Jump to ratings and reviews
Rate this book

Lilith'in Gözyaşları #2

Lilith'in Gözyaşları - 2

Rate this book
Hafızasını kaybeden Meira, geçmişteki kendisinden gelen gizemli bir mektubun izini sürmüş ve unuttuğu hayatın karanlık yüzüyle karşılaşmıştır. En büyük düşmanı kendisi çıkmışken şimdi hatırladıklarıyla da savaşmak zorundadır.

Uygar ise artık büyük bir karar almalıdır. Ya hayatını mahveden kadının peşinden giderek bir kere daha kendine ihanet edecek ya da bu aşk defterini bu sefer sonsuza dek kapatacaktır.

İyileşmemiş yaralar, kapanmamış geçmiş davalar, azalan dostlar, çoğalan düşmanlar; kuzu postlarında kurtlar ve kurtların masasında kuzular… Ve geçmişten, geleceği kontrol eden acımasız bir kadınla karşı karşıyalar:
Maria Rosenfeld…

Bu savaşı kazanmanın ise tek bir yolu var: Uygar için binlerce kere sırtından bıçaklandığı kadına yeniden güvenmek ve Meira için de binlerce kere kalbini söktüğü düşmanına, bu sefer kendi kalbini vermektir.

614 pages, Hardcover

Published January 1, 2026

Loading...
Loading...

About the author

Anna Tsintsadze

2 books18 followers

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
38 (63%)
4 stars
16 (26%)
3 stars
3 (5%)
2 stars
1 (1%)
1 star
2 (3%)
Displaying 1 - 11 of 11 reviews
Profile Image for iyi aile cadısı.
129 reviews35 followers
March 31, 2026
☆ 3.5 - 4

beğendiğim noktalar;

1) 2. kitabı hikayesel olarak ilk kitaptan daha çok seviyordum zaten (büyük bölümünü zamanında wattyde okumuştum) ama anlatım olarak da kesinlikle çok daha iyi olmuş, gelişmiş.

küfürleşme, şakalaşmalar, goygoy ara sahneler ve hatta smut sahne silinmiş. tamamen hikaye odaklı ilerliyor. komik ya da cıvık tek bir paragraf yok. ki bence bu sahneler ilk kitapta evrenin ağırlığını ciddi ölçüde zedeliyordu, şimdi daha oturaklı, ciddi, karanlık ve umutsuz bir hikaye gibi hissettirdi, liked.

2) çoğu romance hikayede karakterin (kadın ya da erkek fark etmez) yozlaşma süreci ya hiç verilmez, ya çok yüzeyseldir. delirme ya da pişmanlığı tek bir sahnede aktarır yazar ve bu yüzden genelde bana hiç geçmez. teatral kalır karakter. ama lg2'de ben meira'nın yavaş yavaş nefrette boğulmasını, delirme sürecini ve şimdiki halinde düştüğü kimlik çatışmasını, yıpranışını tamamen aldım.

+ son 2 bölümü - meira'nın asıl kırılmasını yaşatan 2 malum olayı da sevdim. kesinlikle 3. - final kitabını okuyacağım.

...

eleştirim;

1) yazarın yer yer gereksizzz infodumping yapması. farklı karakterlerin dilinden sık sık gereksiz detaycılıkta açıklamalar var. mesajları arka plandan almayı tercih ederdim.

ki ilk kitapta yoktu bu... neden bir anda demek istediği her şeyi gözümüze sokmaya ya da genel kültürüyle şov yapıyormuş gibi eklemelere başlamış, idk💔

2) uygar'ın günlükleri vs bir kaç kısımda akış durağanlaşıyor ve bana göre sıkıcılaşıyor. (gerçi buraları daha önce watty üzerinden okuduğum için reread yapmak bunaltıyor da olabilir)

...

maria beni tiksindiriyor ama şu anki meira'nın yıpranmış, ezik hali de irrite ediyor yalan yok ausjdjdkfkfk 3. kitapta bu iki halinin homojen bir sonucunu, güçlü ama dengeli bir meira'yı göreceğimizi tahmin ediyor ve heyecanlanıyorum valla.

umarım final de tatmin eder. etmezse söverim sorry not sorry ahajsjdjdjfh
Profile Image for Irmak.
34 reviews
May 18, 2026
Bu kitap hakkında spoilersız uzun bir inceleme yazmak zor çünkü ilk yarısında Meira'nın unutmuş olduğu geçmişini okuyoruz, ikinci yarısında da olaylar Meira'nın anılarını hatırladıktan sonra yapacağı seçime göre ilerliyor. Bu yüzden yaşanan olaylar hakkında pek bir şey diyemeyeceğim, genel olarak nasıl bir kitaptı ondan bahsedebilirim sadece.

