Jump to ratings and reviews
Rate this book

Uhuvvet

Rate this book
Bir kadın tarafından yazılmış ilk Türkçe romanlardan biri olan Uhuvvet, Selma Rıza’nın el yazısı metninden çevrilerek ilk defa orijinal haliyle okurlarla buluşuyor.

Tanzimat’tan II. Abdülhamid devrine uzanan dönemde, bir Osmanlı ailesinin iç çatlaklarını, kadınların sessizleştirilen hayatlarını ve adalet arayışını büyük bir anlatı ustalığıyla gözler önüne serdiği Uhuvvet’te Selma Rıza, iktidar ve tahakküm karşısında eşitlikçi bir aile idealini savunurken; bireysel kaderlerle toplumsal dönüşümü iç içe geçirir. Aynı zamanda, Osmanlı toplumunun değişen sosyal coğrafyasını İstanbul’dan Beyrut’a, Paris’ten yeniden İstanbul’a uzanan bir hat üzerinde de resmeden roman, kadın bakışının edebiyatımıza erken ve kararlı bir müdahalesidir.

“Dönemin ünlü kadınlarından Fatma Aliye, Mihrinisa, Nigâr Hanım gibi edebiyat mensupları ile, dönemin aydın kadınlarını temsil eden ve adeta onların sembolü olan Nasip Hanım, Selma Rıza Hanım’ın, renkli ve derin bilgilerle Paris’ten döndüğünü görmekle, kadınlık adına gururlandılar.”
TAHA TOROS

402 pages, Paperback

First published January 1, 1999

1 person is currently reading
18 people want to read

About the author

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
0 (0%)
4 stars
1 (33%)
3 stars
2 (66%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 3 of 3 reviews
Profile Image for Korcan Derinsu.
637 reviews479 followers
March 2, 2026
Uhuvvet, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde kadınlık, eğitim, aile ve modernleşme etrafında yoğunlaşan tartışmaların yansıması olarak düşünülebilecek bir eser. Sadece yayınlanma macerası bile başlı başına bir hikaye olan bu romanın edebi incelikten (nitelikten) ziyade tarihsel ve düşünsel önemiyle değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Profile Image for Banu Yıldıran Genç.
Author 2 books1,509 followers
Read
March 28, 2026
selma rıza’nın bahtsız romanı “uhuvvet” yıllar sonra yeniden yayımlanabilmiş, ne mutlu. aslında sadece bunun için bile bahtsız dememeliyiz sanki.
kendi emeğiyle iki kopya çıkarttığı için mümkün oluyor bu basım. oldukça kalın bir kitabı, sadece kaybolmasın diye -ki yangında yok oluyor bir nüsha gerçekten de yıllar sonra- ve üstünden geçerken değiştirerek tekrar yazıyor.
eski romanlara dair hep bilinen bazı şeyleri yinelemek gerekiyor tabii, acemice, fazla romantik, kötülerin ve iyilerin fazla karton oldukları “uhuvvet”te asıl önemli olan neyin değişik olduğu, ki buna epey uzun cevap verebiliriz.
kadınların uğradığı haksızlıkları uzun uzun anlatıyor yazar ve bu arada gelmiş geçmiş en kötü kadın karakteri de yaratarak… yine kimsenin ilişmediği meseleler var romanda: cezayir, fas ve buralardaki bağımsızlık mücadelesi.
abdülhamit döneminde istanbul’un değişimi, şehirdeki yabancılar ve onların yaşayışları da önemli.
okuması sıradan okur için kolay bir roman değil “uhuvvet”, osmanlı türkçesi sözcüklerin türkiye türkçe karşılıkları sayfa altlarında verilmiş ama selma rıza epey süslü bir dile kaçıyor bazen ve takip etmek zorlaşıyor. türkoloji mezunları ve döneme özel ilgisi olanlar için ise bence çok önemli bir roman. video çekeceğim ilk fırsatta.
Profile Image for Metin Celâl.
Author 33 books145 followers
February 10, 2026
5 Şubat 1872’de İstanbul’da doğan Selma Rıza’yı esas olarak bir yazar olarak romanıyla değil de siyasi kimliği ile tanıyoruz. Selma Rıza’nın eğitiminde ağabeyi Ahmet Rıza’nın katkısı büyük olmuş. İyi derecede Fransızca bilen Selma Rıza, ailesinden habersiz Paris’e kaçmış. Yaklaşık on yıl Paris’te yaşayan Selma Rıza, Sorbonne’da eğitim gören ilk Türk kadınlardan (ilk Türk kadın olduğunu söyleyenler de var). Aynı zamanda İttihat ve Terakki Cemiyetindeki tek kadın üye. Ahmet Rıza’nın Fransa’da çıkardığı istibdat karşıtı Meşveret ve Şura-yı Ümmet gazetelerinde siyasi ve toplumsal yazılar yazmış. Claude Farrere’nin tesiriyle kadın haklarıyla ilgilenmiş. Farrere, onun yetenekli bir sosyolog olduğunu belirtirmiş.

