Tarih boyunca deha denilince akla heperkekler geldi. Oysa aynı sayfaların kenarlarında, sessiz ama sarsılmaz bir ışık vardı: Evlerin duvarlarını aşan, kalıpları yıkan, görünmez kılınmış kadınlar. Suat Derviş'ten Frida Kahlo'ya, Furuğ Ferruhzad'dan Malala Yusufzay'a, Maryam Mirzakhani'den Temple Grandin'e. Zorluklara direnen, önyargıları aşan, kendi yolunu açan kadınların hikayeleri bu kitapta buluşuyor. Eriş, bu kez tarih boyunca bastırılmış kadın dehaların izini sürüyor; unutturulmuş zihinleri, görmezden gelinen sesleri yeniden görünür kılıyor. Ve Bronte kardeşlerin mezar taşında yazılıo sözü hatırlatıyor bize: "Dayanma cesaretiyle." Bu kitap, çiçek açmak için bekleyen tüm kadınlar için...
Bu kitabın yaratılış amacını gerçekten çok beğendim. Yazarın daha önce başka kitaplarını da okuduğum için diline, savunduğu düşüncelere ve mesleğine duyduğu bağlılığa zaten hayrandım. Kitabın köşe yazılarından derlenmiş olması nedeniyle bölümler oldukça kısa tutulmuştu; bu yüzden bazı konuların daha derin işlenmesini isterdim. Bahar Eriş’den de Aslı Kotaman gibi bu tarz başka kitaplar da duymayı ve bu yazıları yeniden paylaşarak daha fazla okura ulaşmasını gerçekten isterim. Özellikle kadınların toplumda, iş hayatında ve kendi hayallerinde hak ettikleri yeri daha güçlü ve pozitif bir şekilde anlatması kitabı benim için daha da değerli kıldı. Kadınlara ve kendimize ait bir oda açabilmek dileğimle…