Jump to ratings and reviews
Rate this book

Gümüş Yürek #3

Yolun Son Şarkısı

Rate this book
“Bilmek istiyorum, diyesim geldi. Bilmek istiyorum çünkü akıllanmadım.”

Eira Morwen, Aldin’den gelecek bir haberi beklerken kendini geçmişin ve geleceğin orta yerinde bulacaktı. Kayıpların yankısı yüreğinde çınlarken yaptığı anlaşmalara uyacak ve Hırsız Kral’ın ekibinin bir diğer parçası olacaktı. Verimsiz topraklardan bataklıklara, gürültülü limanlardan karlı ve ıssız dağlara uzanan yol bir kez daha onu çağıracaktı. Bu kez yanında daha kalabalık bir ekip vardı ve geçmişinden çıkıp gelen yüzler kaderin yollarında yeniden karşısına çıkacaktı. Gümüş Yürek, yolun son şarkısını dinleyecek ve bu şarkının onu da büyülü fey dünyasını da değiştirmesine izin verecekti.

“Ne kadar çok bilirsem kendimi o kadar çaresiz ve küçük hissedeceğimin farkındayım. Yine de bilmek istiyorum işte. Pek çok kusurumdan biri de bu.”

400 pages, Paperback

Published December 1, 2025

Loading...
Loading...

About the author

D.N. Archeron

4 books36 followers

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
11 (44%)
4 stars
8 (32%)
3 stars
6 (24%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 9 of 9 reviews
Profile Image for Melisa R. D..
94 reviews17 followers
January 29, 2026
Öncelikle serinin en akıcı ve en güzel kitabı olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum, benim de seride en sevdiğim kitap oldu. Yazarın dili, serinin diğer iki kitabındaki kadar aşırı betimlemeli ve tekrarlı değildi. Bu yüzden de okuması daha zevkliydi.

İkinci kitabın sonunda bıraktığımız yerden okumaya devam ediyoruz. Eira ve Marlo Veylinton'da yaşamaya çalışıyorlar, fakat Eira Nos'u geri getiremediği için depresyonda ve epey mutsuz.

Bu kitapla ilgili birçok şeyi epey sevdim. İkinci kitapta eklenen karakterleri daha çok görmemiz epey hoşuma gitti ki ben Maça ve Bast'ı baya seviyorum. Zaina'yı Eira ve Marlo ile daha çok okumak çok güzeldi. İlk kitapta karakterlerin arkadaşlıkları ve birbirlerine bağlılıklarını hiç hissedememiştim ama bu kitapta yazarın bunları okuyucuya daha iyi aktardığını düşünüyorum.

Olumsuz olarak söyleyebileceğim tek şey evren ve diğer dünyalar hakkında daha çok şey okumak isterdim. Bir de benim ilk kitaptan beri söylediğim şu ki bu seri ilahi bakış açısıyla yazılsaydı çok daha iyi bir seviyede olurdu ve tadından yenmezdi açıkçası.

SPOILER

Nos'un geri döneceğini zaten tahmin etmiştim, açıkçası bu kararı sevdim de. Fakat Eira ile aralarındaki romantik ilişki asla bana geçmiyor. Yazarın ilk kitapta bu ilişkiyi iyi işleyemediğini düşünüyorum, illa öpüşüp koklaşmaları gerekmiyordu tabii ki, sadece o yakınlık daha iyi işlenebilirdi diye düşünüyorum.

Kitabı epey sevdim, yazarın her bir kitabında kalemini daha iyi hale getirdiğini düşünüyorum. Sonraki kurgularını okumak için de epey heyecanlıyım.

Yol bizden yana olsun.
Profile Image for Irmak.
34 reviews
March 7, 2026
İlk kitabını pek beğenemediğim serinin ikinci kitabını beğenmiş ve üçüncü kitabını çok daha fazla beğeneceğimi düşünmüştüm fakat öyle olmadı. İlk kitaptan daha çok beğendim kesinlikle fakat en sevdiğim kitabın ikinci kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Kitapların serideki yerlerine bakacak olursa ilki gerçekten tam bir giriş kitabıydı, ikinci çok güzel bir devam kitabıydı fakat bu finalmiş gibi hissettirmedi bana hiçbir zaman.

