Ayperi, geçmişinin yükünü omuzlarından atamayan, kendi karanlığında her geçen gün biraz daha dibe batan bir ruhtur. Gülen yüzünün ardında sakladığı hüzünlü gerçeği kimseye göstermez. Ta ki hayatına, hiç beklemediği bir anda dâhil olan o yabancıya kadar… Gerçeği gören kişi, Ömer Seyirhan’dır. Aşk kapıyı ansızın çaldığında, kendinden bile kaçan Ayperi bu yabancı adamdan da kaçacaktır. Ama Ömer Seyirhan, sandığından çok daha inatçı, çok daha kararlıdır. Çünkü bazı kaçışlar aslında en çok kalmak istediğin yere çıkar. Geçmişten kaçan bu kalp, geleceğe tutunabilecek midir?
Nasıl başlayacağımı bilmiyorum ama öncelikle şunu söyleyeyim. Kitabı seven arkadaşlardan şimdiden özür diliyorum. 🥲 Galiba okuma zevkime bağlı ben kitabı çok sevemedim.
Kitap şöyle başlıyor. Ayperi’nin geçmişine dair travmaları var. Bunlar yaşamı boyunca Ayperi’nin yakasını asla bırakmamış. Üstelik bu travma öyle büyük ki bir küçük çocuğun yaşayacağı en kötü şey sanırım. Bundan dolayı asla bir erkeğe karşı yakın olamıyor Ayperi. Geçmişiyle sürekli yüzleşmek zorunda kalıyor. Bunu geride bırakmak adına mücadele etmek zorunda kalıyor.
Yine günlerden bir gün durakta beklerken bir adam kendisine sözlü t*cizde bulununca geride bırakmaya çalıştığı geçmişiyle tekrar yüzleşmek zorunda kalıyor. Kötü hissederek kendini sahilde buluyor ve o sırada gizemli bir adamla tanışıyor. Ömer. Ayperi ondan ne kadar uzak durmak istese de Ömer zaten tanıdık olmadıkları için kendisiyle konuşabileceğini söylüyor. Ayperi en sonunda içindeki korkuyu, öfkeyi ve yaşadığı bütün o hatırlamak istemediği geçmişini yabancı olan adama, Ömere anlatıyor.
Ayperi eğer bir gün tekrar karşılaşırsak beni hatırlama dediği Ömer ile yıllar geçtikten sonra tekrar karşılaşıyor. Sonrasında neler olacak işte bunu okuyoruz.
Aslında bu anlattıklarım ilk bölümler olan olaylar ve o kadar sevdim ki. Ama sonrası inanın beni biraz sıktı diyebilirim. Aslında çok güzel olan olay örgüsü vardı. Bana göre konu güzel devam edemedi. Çok fazla konudan bağımsız şeyler vardı. Kitapta olaydan daha çok arkadaşlarını okuyor gibiydim. Bilmiyorum acaba büyük bir beklenti ile başladığım için mi oldu ya da gerçekten okuma zevkim ile alakalıydı. Çok aşırı betimleme ve konudan bağımsız şeyler olması ve kitapta ilk olaylar hariç çok yavaş ilerlemesi beni kendine çekemedi.
Yine de bu tür kitap severler için güzel bir kitap. Eğer dizi izler gibi kitapları ve yavaş ilerleyen konuları seviyorsanız bu kitap tam size göre.
Bu kitap bende karışık duygular uyandırdı. İlk 100 sayfada bırakmayı düşündüm, ancak neyse ki okumaya devam ettim. Hikâye bir yandan sıcak ve yer yer eğlenceliyken, diğer yandan Ayperi’nin psikolojik mücadelesi ve gelişimini anlatılıyordu.
Yine de bazı bölümler fazla uzun geldi; hikâye daha akıcı olabilirdi. Devam kitabını merak ediyorum. Ancak bazı diyaloglardaki kaba dil beni rahatsız etti ve bu tür kullanımın normalleştirilmesini doğru bulmuyorum.
Kitap genel olarak fazlasıyla güzeldi. Karakterler derin ve ayrıntılı işlenmiş, benim için tek sorun yan karakterlerin hikayeleri bir giriş kitabına göre fazlaydı. Onun dışında güzel hızlı okunan bir kitap.
Tüm bölümleri okudum yani çıkmamış olan 2 kitabı da ve tek kelime ile bayıldım. Ayperiyi çok iyi anlıyorum bende olsam bende öyle yapardım. Şeyma bize de dua et bir zahmet
Sakin, samimi bir kitap. Serinin devamında da cok kritik olaylar olmuyor. Loresimadan biraz daha aksiyon bekliyordum sanirim, Gökçen ve Bülbül Kapanindan sonra. Ama bu kitabı onlardan daha önce kurguladigi icin daha olaysiz bir örgüye sahip sanirim. Çıtır çerezlik bir kitaptı.