Ay Tanrıçası Selene yeryüzüne indiğinde, kurtların kaderi değişmişti. Dolunay geceleri artık özgürlüğün değil, köleliğin işaretiydi. İlahi ışığın altına giren her kurt, iradesini kaybediyor ve Tanrıça’nın sadık bir gölgesine dönüşüyordu. Döngü başladığında ise son belliydi: Yeniay geldiğinde ölüm kaçınılmazdı.
Balın Boz, sürünün Alfa’sının kurt doğmamış kızıydı. Çocukluğundan beri dışlanmış, sıradan bir insan olmaya mahkûm edilmişti. Fakat eve döndüğü yaz, geçmişindeki tüm sırların gölgesi üzrine düşmüştü. Kaybolan kurtlar, zincire vurulmuş kurbanlar ve nihayetinde avucunda beliren rünik işaret… Balın’ın kaderi artık yalnızca bir “seyirci” olmak değildi. O, Tanrıça’nın oyununda anahtar bir figür, sürüsünün kaderini belirleyecek kişiydi.
Bir zamanlar sevdiği ama artık nefretle hatırladığı genç, Arz Alaca da aynı işaretle mühürlendiğinde yolları tekrar kesişti. Aralarındaki güçlü bağ, Selene’nin büyüsü karşısında tek sığınak hâline gelmişti. İhanetle aşkın, ölümle umudun arasında sıkışmış bu iki genç, Ay Tanrıçası’na ulaşmak ve lanetin kaynağını durdurmak zorundaydı. Çünkü Selene yalnızca kurt değil, Balın’ın kalbini ve kaderini de ele geçirmeye hazırlanıyordu. Ya ışığı söndüreceklerdi ya da onun sonsuz esaretine düşeceklerdi.
Aşkı hatırlamak, ölümden önceki son delilik olabilirdi. Belki de sessiz bir baş kaldırıydı.
Sonu acayip tuhaf ve yarıda bitti ama devamını merak ediyorum.Şu an tam ne yaşandığını kavramaya çalışıyorum da diyebiliriz.Herneyse yoruma başlayım.Bazı sahnelerin yazımını çok beğendim keşke yazarımız Antik Yunan’da geçen fantastik bir roman yazsa dedim.
Sevdiğim Ve etkilendiğim olaylar (bu bölüm spoiler içerir!)
Selene’nin gücünün gasp edildiği ve Teselya cadıları tarafından alındığı sahne çok şiirsel ve geçmişe ait gibi hissettirdi.Fedarkarlık sahnesi benim için etkileyici ve anlamlıydı.
Kitabın olay örgüsü düşünülmüş ve adım adım bir yapı gibi kurulmuştu.Şaman’ın dedikleri gibi her olay birbirleriyle bağlantılı ve tetikleyiciydi.Karakterlerin duygu gelişimleri ve açılmaları da zamanla gelişmişti ne geç ne erkendi dengesi iyi ayarlanmıştı.
Giriş kitabı olduğundan daha öncesinde yaşanmış olayları, evreni ve karakterler konusunda temeller atılmıştı.
Diyaloglar doğal ve akıcı bir ilerleyiş ile gidiliyordu.Ana karakterlerimizin duyguları da aynı doğallığı ve duyguları taşıyor gibiydi.Ana karakterlerimizde beğendiklerimden biri yanlışlarının ve duygularının gösterilmesiydi.Onları insanlar gibi karmaşık ve bazen anlaşılması güç kılmıştı.
Kitabı okurken yüzümde bazen anlamsız bir tebessüm oluştu ve keyifli vakit geçirdiğimi hissettim.Sayfaları çevirirken merak duydum ve bence yazar bunun dengesini oldukça iyi yakalamıştı.
Nedense açılış sahnesindeki bakış açısı ve dili aslında daha çok beğendim.Eğer romantizm ön planda olmadığı bir roman daha çıkarsa bu tür bir dili ve 3. Kişi bakış açısıyla yazılmasını yine çok isterdim.
Büyülerin işleyişi ve temeli mantıksız değil akıllıca kurulmuştu.Eğitim sahnelerinde açıklanışı ise kafa karıştırıcıdan çok basit ve anlaşılırdı.
Peki, beğenmediğim kısımlardan da bahsedeyim.Öncelikle yan karakterlerin yazımı olay örgüsünü desteklemek için bir araç olarak yazıldığı bazen okurken daha bariz görünüyordu ve yan karakterlerin çoğu ana karakterin bazı özelliklerine hizmet ederken kendi karakterlerini tam olarak ortaya çıkaramıyordu.Ana karakterlerden ayrı kendi yaşantıları olan canlı insanlar hissiyatını vermiyordu.
Ana karakterlerin tartışmaları bazen çok tekrara biniyordu ve karakterlerin yaşlarıyla uyuşmaz eski hallerine daha çok benziyordu.Biraz ergenlik sezdim diyebilirim.Bunlar beni bazen okurken sıktı ve aynı şeyleri arayı doldurmak için okuyormuş hissine sokmuştu.Bu tekrarlar benzer alıntılar içinde geçerli ve bence duygu yüklü cümleler bu şekilde tekrar etmese etkileri daha kalıcı olabilirmiş gibiydi.
Ve Balın’ın bakış açısından okurken iç sesi ve monologları ara sıra anları yavaşlatıyordu tempoyu yersiz biçimde düşürebiliyordu.Diyalog ve monologların daha dengeli şekilde kullanılabileceğini düşünüyorum.Yazarımıza bu konularda kendini geliştirebileceğine oldukça güveniyorum ve kendini bu son kitabıyla geliştirdiğini de görüyorum.Ne diyelim gözümüzün önünde büyüdü ve onun adına mutluyum.Gelecek işlerini gerçekten merak ile bekliyorum.