Damla'nın üçüncü kitapla ilgili çektiği videoda "Şuraya gideceğiz, buraya gideceğiz," demesi üzerine ben bu kitapta epey bir yolculuk okumayı bekledim. Aslında okuduk da fakat tam da benim istediğim gibi olmadı. Kitabın ilk üç yüz sayfası Veylinton'da geçiyor zaten, o sırada Kıraç Topraklar'a gidiyorlar ama ben Veylinton'dan çıkmışlar gibi hissedemedim orada da.

Bu kitap daha çok Maça ve Bast'ın hikayesine yoğunlaşmıştı. Onlar da çok önemli karakterler oldukları için bunu anlayabiliyorum ama kitabın son elli sayfasına kadar yoğunluklu olarak onlar üzerinden ilerledi.

İlk kitabın sonunda Eira, Marlo ve Zaina; Nos'u kaybettiler ve Eira bu kaybı kaldıramayıp onu kurtarmak için Aldin'e geri döndü. İkinci kitapta amaç zaten tamamen Nos'u geri getirmekti. Tabii bu amaca ulaşılamayınca bu kitapta Eira, Nos'u geri getirmek için farklı yollar bulmaya çalışır ve ipuçları arar diye düşünmüştüm. Gittikleri yerleri daha ayrıntılı okuruz, Bast ve Maça'nın hikayesi çözülürken Eira bir yandan Nos'u kurtarmak için bunları yapar sanmıştım.

Ama biz üç yüz elli sayfa kadar Bast ve Maça'yı okuduk, son elli sayfada Bataklık bölgesine tekrardan gittik ve Eira bu sefer Nos'u kolayca kurtardı. Eira o üç yüz elli sayfa boyunca Nos'u kurtarmakla ilgili bir şeyler düşünmeye devam etseydi bana çok batmazdı bu fakat bir iki kere Nos'u kurtarmakla ilgili bir şeyler dedi, sonrasında sanki bir anda akıllarına gelmiş gibi gittiler Bataklık'a.

Nos'un geri dönüşü de beklediğim etkiyi yaratmadı. Eira ağladı, hep birlikte sarıldılar. Bitti. Oldu bittiye geldi bence.

Benim serinin sonuyla ilgili en merak ettiğim şey Eira'nın bu konuda yapacağı seçimdi. Daha çok fey dünyasını tercih edeceğine ama insan dünyasını da bırakmayacağına emin olmuştum ben. Eira'nın bu konudaki hislerini, düşüncelerini ve son noktaya nasıl varacağını merak ediyordum. Bunun işleniş şeklini de hiç beğenemedim maalesef. Eira "ev" olarak hep Aldin'i, Marlo'yu, Zaina'yı, Nos'u, Çırpıkanatları düşünüyor ama Monteri, Gümüştepe, annesi ve kardeşi hiç aklına gelmiyor. Tamam, fey dünyasında çok fazla şey yaşadı, bir sürü arkadaş edindi, sevgilisi de var ama sen başta insandın kızım. Sen Monteri'de büyüdün, yirmi sene orada yaşadın, senin bir annen ve bir kardeşin var. Nasıl oluyor da bunları tamamen unutuyorsun? İki seneni geçirdiğin yer senin için ev oluveriyor da yirmi sene yaşadığın yer ve birlikte büyüdüğün insanlar nasıl aklına gelmiyor?

Kitabın sonunda da fey dünyasında kalmaya devam ettiğini görüyoruz sadece, ee hani insan dünyasıyla ilgili hiçbir şey söylemeyecek misin?

Ben Marmara bölgesinde doğdum ve dokuz sene orada yaşadım, akrabalarım da orada. Sonrasında Ege bölgesine taşındım, orada yaşadığım süre boyunca eski hayatıma pek özlem duymadım çünkü yaşım küçük olduğu için pek bir şey hatırlamıyordum. Ama beş senenin ardından Marmara'ya geri döndüğümde Ege'yi çok özledim. Arkadaşlarımı, öğretmenlerimi, sahillerini... Havasını bile. Üzerinden yakında üç sene geçmiş olacak ve şu anki hayatımı, evimi, arkadaşlarımı, sahip olduklarımı da çok seviyorum fakat Ege'yi hala çok özlüyorum.

