Bir insan harikaysa, göründüğünden de harikadır. “İnanır mısınız, aşksızlık bana daha romantik geliyor. Gönül sayfasını temiz tutmak... Hani, nerede, ona yaklaştıkça kendime geldiğim sevgili?” Gizemli koleksiyoner Bahtiyar Kont’la dostluk kuran Profesör Tanpınar’ın endişeleri yatışmış, neşesi yerine gelmiştir. Bahtiyar Bey, Tanpınar’ı Nermin Mermi adlı zarif kadınla tanıştıracaktır. Fakat o gün Nermin Hanım randevuya gelmez ve Kont öldürülür. Tanpınar, cinayetin bas şüphelisidir. Polis müfettişi Fatin Fantom’un kovaladığı Tanpınar’ı hapse düşmekten çok daha büyük tehlikeler beklemektedir... Soğuk Savaş ortamında ruh çağırma seansları, rehine krizleri, kaçak radyo yayınları ve daha birçok acayiplik peşpeşe gelirken...
Tanpınar’a Huzur Yok’taki yaratıcılığa ve mühendisliğe hayran kaldım. Menteş’in Tanpınar’a nüfuz kapasitesi inanılmaz. Polisiye kurgunun arkasında gayet ikna edici bir Tanpınar imgesi beliriyor. Besim Dellaloğlu
Tanpınar’a Huzur Yok’taki, Tanpınar’ı ince bir ironinin, kimlikleri sürekli değişen karakterlerin, oyunbaz dil sanatlarının ve dört bir yanında bükülen zamanın evrenine; Menteş geleneğine yerleştiriyor. Yalın Alpay
İstanbul'da doğdu. Bisiklet tamiriyle uğraştı, ufak tefek sihirbazlık numaraları öğrendi ve amatör olarak boksla ilgilendi. Yediği yumruklar dayanılmaz bir raddeye gelince, ringlere veda edip şiir yazmaya koyuldu. Dergilerde, yayınevlerinde, gazetelerde çalıştı. Kaosa Mütevazı Bir Katkı'da [2001, Şûle Yayınları] medyanın bozucu ve yıkıcı tesirlerini konu etti; Aynalı Barikatlar'da [2003, Şûle Yayınları] ise terörün gündelik hayatlarımıza sindiğini öne sürdü.
Şiir yazmaya lise 1. sınıfta başladı. Şiirleri; Yedi İklim, Şehrengiz, Dergâh, Atlılar'da yer aldı. İlk kitabı Kuzgun'un Gölgesi [Şiir, Yedi İklim Yayınları] 1996'nın son günlerinde yayınlandı. İletişim Yayınları'ndan çıkan Dublörün Dilemması[2005] ve Korkma Ben Varım[2009] adlı romanları büyük ilgi gördü. Garanti Karantina [2010] ise Sel Yayıncılık tarafından neşredildi.
Menteş, Gerçek Hayat dergisinin Yazı İşleri Müdürü olarak görev yaptı. Halen Star Gazetesi için röportajlar yapıyor. Evlidir. İsmet Latif ve Kaan Cahit, Menteş'in ikiz oğullarının adlarıdır. Son Menteş ise Ruşen Ali diye tanınır.
Murat Menteş’in kitaplarını okumak devasa bir lunaparkta ışıklara ses seline rengarenkliğe maruz kalmak gibi. O kadar iyi bir Ahmet Hamdi okuru ki metindeki modern metaforlar olmasa Huzur’un yazarının yeni ve basılmayı unutulmuş kitabının bulunup yayımlandığı zannedilebilir. Umarım hep yazarsın Murat Menteş.
Murat Menteş, romanlarında daha önce denenmemiş yolları keşfetmeyi seven, yenilikçi yaklaşımı ve Türkçeye olan üstün hakimiyetiyle her daim fark yaratan bir yazar. Tanpınar’a Huzur Yok romanında da yine çok özgün bir deneye girişerek, edebiyatımızın dev ismi Ahmet Hamdi Tanpınar’ın yaşamından bir kesiti ele alıyor. Tanpınar’ın başına son derece uçuk ve absürt olaylar gelseydi neler söylerdi, bu durumları nasıl anlatırdı gibi merak uyandıran bir kurgu üzerinden, ölmüş bir yazarın dünyasını günümüzde yeniden canlandırıyor. Kitabın en etkileyici yanı ise, Tanpınar’ın o kendine has, derinlikli anlatım tarzıyla Menteş’in dinamik ve oyuncu üslubunun kusursuz bir şekilde birleşmiş olması. Bu iki farklı edebi kimliği aynı potada eriterek hem bir saygı duruşu niteliğinde hem de okuması son derece keyifli bir sentez ortaya çıkarmış. Murat Menteş’in dil oyunlarıyla örülü bu zekice kurgusu, sayfalar arasında hızla akıp giden çok özel bir okuma deneyimi sunuyor.
Tam bir Murat Menteş cümbüşü ama artık gözleri de yoruyor.
Birden çok, çok derken çok çok karakter, devamlı kelime oyunları Menteş’in tarzı ama bu sefer işin içerisine girenler; yapılan alıntılar başka fontta, şarkılar ayrı fontta, Osmanlıca ifadenin açıklaması köşeli parantez içerisinde derken, bazen bir sayfada 4-5 farklı yazım çeşidi, gözleri yoruyor ve hikayenin serimini sekteye uğratıyor.
Belki de Menteş ben neyi nasıl yazıyorsam okur da onu öyle okumalı diye düşünmüş olabilir ama Dublörün Dilemması ve Korkma Ben Varım’da çok daha duru bir anlatım vardı.
A.X.T’he hayranlığımdan dolayı orta karar bir yıldız sayısı, yoksa okunması muzipliği ile hoş görülecek düzeyde rahat değil.
anlatıda, ahmet hamdi tanpınar katil olmadığını kanıtlamaya çalışıyor, muzip murat menteş dili ile ağdalı ve yoğun tanpınar dilinin karışımı ile karşı karşıyayız.
ancak bazı bölümler arasında anlatım dilinde, hızında farklılaşmalar var gibi geldi bana. bu da bendeki bütünlük hissini zedeledi diyebilirim. (3.5)
Murat Menteş yine yapacağını yapmış ve harika bir olay örgüsü kurmuş. Özellikle karakterlerin hikayeye yedirilmeleri, tarihsel örgüyü takip etmeleri, yaratılan dünyanın gerçekten de bir parçası olmaları inanılmaz. Eğer kafanızı dağıtmak, okurken biraz olsun gülmek ya da şaşırmak istiyorsanız harika bir kitap.
Murat Menteş’in, tam da ‘Acaba sınırları zorlayayım derken, yitip gidecek mi…’ diye düşündürdüğü okurun ters köşe olduğu, Yazarımızın istediğinde kendini her istediği biçimde yeniden inşa edebileceğini ıspatladığı, hem kendini bulduğu, kendini aşabildiği ve çıtayı hiç beklenmedik bir zamanda, beklenmedik bir şekilde çok -ama çok- yukarıya çekebileceğini okuduğumuz -başyapıt- olmaya aday romanı.