1908’de II. Meşrutiyet’in ilanıyla İstanbul’a dönen Selma Rıza, Hilal-i Ahmer Cemiyetinin (Kızılay) kurucuları arasında yer almış. Müslüman Osmanlı kızlarının eğitimi için 1916’da Kandilli Adile Sultan İnas Mekteb-i Sultanîsi’nin (Kandilli Kız Lisesi) açılmasına öncülük etmiş ama bu teşebbüs yarım kalmış. Hanımlara Mahsus Gazete ve Kadınlar Dünyası gibi yayın organlarında yazılar yazmış. Kadın hakları, eğitim ve çeşitli sosyal girişimlerde aktif rol almış. 1931 yılında vefat etmiş. Selma Rıza’nın dergi gazetelerde yayınlanmış birçok makalesi var ama şiir ve romanları yayımlanmamış. Uhuvvet ondan geriye kalanlardan el yazısı metni bulunabilen tek romanı.

Uhuvvet’in metninin bulunuş, yayınlanış öyküsü de ilginç. Selma Rıza, romanı 1892’de, yirmi yaşındayken yazmaya başlamış. Romanın el yazısıyla metnini Nebil Fazıl Alsan bir hurda kağıt yığını arasında bulmuş ve defterin arasında yer alan Selma Rıza’nın kendi kendine yazdığı mektuptan da esinlenerek romanı sadeleştirerek 1999’da yayınlatmış. Nebil Fazıl Alsan’ın 2009’da evinde elektrik kontağından çıkan bir yangında ölmesi ile bu romanın orijinal el yazması yok olmuş.

Nebil Fazıl Alsan, özellikle çocuklara yönelik olmak üzere birçok kitap kaleme almış, çevirmiş bir gazeteci. “Köprüaltı Çocukları” diye de bir romanı var ve bu nedenle Kemalettin Tuğcu’nun takma adı da sanılmış. “Cin Ali” diye de bir kitabı var. Rasim Kaygusuz’la da karıştırmak mümkün. Yazık ki hakkında ayrıntılı bilgiye ulaşamadım. Çalışkan bir yazar ve çevirmen olduğu anlaşılıyor. Çeşitli konularda birçok kitap kaleme almış.


Nebil Fazıl Alsan’ın trajik ölümüyle ilk kopya yanıp yol olunca Nebahat Yusoğlu, İBB Atatürk Kitaplığı’nda Selma Rıza’nın kendi el yazısı ile iki deftere yazılmış Uhuvvet’in farklı bir kopyasını bulmuş. Bu nüshada “27 Nisan 1897” tarihi bulunuyor ki, bu yayınlanmamış eserin yazılış tarihini 5 yıl ileriye atıyor. Fatma Aliye’nin 1892 yılında yayımlanan “Muhadarat” ile ilk kadın romancımız olduğu kesin bir bilgi. Zaten yayınlanmamış bir romanı edebiyat tarihimize “ilk” olarak yerleştirmek doğru görünmüyor. Uhuvvet’in ilk yayın tarihi 1999’dur.

Nebahat Yusoğlu, Nebil Fazıl Alsan’ın sadeleştirerek yayınladığı metinle bu metin arasında bazı farklar olduğunu belirtiyor. Romanın içeriğindeki bazı siyasi görüşlerin devrin anlayışına uygun olmadığı için çıkarıldığını, romanın bazı zayıf yanlarının çıkarılarak yeniden kurgulandığını belirtiyor. Selma Rıza’nın eserini yeterli bulmadığı için yaşarken yayınlamadığını düşünebiliriz.