Geçmişte Maria'yı okuyoruz ve Maria gerçekten de saf kötü, iğrenç biri. Böyle bir karakter okumak istiyorsanız sizi kesinlikle tatmin edecektir, gerçekten kötü olan bir karakter okumak benim de hoşuma gitti ancak bir yandan da yaptıkları karşısında kimi zaman kalakaldım. Tavırları da sinir krizi geçirmeme sebep oldu, anne babana yazık gerçekten Maria.

Binadan itme ve - özellikle de - ormanda geçen şu kovalama sahnesinde ağzım açık kaldı resmen, kitaplardaki tetikleyici unsurlardan kolay kolay rahatsız olmam ben ancak bu sahnelerde içim acıdı. O kadar üzüldüm ki o ikisine.

İlk kitapta Uygar'ın ağzından okuduğumuz o uzun bölümler canınızı çok sıkmış olabilir. Benim de sıkmıştı ancak hiçbiri gereksiz değil. Arka planda yaşananları okumak da ayrı hoşuma gitti benim.

Son olarak da geçmişle ilgili şunu söyleyebilirim ki Uygar'a çok üzüldüm ben. Adamın babası da annesi de üvey babası da hayırsız. Hepsinin cehenneme kadar yolu var ancak beni en çok sinirlendiren kişi annesi oldu. Ben bir ebeveynin kendi hayatını yaşamak, yeni bir sayfa açmak için kendi evladını terk etmesine katlanamıyorum. Tamam, kocan sana gerçekten çok kötü davrandığı için onu bırakıp gitmek en büyük hakkın ancak çocuğunun günahı ne? O da seninle aynı şeyleri yaşamış ve sen onu o adama bırakıp gidiyorsun. Çocuk yıllarca senin için çabaladıktan sonra da yüzsüzce ona o sözleri söylüyorsun. Bakmayacaksan yapmasaydın abla, en başında gitseydin o zaman. Bir de yıllar sonra gelip şey diyor ya, ben kötü bir kadın değilim. Evet, sen kötü bir kadınsın. Neymiş, onlar aslında bir aileymiş. Hakan, Uygar'ın babasıymış. Hadi canım, yüzsüzlükte karı-koca bir numaralar gerçekten.

Gelelim geçmişi okuduktan sonra, kitabın ikinci yarısının nasıl ilerlediğine. Dediğim gibi olaylar Meira'nın yapacağı seçime göre ilerlediği için ve o seçim direkt spoiler olduğu için çok yüzeysel bir şekilde bahsedip geçeceğim.

İlk kitap bana epey uzatılmış gibi gelmişti ki hala aynı düşünüyorum ancak bu kitapta pek de öyle düşünmedim. En başta çok kısa süreliğine canım biraz sıkılsa da sonrasında bu hemen geçti ve kimi zaman olayların heyecanı yüksek olduğundan kimi zaman da karakterler arası etkileşimler ilgimi çektiğinden rahat bir şekilde ilerledim. Sonu zaten bomba gibiydi desem yeridir.

Bu kitapta pek çok soru cevaplanmış olsa da yeni sorular ortaya çıktı, düşmanımız zaten oldukça güçlü. Üçüncü kitabı merak ediyorum ve bu kitaptan sonra söyleyebilirim ki ben bu seriyi gerçekten de sevdim galiba. İlk kitabı okuduysanız ancak seriye devam etme konusunda kararsızsanız ikinci bir şansı kesinlikle hak ettiğine inanıyorum. Amerika'da yazılan klişe dark romanceler gibi bir seri değil. İçinde tarikatlar, örgütler, ideoloji savaşları var. Yazar tarihi olaylardan, kültürlerden, dinlerden ve felsefeden ilham almış. Bunları ilk kitapta pek görememiş olsak da bu kitapta görüyoruz.

İncelemenin bundan sonraki kısmı kitabın her yanından ağır şekilde SPOILER içerecektir.

Geçmişe baktığımızda hayırlı bir karakter ya da olay bulmak neredeyse imkansız, maşallah herkes ve her şey ayrı ayrı akıllara durgunluk veriyor. Rosenfeldler, Naziler, Shavitler, bunların dinleri, ensest ilişkiler, Maria... Yok yok. Özellikle de Maria'nın iğrençliği sinir krizlerine soktu beni. Benjamin, Ahuva, Uygar, Mert, Ozan, Öykü, Kamber, Ludwig... Hepsi eziyet çekti bu kadından ve hepsine ayrı ayrı üzüldüm. İlk kitapta sanıyorduk ki asıl kötüler Benjamin, Ahuva ve Kamber ama canlarım meğer sadece birer kurbanmış. Ozan ve Ludwig'in ölümleri de aşırı kötüydü ve ikisini de kolay kolay atlatamayacağım ben sanırım. Ludwig çocuktu sadece, Ozan çocuğumun da hiçbir günahı yoktu.

