“Çok basitti, çok karmaşıktı, oldukça kaotik ve ölümcül derecede güzeldi.”
Marcus İnterpol’ü bile hayrete düşüren bir suikastçı olabilirdi ancak şimdi kötü haber! Hayrete düşme sırası artık 7. Oğul’daydı. Ahsen onun sınırlarını geçmiyordu, onu sınırlarının dışına çıkarıyordu. Neye bulaştığını bilse silahı belinden alır ve kalbine tek bir el ateş ederdi. İşte Marcus artık buna karşı çıkamazdı. Onlar arafta değildi. Araf demek, cenneti de bir ihtimal kılmak demekti çünkü. Ahsen cehennemdeydi ve cehennemin en görkemli gardiyanı ile bir kumar oynuyordu…
Bazen inanmazsın ama inanmamakla varlığı yok olmaz, işte bu aşk da böyleydi. Varlığını kuvvetle reddetmene rağmen oradaydı ve artık onu görmezlikten gelemeyeceğin kadar yakıcıydı. İhtimaller üzerine oynayıp kazanmalıydılar ama tüm ihtimaller tek bir sonuca çıkıyordu: Acımasız bir yenilgi… 7. Oğul, son kez bir oyun oynayacak ve bu sefer tüm kartlarını ortaya sürecekti. Şeytanlar sahnede yerlerini alırken, gardiyanları onları terbiye etmek için geliyor.
Öncelikle bu kitabı okurken kaybettiğim zamanı bana geri verebilir misiniz ???
Kitabın ilk 100 sayfası biraz ağır geçti kurunun düzenine bakarsak ya da belki bana ağır geldi ama yakınlaşma sahneleri de aşırı hızlı oldu ve çok gereksizdi bence o kısım.
Durağan sahneler çok fazla var uzun uzun duran şeylerden detaylardan bahsediliyor ama aksiyon kısmı bir anda geliyor ve bir anda bitiyor. Keşke durağın sahneleri biraz daha azaltıp aksiyona giden kısımları biraz daha ele alsa yani mevcuttaki durağın olayı günlük işlerini anlatırken oraya sokacağı aksiyonla bağdaştırıp da devam ettirse belki çok daha iyi olur ama yani biz mevcutta durağın bir sahneyi okurken bu kurguya ne kattı derken bir anda aksiyon sahnesine doğru atlıyoruz.
Gerçekten çok hızlı geçişler var yani karakterlerin yakınlaşma olayların oluş süreci sahneler bir anda gelişiyor gibi acaba arada atılan kısımlar mı var ya da sayfa sayısını netleştirmek için attığı kısımlar mı var diye düşünmeme sebep oluyor. Bir olayı okuyoruz ne olacak devamında nasıl gelişecek demeye gerek kalmadan sahnenin ortasına düşüyoruz. Kitap boyunca da bu durum çok fazla değişmedi.
Bazı yerlerde sahne başlıyor ahsen bir şey düşünüyor kendi kafasında olanlara dair sonra sahneye bir anda biri daha giriyor ama biz onun kim olduğunu 4 -5 paragraf sonrasında anlıyoruz. Yani neden böyle olması gerektiği asla kafam almadı.
Kurgu gerçekten çok güzel arkasındaki mantık çok güzel ama olayların işleniş şekli gerçekten olmamış, sonlara doğru özellikle yedinci oğlun dönüşümü geçmiyor. Onur ve Ahsen’in arasındaki ilişki asla geçmiyor ne ara bu kadar aşk dolu oldunuz onur ne ara bu kadar aşk böceği oldu. Kesinlikle anlamadım.
Çiçek karakterinin kurguya nasıl bir katkısı vardı sonundaki o sözleri iyi adam olma durumu ne kadar gereksizdi böyle bir şeye asla gerek yoktu.
Kitabın bence en iyi karakterlere Pars ve Maze’ydi ama onlar da yeterince işlenmedi.
Çok güzel olabilecek bir kitap bence doğru eller demediği için kötü olmuş. Kitap kapağında bu kadar isim varken neden böyle bir kitap okuduk asla anlamıyorum ama burada yazarın değil bence beta okuyucuları ve edisyon kısmındaki isimlerin hatası.
Mükemmel bir Merve Akyüz kitabı okudum! (Öncelikle bana Varis kitabının devamını soranlar için, iki cilt tek kitap olarak basıldı ve o kitap bu kitap arkadaşlar)
Şimdi kitabımıza gelecek olursak; Ahsen’i, Marcus’u, Pars’ı ne kadar özlemiş olduğumu kitabı okudukça daha iyi anladım. Onlar kalbimin bir köşesinde daima var olacaklar -tabii yazarıyla birlikte- Kitap oldukça akıcı, heyecanlı ve okuması keyifliydi. Her satırı merak ve heyecanla okudum, her sayfayı heyecanla çevirdim. Karakterler, olaylar her şey o kadar güzel yazılmıştı ki kitap okumaktan ziyade film izliyor gibiydim. (Bu arada kitabı okurken ‘keşke filmi olsa’ diye düşünmedim değil.) Kitap gerçek bir dark romance ve gerçek bir mafya kurgusuydu -hatta çok daha fazlası-
Marcus’u çok sevdim orası ayrı ama Pars nedenini anlayamadığım bir şekilde kalbime kuruldu. (Kesinlikle anlayamadım )
İşin kısacası arkadaşlar ben bu kitabı çok sevdim, sevmekten öte bayıldım. Bu tür kitaplar sevmiyor olsanız bile bu kitabı okuduktan sonra seveceğinize yemin bile edebilirim. Bence okuyun okutturun ve kitapla kalın…