Bakalım bu evrende daha nice işler çıkacaktır.Benden bu kadar yine iyi bir kitap okudum.
(Ayrıca, kitap Antalya’da geçiyor oluşuyla benden artı puan aldı.Harbi böyle Antalya’da geçen kurgu işi fikri iyi fikirmiş.Memleket sevdam tuttu, ne yapalım seviyoruz Antalya’mızı.)
Ekin S. Koch ile tanışmamı sağlayan Kurtların Uluduğu Yer, Instagram’da karşıma çıktığı ilk andan itibaren tasarımıyla beni büyülemeyi başarmıştı. Kitabın renk paleti ve illüstrasyonları oldukça estetik gözüküyordu. Bir kurt adam hikayesinin Türkiye topraklarında geçiyor olması ise merakımı daha da arttırmıştı. En sonunda kararan sayfalı özel baskısını aldım.
Kitap, Balın’ın kendisini ait hissedemediği sürüsüne, yani evine dönüşüyle başlıyor. Bir yandan sürüsünün içinde bulunduğu çıkmazla yüzleşirken, bir yandan da avucunda beliren rünik izin gizemini çözmeye çalışıyor. Eski aşkı Arz Alaca’nın da aynı izi taşıdığını fark etmesiyle kaderlerinin çoktan birlikte yazıldığını keşfediyor. Ay Tanrıçası Selene’nin yeryüzüne inmesi, kaybolan kurtların akıbeti ve döngünün üzerlerindeki karanlık etkisi... Tüm bu soruların cevabını bulmak için Balın ve Arz Alaca, geçmişin gölgeleri arasında tehlikeli bir yolculuğa çıkıyor.
Giriş niteliği taşıyan bir kitap olduğu için daha çok atmosferi tanımaya odaklanıyor; geçmişin sırları bir bir açığa çıkarken, devam serisinde cevaplanacak yeni soruların temelleri atılıyor. En keyif aldığım noktalardan biri; kurt adam, vampir ve cadıların yer aldığı bir kurgunun Türkiye topraklarında geçmesiydi. Hikâyede Yunan mitolojisi ile eski Türk inançlarının harmanlandığını görmek beni gerçekten mutlu etti.
Karakter dinamiklerine gelirsek; Balın ve Arz Alaca arasındaki diyaloglar ve duygularını ifade ediş biçimleri oldukça etkileyiciydi. Özellikle karakterlerin gözlemleri sonucunda geçmişteki yanılgılarını fark edip olayları farklı pencerelerden yorumlamaya başlamaları, onların olgunlaştığını hissettiren başarılı bir detaydı.
Ancak bazı noktalarda hikâyeden koptuğumu hissettim. Balın ve Arz Alaca arasındaki bazı tartışmaların kendini çok fazla tekrar etmesi yer yer sıkılmama sebep oldu. Ayrıca yakınlaşma sahneleri de çoğu zaman pek doğal gelmedi; itiraf etmeliyim ki bazı kısımları biraz cringe buldum. Yan karakterlerin ise biraz tek boyutlu kaldığını ve yalnızca olay örgüsünü ilerletmek için kullanıldığını düşünüyorum; sanki ana karakterlerin yanında olmadıklarında bir hayatları yokmuş gibi hissettiriyorlardı.
Sonuç olarak, 630 sayfalık hacmine rağmen aksiyonun biraz düşük kalması nedeniyle kitap beklentilerimin biraz altında kaldı. Yine de kurulan bu evrenin potansiyeline inanıyorum ve devam kitabında daha tempolu bir olay örgüsü göreceğimizi umuyorum.
Kurt adam sevenler için en iyi türk fantastiği olabilir. Bir saniye bile okumaktan sıkılmadığın ve tek günde bitirdiğim bi kitaptı. Aşırı sürükleyici başladı ve kitabı elimden bile bırakamadım. Diyaloglar sıkmıyor metin adeta akıp gidiyor yani ne desem bilemiyorum 10 yıldız verebilsem 10 yıldız vericem. Hekate'nin kızları ile de bağlantılı bi seri sanırım o evrende geçiyor.Okurken yer yer çok şaşırdım (Mesela Persi'nin gay çıkması vb) Arz ve Balın'ın uyumları o kadar iyiydi ki yani Bir an bile bırakmak istemediğiniz bir kitap. Verdiğim herr kuruş helalll olsunnn.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Bu kitap yazarın diğer kitapları kadar iyi değildi. Açıkçası bana akıcı gelmedi. Belki de yazarın Vhartlox Cadı Akademisi serisine benzediğini düşündüğüm içindir ama ayrı değerlendirdiğimde bile bana uymayan yanları vardı ve sürekli herkesin yazarın ilk bu kitabını okuyup öyle diğerlerini okuduklarını söylüyordu şahsen yazardan okuduğum ilk kitap bu olsaydı diğer kitaplarını okumazdım herhalde. Ama okunmayacak kadar fena değil. Bunların hepsi benim kişisel görüşümdür.
kitabı çıkar çıkmaz okudum aşırı iyiydi aldığına da hiç pişman olmadım tamamlanmamış seri okumayı sevmeyen kişiler dışında herkes okuyabilir (+18 sahneler var rahatsız olmayanlar okusun) ama onlar da seri tamamlnınca kesssinlikle okumalı 😍😍😍😍😍
This entire review has been hidden because of spoilers.