Bunlarla da beraber geçmiş çok tatmin ediciydi benim açımdan, çok saçma bulduğum bir sahne oldu sadece: Maria'nın 13-14 yaşlarında koca koca adamlara akıl verip, birlikte çok yüksek bir konuma yükselmesi.

Tamam, Maria çok küçük yaşlardan beri siyasete ilgisi olan zeki ve çok okuyan biri ancak karşısında hayatlarını bu işe aramış, 30-50 yaşları arasında, Maria'dan bilmem kaç kat daha fazla şey okumuş, deneyimli adamlar var. Bu kızın o yaşta tek başına akıl ettiği şeyi onların akıl edememiş olması çok saçmaydı bence. Kurguya hizmet etmesi için yazılmış bir şey olduğunu düşünüyorum, bunlar da pek çok kitapta mecbur oluyorlar tabii ancak benim yine de sinirlerimi az çok bozuyor, elimde değil.

Bunun dışında dediğim gibi gayet iyi ve sürükleyiciydi bence, kitabı elime alıp daha fazlasını okumak istedim.

Uygar'ın intikamını aldığı ve Maria'nın her şeyini kaybettiği yeri okumak ayrı güzeldi, Uygar çok hoşuma gitmişti o sırada ancak sonrasında... Meira'dan etkileniyor olmasının asıl sebebinin kendisine verilen ilaçlar olduğunu biliyor, hatta başta kendine hakim de oluyor ancak sonradan "O değişti," demeye başlıyor. Biraz irade, lütfen. Ozan'ı şak diye nasıl unuttu ya. Ben hala atlatamadım, adam unuttu direkt. Uygar pek de iyi ve sağlıklı bir karakter sayılmaz zaten, o yüzden böyle davranışlar sergilemesi normal ancak benim yine de sinirlerim bozuldu.

Meira konusunda çok karışık duygular içine girdim. Öncelikle Maria kişiliğinden tamamen sıyrılmış olmasını pek anlayamadım ben, 180 derece değişti bildiğiniz. O pişman halleri de çok itici geldi bana, bayağı bayağı nefret ediyordum kendisinden. Uygar'dan da aynı şekilde.

Sonrasında yavaş yavaş elimde olmadan Uygar ve Meira'ya küçük bir sempati beslemeye başladım ancak yine de Meira'nın o Maria kişiliğinden tamamen sıyrılmış olması garip geldi bana. Karşısına çıkan adamı vuramayıp kalakalması mesela. Aslında bir yandan da o kişilikten pek sıyrılamamış gibi. Belki de böyle olmasının en büyük sebebi şu anda bütün varlığına el konulmuş olmasıdır. Bir noktada bu varlığını tekrardan elde edebilirse Maria kişiliği tekrardan ortaya çıkabilir de. Mizaç hiçbir zaman değişmez sonuçta.

Uygar ile aralarında artık gerçekten bir romantik ilişki de var ama hiç geçmedi bana bu, ikisinin duygusal sahneleri irite etti beni. Hatta bu sahneleri birkaç sayfa boyunca okuduğumuz her seferde kitabı bırakmak istedim. Hiç sevemeyeceğim muhtemelen aralarındaki ilişkiyi.

Kitapta en sevdiğim karakter de Mert oldu. İlk kitapta hiç sevememiştim onu ancak bu kitapta geçmişte yaşadığı şeyleri öğrenmemle beraber gerçekten sevdim kendisini. Bazı hal ve hareketleri sinir bozucu olabiliyor tabii, kabalığı mesela. Eh, böyle kusurlar mutlaka olacak ama tabii.

Seviyor olmamın yanında Mert'e aşırı üzülüyorum gerçekten, Uygar'la birbirlerini yumrukladıkları sahnede, "Nereye gideyim, benim senden başka gidecek bir yerim mi var?" gibi bir şey demişti ya. KAHROLDUM ORADA. Kitabı fırlatıp atasım geldi, Uygar karşımda olsaydı da bir de ben yumruklayabilseydim keşke onu. Uygar'dan bir kere daha nefret ettim şimdi de neyse...