Haliyle Eira'nın yirmi senelik yaşamını neredeyse tamamen unutmuş olması, hiç bahsetmemesi bana saçma ve gerçek dışı geldi. İlk kitapta eski hayatından da bahseden, derinliğe sahip olabilecek bir karakterken bu kitapta tüm hayatını Aldin'de geçirmiş daha yüzeysel bir karakter olmuş sanki.

Kai hikayeye dahil olduğunda heyecanlanmıştım çünkü görmeyi beklediğim bir karakter değildi ve neler yapacağını merak etmiştim ama biraz süs gibi durdu bence hikayede. Martes'in geri alınmasında ufaktan bir yararı dokundu ama onun dışında ne yaptı ki? Bir ara varlığını unuttum, hiç yoktu çünkü. En azından Marlo ile birkaç tane daha sahnesi olsaydı keşke, kardeşler arasındaki ilişkiyi okumayı seviyorum.

Zaina ve Revon'un yüz yüze gelecekleri anı da merakla bekliyordum ama o da beklediğim etkiyi yaratmadı bende. Adama iki tane vurdu, sonrasını hep Eira halletti gene. Başta neden beklenti yükseltildi ki o zaman?

İlk kitapta en çok Maça'yı sevmiştim, bu kitapta da başta öyleydi. Marlo ve Zaina'yı da çok seveceğimi düşünmüştüm ama pek bir şey hissedemedim onlara karşı gene. Maça'nın da o soğuk ve sert tarafını sevmiştim, bu kitapta o sıcak tarafını görmek garip geldi bana biraz.

Serideki hiçbir karaktere karşı çok büyük duygular hissetmiyorum ama bu kitapla birlikte en sevdiklerim Bast ve Velia oldu.

Marlo ve Maça arasındaki ilişkiyi de hala pek sevemediğimi söylemem gerek, geçmiyor bana hiçbir şekilde maalesef.

Son olarak Damla'nın anlatım şeklinden bahsetmek istiyorum. Ben gerçekten de beğeniyorum, şu sıralar daha fazla Türk yazar okumaya ve anlatım dili güzel olanları tercih etmeye çalışıyorum, şu anda okumakta olduklarımın kalemlerini de beğeniyorum ancak aralarından en güzeli bence Damla'ya ait. Kendini de geliştirdiğini düşünüyorum (ama bence en güzel anlatım Gy 2'deydi). Bu kitapta anlatımı güzel olmanın yanı sıra akıcıydı da. Gözüme batan sadece tek bir şey oldu: "Rüzgar" kelimesinin kullanımı.

Damla'nın bir şeyleri anlatırken rüzgardan yararlanmayı sevdiğini biliyorum, bunu kendisi söylemişti (Rüzgarlar Her Şeyi Götürür öyküsü) fakat bence bu kitapta biraz fazla kullanmış. Yerinde yapıldığında bu tür şeyler çok güzel oluyor ama sürekli sürekli olunca o büyülü yanını kaybediyor ve hatta rahatsız etmeye başlıyor. Bunu da böyle buraya bırakmış olayım.

