Peyami Safa, batıyı temsil eden Macit ve doğuyu temsil eden Şinasi arasında kalan Neriman üzerinden, o dönem yaşanan batılılaşma hastalığını işlemiş. Bu konuda hep bahsedildiği üzere batının kötü yanlarını, görselliğini alma durumu hissediliyor.
Eser gayet akıcı,kısa ve dili oldukça anlaşılır(Osmanlıca ve Farsça kelimeler cümle içinde anlam kazanıyor, ek olarak Ötüken yayınlarında eserin sonunda küçük bir "kelimeler" bölümü bulunuyor).
Gayet sıcak, beğenerek okuduğum bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
Bir alıntı;
Neriman düşündü ve bir anda şarklıların kedileri ve garblıların köpekleri niçin bu kadar sevdiğini anladı. Hıristiyan evlerinde köpek ve Müslüman evlerinde kedi bolluğu şundandı:
Şarklılar kediye, garblılar köpeğe benziyorlar! Kedi yer, içer, yatar, uyur, doğurur; hayatı hep minder üstünde ve rüya içinde geçer; gözleri bazı uyanıkken bile rüya görüyormuş gibidir; lâpacı, tembel ve hayalperest mahlûk, çalışmayı hiç sevmez.Köpek diri, çevik, atılgandır. İşe yarar; bir çok işlere yarar. Uyurken bile uyanıktır. En küçük sesleri bile duyar, sıçrar, bağırır.