Santral'in derinlerine inmek, karakterlerin asıl kimliklerini öğrenmek, Shavitler hakkında daha fazla bilgi edinmek ve onlarla olan çatışmalar da çok güzel ve ilgi çekiciydi. Üçüncü kitapta daha büyük çatışmalar bekliyorum ama, devasa bir tarikattan bahsediyoruz sonuçta.

Shavitlerin kendi içinde de bazı çatışmalar var gibi görünüyor bu arada, buna bağlı olarak benim en ilgimi çeken karakter Ezra oldu. Kitabın en başında hoşuma giden bir karakterdi zaten, sonrasında ikilemde kaldım. Bu adam gerçekten de Meira'nın adamı mı yoksa arka planda başka şeyler mi planlıyor... Shavitlerin tarafına mı geçti diye sordum kendime sonrasında ancak Yosef'i vurdu, Meira'yı bıraktı. Bayağı şaşırdım orada. Shavitlerin arkasından bir şeyler çevirdiği belli. Şu anda serideki en gizemli karakterlerden biri ve epey kilit bir rol oynayacak diye düşünüyorum. Bakalım, çok merak ediyorum gerçekten Ezra'yı.

Kitabın sonuna gelmek istiyorum şimdi, o son elli sayfa... Berat'ın arkasından bir şeyler çıkacağını biliyordum, Meira ve Verda'nın kapısına geldiği anda amacının farklı olduğunu da anlamıştım zaten ama sonrasında yaşananlar beni ya şok etti ya da delirtti.

Verda'nın ölümünü hiç beklemiyordum. Çok ölecek gibi duruyordu da ancak daha yeni gerçek kimliğini öğrendik ve başka pek bir şey bilmiyoruz. Yazar bu karakterden hemen vazgeçmez, daha öğrenmemiz gereken bir şeyler vardır diye düşünmüştüm ama kendisini okuyacağımız kadar okumuşuz demek ki. Öyle çok bağlandığım bir karakter olmadığı için kahrolmadım ama yine de üzüldüm.

*Haunting the narrative* diye bir terim var. Ölümü ile anlatıcıyı çok etkileyen ve hikaye boyunca aklından çıkmayan, düşünce ve davranışlarını etkileyen karakterler için kullanılıyor. Verda'nın üçüncü kitapta böyle bir etkisi olabilir diye düşünüyorum.

Chaya öyle hemen ölmeyecek ve başımızı epey ağrıtacak gibi duruyor, Yosef ne olacak hiç bilmiyorum, Berat da bir garip bakıyordu. Shavitlerin emrinden çıktığı için mi yoksa onun da arkasında başka şeyler mi var bilmiyorum, ondan da bir şeyler çıkabilir belki.

Meira ve Mert'in verdiği mücadele çok iyiydi. Kafayı da yememe sebep oldu ancak onu iyi yapan şey de buydu zaten. Zor bir durumun içindeler ve gerçekten de zor bir durumun içinde gibiler. Hani bazı kitaplarda karakterler garip bir şekilde o zor durumdan hemencecik sıyrılırlar, öyle büyük zararlar görmezler ya. Ondan bahsetmeye çalışıyorum. Meira ve Mert'i gerçekten de parçaladılar. Ölmeyeceklerini biliyordum ama bir yandan da o kadar çaresizler ki nasıl olacak kestiremiyorum. Diğerleri de çok zor durumda. Dürüst olmak gerekirse Meira'ya pek üzülemedim, Ozan'a yaşattıklarının karmasını yaşadı. Mert'e çok üzüldüm ama, adam aynı olayı ikinci kere yaşadı. Bir zamanlar Ozan'ı korumaya çalıştığı gibi Meira'yı korumaya çalışması falan... Her ne kadar kaybettiği o kadar kana rağmen Meira ile koşup adamları dövmesini anlayamamış olsam da.

Enn merak ettiğim şeylerden bir diğeri de tabii ki mektubun arkasında yazanlar, Meira kızımız yazanları taa kitabın sonunda hatırlayarak kocaman açtığım gözlerimle kalakalmama sebep oldu tabii ki. Biz de neler yazdığını üçüncü kitapta göreceğiz artık.

Serinin nasıl biteceğiyle ilgili de tahminlerim var. Mutlu bir final olacakmış gibi gelmiyor bana, her şey yazarın nasıl bağlayacağına bağlı tabii ancak mutlu bir son da pek yakışmaz gibi. Shavitleri yok ederler diye düşünüyorum. Devasa bir tarikat olduğu için tamamen yok etmeleri çok zor tabii ama ailenin fertlerini, en önemli kişileri bir şekilde halletsinler bir zahmet de o kadar çaba boşa gitmemiş olsun. Onun dışında Meira ve Uygar ölebilir belki. Ölseler... Olur yani bence, yakışır.