Serinin en kısa sürede okuduğum kitabı oldu ve okurken şikayet ettiğim bu şeylerden pek rahatsızlık duymamıştım, bu yüzden yedi puan vermiştim ama böyle üzerine düşününce ilk kitaba verdiğim puanı bile verebilirmişim sanki. Olur da düşürürsem en az altı yaparım muhtemelen. Her ne kadar ilk kitaptan daha çok sevmiş olsam da biraz zayıf kalmış bence - özellikle de bir final kitabı için.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Tudor.
49 reviews1 follower
January 20, 2026
Seriyanın sonu olduğundan kitabdakı o nağıla oxşar atmosfer üçün darıxacam. Artıq kitabı bitirib rəfə qoyarkən son dəfə əvvəlini açıb xəritəsinə baxmaqdan özümü ala bilmədim, bu fey dünyasına öyrəşmişdim.
Kitabda qış gəlməsinə sevinsəm də ilk kitabdakı qədər dolu-dolu bir qış olmadı. Xüsusən də Bəyaz Dənizə gedəcəkləri üçün həyəcanlıydım, ordakı o şaxtanı, çətinliyi, təhlükələri səbirsizliklə gözləyirdim, amma dörd-beş səhifədə Bəyaz Dəniz arxada qaldı. Həmin səhifələrdə soyuq təsvir olunsa da istədiyim kimi hətta oxuyarkən üşüdən bir təsvir deyiliydi. Merza rəhbərlik etdiyi üçün heç bir təhlükə də yaranmadı. Bu seriyanın əsas cəhəti durğun olmasıdır, amma bəzi hadisələrin verə biləcəyi potensial təhlükə adamı elə həyəcanlandırır ki, istər-istəməz nəsə gözləyirsən və onu ala bilməyəndə biraz xəyal qırıqlığına uğramaq qaçınılmaz olur. Məsələn, Zaina gələndə təqib edildiyini deyəndə gözləntiyə girib 'görəsən kimdir, o qədər yolu necə tutulmayıb, Zainadan nə istəyir, başlarına nə iş açacaq' deyə düşündüm, amma biraz sonra gördük ki, həmin adam Kai imiş, yəni narahar olmalı bir şey yoxmuş. Ya da Martes oğurlananda yenə və yenə gözləntiyə girərək gəminin arxasınca necə düşəcəklərini, onu axtararkən başlarına nələr gələcəyini, Maçanın psixologiyasının bundan necə əziyyət çəkə biləcəyini düşünüb durdum, amma bircə bölümün içində Martes gəldi, Hazarddakıların da axırına çıxdılar. Kitabın əsas teması yolculuq olduğu üçün və yazıçı uzatmaq istəmədiyindən qısa kəsib bu mövzuları bağlamaq istəmiş ola bilər, amma yenə də belə maraqlı ola biləcək aksiyonların boşa getməsinə heyifsiləndim.
Eiranın kitabın əvvəlindəki depressiyası daha ağır ola bilərdi, keçən kitabın axırında yaşadıqlarının necə çətin olduğunu nəzərə alaraq belə olması yaxşı olardı. Yenə də üç kitabdır yan-yana yeridiyimiz Eira haqqında qınayacaq başqa bir şey ağlıma gəlmir, bəlkə də onunla vaxt keçirməyə alışdığımdandır. Bast'la münasibətlərinin inkişaf etməsi, bir-birlərinə güvənməyə başlamaları, ən pis anlarında dəstək olmaları və hətta birlikdə ağlamaqları gözəl idi. Hələ də Eira və Nos'u yaraşdırmağıma baxmayaraq Eira və Bast'ı da yaraşdırıram. Nos olmasaydı və ya qayıda bilməsəydi, bu ikilinin arasında dostluqdan artığının yaranması yerində ola bilərdi.
