Ayla Burçin Kahraman, ilk kitabı Onuncu Ay’ın ardından, yas duygusu etrafında birbirine el veren, birbirine tutunan yeni öyküleriyle okuruna sesleniyor. Oyun Değil’de, inkârdan kabule uzanan zorlu yolda geride kalanın sessiz çığlığına incelikli bir kavrayışla eşlik ederken, küçücük anlardan biricik ömürlerin hikâyesini derliyor. Yıkık şehirleri sokak sokak dolaşan bu öyküler, yasın belleğindeki düğümleri bir bir çözüyor.
“Son kez aynı masada yemek yerlerken, ‘Babası mı bu adam?’ diye sormuştu Caner, televizyondaki dizide çocuğunu okula götüren oyuncuyu işaret ederek. Gülmüştü babası. ‘Kan bağı değil,’ demişti, ‘can bağı aralarındaki.’ O gece can bağı derken babasının bir şey mi ima etmek istediğini hiç bilemeyecekti. Aradığı cevap tahta bir levhanın üstünde yazılı üç rakamdan ibaretti artık.”
Oyun Değil benim için çok etkileyici bir okuma oldu. Öncelikle yazarın atmosfer kurma becerisini çok başarılı buldum. Öyküler bana oldukça sinematografik geldi; çoğu zaman bir metin okumaktan çok sahneleri izliyormuşum gibi hissettim. Mekanlar, karakterler ve duygular gözümde çok canlı canlandı.
Kitabın duygusal yükü oldukça ağırdı ama bu ağırlık yapay değil, son derece gerçek hissettiriyordu. Özellikle yas, hafıza, geçmiş ve hatıraların insanın bugünkü hayatındaki yeri çok güçlü bir şekilde işlenmiş. Yazarın hafızayla kurduğu ilişkiyi ve karakterlerin geçmişle hesaplaşmalarını anlatış biçimini çok sevdim.
En beğendiğim yönlerden biri de öyküler arasındaki görünmez bağlardı. Bir öyküde karşılaştığımız bir karakterin ya da olayın başka bir öyküde yeniden karşımıza çıkması kitaba bütünlüklü bir yapı kazandırmış. Bu tür bağlantılar okuru sürekli dikkatli olmaya davet ediyor ve okuma deneyimini daha da zenginleştiriyor.
Oyun Değil, hem duygusal olarak etkileyen hem de edebi açıdan çok tatmin eden bir öykü kitabıydı. Ayla Burçin Kahraman'ın kalemini ve kurduğu dünyayı çok sevdim.
bana o kadar dokunan bir kitap oldu ki anlatamam. resmen göğsüme öküz oturdu… ilk öykü ile son öykünün yollarının kesişmesinin ayrı bir güzel olması mı yoksa aralardaki öykülerde hayatımdan birer parça yer almasının güzelliği mi desem… bilemiyorum, gerçekten benim için çok anlamlı bir kitaptı. ara ara okuyacağım nadide öykü kitaplarından bir tanesi oldu. emeğine sağlık sevgili yazar!