Fatih Altuğ’un kitabın girişindeki yazısında belirttiği gibi Uhuvvet’in önemi, dönemin aile yapısını içeriden bir bakışla ele alması ve günlük hayatı ayrıntılı olarak anlatması ve toplumsal değişimi yansıtmasıdır.

Romanın ilk bölümünde, Sabiha’nın öyküsünü okuyoruz. Sabiha, gerçekten sevdiği kişi ile değil istemediği bir adamla çok küçük yaşta evlendiriliyor. Oysa küçük oğlu Adil, Sabiha’ya aşıktır ve annesini Sabiha’yı kendisine istemek için yollamıştır.

Adil aklı başında, oldukça düzgün bir tipken abisi tamamen zıddıdır. Mürşit, kendini tamamen zevk ve sefa vermiş biridir. Dilber Hanım, Sabiha’yı Adil’e değil Mürşit’e ister ve evde bir güç savaşı başlar. Zorla evlendirilen Sabiha, kocasına katlanmaya ve evliliğini sürdürmeye çalışır.

Sabiha’nın kocası Mürşit’in ayrıca cariyeleri ve o cariyelerden de çocukları vardır. Sabiha bu duruma bile razı olur. Zaman içerisinde Dilber, Sabiha’yı kendi için bir tehdit olarak görür ve onu evden atmanın yollarını arar. Oğluna yeni cariyeler alarak onu tekrar çok eşliliğe alıştırır. Diğer yandan Dilber Hanım ve yardımcısı Kamer, Sabiha’yı kocasının gözünden düşürmek ve Mürşit’in boşanmasını sağlamak ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Sonunda Sabiha kaynanasının entrika ve iftiralarıyla kocasından boşatılıp bir çocuğu ile birlikte sokağa atılıyor. Aslında roman burada yani ilk defterde de bitebilirdi. İkinci bölümde farklı bir devir ve farklı bir kadın var.

Romanın ikinci yarısında Meliha’yı tanıyoruz. Meliha, annesi Sabiha’nın kaderini kabul etmeyen, kararlı ve dirençli bir kadın. Amcası Adil’in desteği ve himayesiyle yetiştirilip yurt dışında eğitim alan Meliha, yeni dönemin yeni kadın tipinin örneği oluyor.

Gürsel Aytaç, Uhuvvet’i feminist bir roman olarak nitelemiş. Meliha figürü, dönemin “kendini kurtarmış”, eğitimli, bilinçli genç kızını temsil eder, demiş. Meliha, kurtuluşu evlilikte değil, eğitim ve ekonomik özgürlükte görüyor. Kadın olarak toplum içinde kabul görmeyi, sözünü geçirmeyi başarıyor. Tabii bunun ardında güçlü bir mal varlığı ve iyi bir eğitim var. Uhuvvet, 19. yüzyılın sonunda yazılmış olmasına rağmen, sunduğu “ideal kadın” portresiyle şaşırtıcı derecede modern ve cesur bir metin olarak değerlendirilmiş.

Gülsemin Hazer de “Selma Rıza’nın Uhuvvet Romanında Kurmaca Yapı” (2011) başlıklı makalesinde Meliha’nın en önemli özelliği, kadınlığından hiç ödün vermeden, erkeksi herhangi bir özellik kazanmadan kendini çevresine kabul ettiren ve hayranlık uyandıran bir tip olmasıdır, demiş.

Eğer Uhuvvet, yazıldığı 1897’de yayımlanma imkânı bulsaydı, Türk edebiyatındaki “kadın sorunu” modern bir hak arayışına evrilebilirdi, diye düşünülüyor. Muhadarat’ta Fatma Aliye, kadının konumunu geleneksel ve İslami bir çerçeve içinde iyileştirmeyi savunur. Selma Rıza, Uhuvvet’te cariyeliği ve zoraki evlilikleri sosyal birer “hastalık” olarak teşhis edip çözüm olarak radikal bir bireyselleşmeyi, eğitimi ve hatta evliliği reddetmeyi yani Batılı bir yaklaşımı öneriyor.
Displaying 1 - 3 of 3 reviews