Kitabda daha çox Eira mərkəzə alındığı üçün Marlo və Zaina haqqında bu kitab zəminində çox bir şey deyə bilmirəm. Xüsusən də Marlonu daha çox kəşf etdiyimiz ikinci kitab elə yaxşı gəlmişdi ki, bu kitabda yenə bu obrazların dərininə getmək xoşagələn olardı. Ən çox da Zaina üçün lazımıydı bu deyə düşünürəm, birinci kitabda yolculuğu yarıda kəsib qayıtmalı oldu, ikinci kitabda Eira və Marlo ilə gələ bilmədiyi üçün demək olar görə bilmədik və üçüncü kitabda da arxada qaldı. Mən ikinci kitabda Marlonu kəşf etdiyimiz kimi bu kitabda da Zainanı araşdırarıq deyə düşünmüşdüm. Yenə də nə qədər az görünürsə görünsün, soyuğun qəlbindən çıxmış bu fədakar qızın yeri həmişə ayrıdır. Eyni zamanda Maçanı da Bast qədər tanıya bildiyimizi düşünmürəm. Bunun səbəbi yəqin ki, Eira daha çox Bastla vaxt keçirərkən Maçanın da çox vaxt Marlo ilə olmasıdır. Biz də Eiranın gözündən oxuduğumuz üçün əsas Bastı görürük. Buna görə də Marlo və Maçanın münasibətinə aid də çox detal görə bilmirik, sadəcə bəzi hərəkətlərindən bir-birləri üçün dəyərli olduqlarını anlayırıq. Amma Marlonun dörd gün soyuqda Maçanın qapısında gözləməsinə söz yoxdur.
Nosu yenə ən axırda görürük, yəni çox danışa biləcəyim bir şey yoxdur. Amma kitabın axırı məni razı saldı desəm yalan olar. Əlbəttə, Nosun qayıtmasını və bizim dördlünün yenə bir yerdə olmasını mən də istəyirdim, ancaq bunun baş vermə şəkli mənə məntiqsiz gəldi. İkinci kitabda Eiranın Nosu tapmasına rəğmən geri gətirə bilmədiyini, Doğal Denge'nin buna imkan verməyərək Eiranın lənətini açıqladığını və bu lənətin Nosla ola bilməməsi (ən azından öldüyü günə qədər) olduğunu gördük. Bu kitabda əvvəlki kitabdakı ritualın eynisini təkrar edirik və niyəsə bu dəfə uğurlu alınır. Eira eyni Eira, darkalar eyni darkalar, Doğal Denge eyni Doğal Denge, Boşluq eyni Boşluq, amma niyəsə nəticə fərqli. Bircə Velianın yerinə Tiwaz var idi, o da ki prosesin nəticəsinə təsir edəcək heç bir şey etmədiyindən cadı dəyişiminin də fərqi yoxdur. Bəlkə Tiwaz Nosun qayıtmasını mümkün edəcək nəsə bir fədakarlıq etsəydi, onda bir şeylərin dəyişdiyini və buna görə nəticənin də dəyişdiyini deyə bilərdik. Amma bütün komponentlərin eyni olduğu bir hadisənin bu dəfə uğurla bitməsi mənə sadəcə kitabı yaxşı sonluqla bitirmək üçün edilmiş bir hərəkət kimi gəldi. Dediyim kimi bir fədakarlıq və ya Doğal Denge'ni razı salacaq bir anlaşma Nosun qayıtmasını daha məntiqli edərdi.
Son bölümdə hamının birlikdə olduğu isti səhnələri bəyəndim, əsas da Nosun Eira, Marlo və Zainanın Kuztonun önündəki halını portret kimi çəkərək göstərməsi gözəl idi, bir anlıq birinci kitabdakı o səhnəyə getdik sanki. İndi ağlıma gəlir ki, görən o 'son' yazısından sonra bizim dördlü nə edir, necə yaşayır.
Profile Image for E_Eyl.
18 reviews
May 20, 2026
ARKADAŞLAR, BU SERİ BU KİTAP!! BÖYLE GÜZEL BİR ŞEY YOK!
⋆。゚︎。⋆。 ゚☾ ゚。⋆
✧Selamlar! Tüm serinin incelemesini yapacağım bu incelemede. Büyük ihtimalle ilk iki kitaptan spoiler barındırmaz. Olursa haber veririm öncesinde.
────୨ৎ────
İlk olarak ana karakterlerimizin dostlukları beni benden alıyor. Birbirlerine olan güvenleri, saygıları, onları kendilerinden çok bilmeleri... Damla nın hakkını vermek gerek dostluğu çok güzel yazmış. Damla nın arkadaşlarına da hakkını vermek gerek onlar da Damlaya çok güzel dost olmuş ki Damla böyle güzel bir iş çıkarabilmiş.