Meira mal varlığına bir şekilde erişip tekrardan Maria'ya dönüşebilir de ancak olaylarının seyrini bayağı değiştirir bu. Böyle bir şey olursa neler olur hiç bilemiyorum ama Meira kesin ölür diye düşünüyorum, o ölürse Uygar da ölür zaten herhalde.

Ben Mert'in mutlu olmasını istiyorum. Gerçi Uygar ölürse pek mutlu olamaz gibi ama ne yapalım, onu da mı öldürelim yani? Bilmiyorum, belki hepsi ölür.

Kısaca kafam çok karışık ancak seri nasıl biterse bitsin yazarın güzel bağlayacağına ve beni tatmin edeceğine inanıyorum. Göreceğiz. Merakla bekliyoruz.
Profile Image for Megara Reads.
181 reviews
March 3, 2026
Tüm Türkiye olarak artık rahat bir nefes verebiliriz çünkü Meira ne yaptı öğrendim. Ama keşke öğrenmeseydim diyorum. İşin şakasını kenara bırakırsak yazar Anna Tsintsadze soluksuz okunan bir devam kitabı ortaya çıkarmıştı bence. Hikaye ağır ve yoğun olaylardan içerdiğinden sindire sindire okusam da sayfaların böyle soluksuz nasıl ilerlediğini anlayamadım.

Serinin devam kitabında yazar örgütler ve tarikatlar üzerinden cesur konuları işlemişti. Bunun yanında bunların arasındaki bağlantıyı zekice bir şekilde kurgulaşmıştı. Her detayında kalemine hayran kaldım.

Meira'ya gelirsek... Okuduğum en güçlü karakterlerden biriydi ama şunu söylemeliyim asla düşmanı olmak istemezdim. Uygar ise... Yani sen de normal değilsin Meira kadar olmasa da.

Ve o son... Ben ilk kitabı bitirdiğimde ikinciyi nasıl bekleyeceğim diyordum. İkinci beni bundan daha beter yaptı.
Profile Image for Sueda.
80 reviews
February 6, 2026
uzun bir süre daha gelmez diye çok korktum ama nasıl bir nöbetteysem ilk yorumu yapıyorum ıuhdaosjd. Bu kitabı okurken kahkahalar atan sadece bensem kendimden çok korkarım ama gerçekten herhangi bir kitapta bu kadar eğlenmedim herhalde. Maria kısımlarını ağzım açık okudum. En çok Uygar'ın aşkını kendi planlamasına şok oldum nedense ve inanılmaz bir deneyimdi. Fakat sonlara doğru bazı olaylar çok kendini tekrar etti. Meira'nın sürekli hastalanması, kabusları falan çok sık oluyor belki bu doğal da bir şeydir ama bu kadar sık yazılması yordu çünkü ilk kitapta da vardı. Ve Uygar sen gördüğüm en enayi insansın kanka seni terapi de kurtarmazmış mesela
29 reviews
February 21, 2026
Aşırı iyiydi yine sadece geçmiş sahneleri biraz sıktı ama her şeyi anladım kafamda soru işareti kalmadı maria aşırı korkunç biri cidden sonu zaten aşırı garip bitti ne olıcak bilmiyprum tek isteğim daha fazla kimse ölmesin yeterr
This entire review has been hidden because of spoilers.
2 reviews
May 3, 2026
"Sen, kendim olmaya başladığım yerde doğduğun için senden ibaret bu hayatımda, sensiz bir Uygar'ı düşünemiyorum.Bir aptal gibi yaptığın onca şeyden sonra öldüğümde dahi senin yanında gömülmek istiyorum."
Profile Image for Bee.
8 reviews
March 16, 2026
bitmesin dye azar azar okuduk
yalan mı soyleyelim kardesim
ha bir de
mert
hasbas
Profile Image for Sare.
377 reviews20 followers
March 18, 2026
kitabın ilk 250 sayfasının superiorluktan sonra kalan 300 sayfanın beni boğup boğup duvara atması??? bazı gereksiz detaylar vs derken maalesef 4 verdil ve yemin ederim bu puanı vermek kalbimi kırdı..
Profile Image for Asya Esra Duman.
53 reviews
May 23, 2026
Offf çok iyiyidi aşırı beğendim. İlk kitapta yer yer sıkıldığım yerler olmuştu ama onda ne kadar sıkıldıysam bunu da bi o kadar heyecan ve merakla okudum. 3. Kitabı sabırsızlıkla bekliyorum
Displaying 1 - 11 of 11 reviews