabın dediğine göre çok çok ünlü bir işadamı gençliğinde beraber devrimcilik oynadıkları, aynı zamanda çocukluk arkadaşı olan Rahmi Sönmez adlı bir ozanın hayat hikâyesini yazdırmak için bir grup yazarla anlaşıyor. Fakat daha sonra işadamı hazırlanan dosyayı beğenmiyor ve yayınlatmıyor. Emeklerinin heba olmasını istemeyen yazarlar da kitapta geçen isimleri değiştirip Peygamberin Son Beş Günü başlığıyla kendileri yayınlatıyor.
Kitapta bu üst kurmaca “Zorunlu bir Açıklama” başlığıyla verilmiş. Kurguya göre proje sonradan romana dönüştürüldüğü için iki kısma ayırmak zorunda kalmışlar. İlk kısımda ozanın yaşam öyküsü, ikinci kısımda da yazarların daha çok hayal gücüne dayanarak oluşturdukları ozanın hayatının son beş günü anlatılmış.
Kitabı neden sevmediğimi en sona bırakarak Tahsin Yücel’in bu kitabı gerçekten niye yazmış olabileceğini anlamaya çalışıyorum. Rahmi Sönmez karakteri aşağıdaki şekilde oluşturulmuş olsa, mesela?
Rahmi, İslam dininin tüm bilgisini şeyhinden öğrenen, evine şeyhinin izin verdiği kitaplardan başka bir şey sokmayan, bu kitaplardaki bilgileri yakın çevresine sürekli dayatarak yakınlarını bunaltan, tüm hayatı inancı çerçevesinde yorumlamaya çalışan ve karşılaştığı sorunları bu doğrultuda çözmeye çalışırken afallayan, teori pratiğe uymayınca kendi kendine senaryolar geliştiren dogmatik bir dincidir. Yönetim şeklinin Şeriat olmasını düşlemekte ve bunun için mücadele edilmesi gerektiğine inanmakla birlikte evinde oturup ibadet ederek, şeyhinden kalan kitapları, hadisleri okumaktan başka bir şey yapmamaktadır. Kendisi bu durumdan içten içe rahatsızdır. Cihat etmek, kâfirleri dize getirmek inancının gereğidir. Kendini bu yolda düşlemekten ömür boyu vazgeçmemiştir. Bir gün torunu Kazım (Nazım diyemezdim kusura bakılmasın) adi suçlardan, çetecilikten hapse düşer. Rahmi’nin hastalıklı zihni onu manipüle ederek torununun cihat yolunda mücadele ederken hapse girdiğine inandırır. Onun için cihat sonunda başlamıştır.
Bu haliyle Rahmi acınası bir karakter midir? Evet diyemeyiz. İslam dinini benimseyen çoğu insan bu karakteri üstüne alınıp da “Vay efendim, İslamcıları nasıl gösteriyor!” diye yazarı eleştirmez. Hatta radikaller bu karakteri hak yolunda bir mümin olarak algılayıp kıvanç duyabilirler. Rahmi karakteri bu haliyle edebiyat dünyasında fırtınalar koparmaz. Bir edebiyat eseri olarak bile kabul görmez.
Rahmi Sönmez Marksist bir ozan olarak kurgulanınca iş değişiyor. Hâlbuki tipoloji birebir aynı. Dogmanın içine sıkışmış, olduğu yerde dönen bir karakter. Böyle yazılınca kitap, Rahmi Sönmez üzerinden tüm eski solcuları (onlara salon sosyalisti mi diyorlardı?) ironik bir şekilde topa tutuyor. Kitabın yazılış amacının bu olduğuna ikna oldum galiba.
Kitap ele aldığı konu bakımından çok katmanlı değerlendirmeler sunabilirdi. 1940’tan günümüze Türk solu-toplum ilişkisi, devrimci edebiyat, Nazım Hikmet’ten günümüze şiir, Marksist kuramın günümüz dünyasındaki geçerliliği vs.
Ancak kitapta yazarın bu konularla ilgili bir savı yok. Bu konular, Rahmi Sönmez’in acınası halini tekrar tekrar gözümüze sokmak amaciyla atmosfer oluşturmakta araç olarak kullanılmış. Rahmi’nin eski solcu arkadaşlarından biri büyük kapitalist, biri pavyoncu olmuş. Devlet tarafından dikkate alınarak hapis yatmak onuruna ermiş olanlar cenaze törenlerinde Rahmi’ye burun kıvırıyorlar. Marksist kuramın olmazsa olmazı örgütlü mücadele kitabın hiçbir yerinde yok. Darbelerin sadece iması yapılırken, dönemin baskıcı koşullarından bahis yok.
Bu bir dönem ve hiciv kitabıysa eğer bu unsurların kitapta yer alması gerekirdi. Böylelikle Rahmi Sönmez, dönemin devrimci yazar-çizer skalasındaki yüzlercesinden biri olur ve bu karakterin kitlenin genelini temsil etmesinin önüne geçilmiş olurdu.
Üst-kurmaca bölümünde sözde yazar grubu Rahmi Sönmez’i çok sevmiş, hayatının bilinmesine karar vermişler bilgisi var. Ayrıca, Peygamberin Son Beş Günü kısmında bu yazarlar hayal güçlerini çalıştırdıklarını ve böylelikle biyografinin biraz olsun roman niteliği kazanabildiğini belirtiyorlar. (İnsan sevdiğine bunu nasıl yapar!). Bu son beş günü yazarak Rahmi Sönmez'in gerçek bir Roman Kahramanı olma hakkını elinden almış ve onu bir Mr. Bean, gibi parodi bir tiplemenin içine hapsetmişler.
Sözüm Tahsin Yücel’e değil tabii ki, ısmarlama kitap yazan o beş kişilik gruba!