────୨ৎ────
✧Yazım dilinden bahsetmek istiyorum biraz. MÜKEMEMEL. İlk kitabını okuduğumda şok olmuştum ilk kitabında nasıl böyle bir yazım dilini yakalayabilmiş diye her yeni kitabında da ayrı bi şok oldum daha iyisi gelmez dediğim yazım dilini daha da geliştirmiş olmasına. Gerçekten postitlerim bitti. 45 Tane postit kullanmışım. (postitimi bitirdin Damla! Bjdsnnx)

────୨ৎ────
✧Benim dikkatimi çeken bir şey var ondan bahsetmek istiyorum. Karakterler gerçek dışı bir dünyada olmalarına rağmen o kadar gerçekler ki. Mesela Eira. Düşmesi gerektiğinde düşüyor, ağlaması gerektiğinde ağlıyor ancak düştüğü yerden kalkmasını da göz yaşlarını silmesini de çok güzel biliyor. Ne "Ben asla korkmayan, ağlamayan, üzülmeyen kadın karakterim" havalarına giriyor ne de "hayayım bitti, hepsi benim suçum ühühü" havalarına giriyor. Bence asıl güçlü kadın karakter budur. Güçlü kadın karakter illaki mükemmel silah kullanmak zorunda değil (ki Eira kullanıyor.) psikolojik olarak güçlü kalmak bence asıl mesele.

────୨ৎ────
✧Ve Damla öyle yazıyor ki... Çok basit bir cümleyi bambaşka bir şekilde yazıyor ve ben o cümleyi okuyunca kendimden geçiyorum. Saçma sapan kurgular saçma sapan yazarlar okuyacağınıza alın bu seriyi okuyun sonra teşekkür edin bana.

────୨ৎ────
✧İlk iki kitapta evrenle ilgili çok bir bilgimiz yoktu. Ancak bu kitapta daha çok bilgilenmiş olduğumuzu düşünüyorum. İlk iki kitapta bu yüzden beğenmeyenler olmuş, bu üçüncü kitapta daha çok okuyoruz. Okuyacaklar içi rahat bir şekilde okuyabilir.

────୨ৎ────
✧Şimdiii. Spoiler vermeden sonu hakkındaki düşüncelerimi anlatmak istiyorum. Damla son dört bölümü okurken video çekin dediği için ve ben kitabı okurken okulda olduğum için sonunu okumamak için çok büyük bir mücadele verdim. En sonunda arkadaşıma verdim kitabı okul bitene kadar verme bana diye. İyi ki de öyle yapmışım. Okuldaki sesten çok odaklanamayıp hak ettiği değeri veremezdim. Şimdi düşüncelerime geçelim.

Sonu öyle bir sondu ki.... Bence tam bu seriye yakaşır bir sondu. Sondaki olay ayrı Damla nın yazım dili ayrı güzel olduğu için bem sonunu çok beğendim, yakışmıştı bence kitaba.
Damla nın kitaplarının sanki kendilerine ait ruhları var. Hayalet gibi olandan bahsetmiyorum. Yani kitaplatına kendinden de bir şey katıyor ve ben bunu başka yerde okusam bunu kesin Damla yazmıştır diyebilecekmişim gibi. Şuan biraz saçmalıyor olabilirim. Sonun etkisinden hala çıkamadım.

────୨ৎ────
Diyeceklerim bu kadardı. Hislerimi hala tam olarak aktaramadığımı düşünüyorum ama olduğu kadar. Umarım Damla asla yazmayı bırakmaz çünkü kalem onun eline çok yakışıyor.

Kalemine sağlık @dnarcheron
Profile Image for Gökyüzünün Çilleri. .
53 reviews
February 4, 2026
Çok kasvetli bir havası vardı ve diğer kitaplara göre beni sarmadı.Nos'un geri dönmesi çok ani oldu,sanki zorla mutlu son yapılmış gibi.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for zenobia.
25 reviews
Read
April 14, 2026
kitap daha çok eiranin sevdikleri icin neler yapabilecegini anlatiyor gibi geldi cunku nos neredeyse kitaplarda hiç gecmiyor bence biraz da eira ve nos okusak cok guzel olurdu
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for D. Zeynep.
6 reviews
May 28, 2026
Benim göz bebeğim... Kitap okumaya bu kitaplarla başladım neredeyse. Hayatımda okuduğum benim için en kıymetli kitaplardan biri. Umarım bana olduğu gibi daha nice insana yol olur... Yol her daim sizinle olsun...
Displaying 1 - 9 of 9 reviews