2015 yılında, kitabı okuduktan sonra yazdığım yorum. Spoiler içerebilir.
(Bu arada farkediyorum ki, Theon ve Joffrey için beddualarım tutmuş. Mutluyum. :) )
Evet, her ne kadar kaplumbağa hızıyla ilerlesem, arada krizlere girsem ve unuttuğum karakter isimleri yüzünden hikayenin ortasında kısa süreli kopmalar yaşasam da inat ettim, bu seri bitecek. Sıradan değil, sıkıcı hiç değil ama garip bir şekilde yavaş okuyorum bu serinin kitaplarını. Ve her ne kadar iki cilde ayrılmış olsalar da ben iki kısmı da okuyup bitirdim, şimdi yazıyorum düşüncelerimi. Bir devam kitabında ne yazsam, nasıl düşünce belirtsem bilemedim. Sanki ne desem spoiler’a girecek ama nasılsa dizisi izlenmiştir diyerek okurken kitabın üstüne aldığım notlarla düşündüklerimi belirteceğim.
● Kitapta öyle bir dünya var ki kapıdaki muhafızdan mutfaktaki aşçıya kadar neredeyse herkes gerçek bir isimle ve hatta bazen betimlemeleriyle hikayenin bir kısmına dahil oluyor ve ayrıca kitabın arkasındaki “Krallar ve Maiyetleri” eklerinde çoğunlukla belirtiliyorlar. Bu romandaki hiçbir karakter değersiz değil.
● Üzerinden hikaye anlatılan karakter sayısı azmış gibi bu kitapta Theon ve Davos da bu kervana katılmış. 15 sayfaya bir okuduğum karakteri değiştirmekten başım döndü.
● Nedense Triyon ve Catelyn’in üzerinden hikayenin anlatıldığı bölümlerden ayrı bir hoşlanmıyorum. Aslında Triyon’a ilk kitapta bir sempati barındırıyordum ama hadi Triyon’u bu kitapta sevmemeye başladım, ama Robb’u sevdiğim ve Catelyn’in bölümlerinde Robb anlatıldığı halde Catelyn’in bölümlerinde çok sıkılıyorum.
● Her önüne gelen kendini kral ilan etti, müttefikler, hanedanlıklar, armalar birbirine girdi. Hele savaş sahnelerinde kim kimin yanında, kim kime saldırıyor belli değil.
● Savaş demişken, Stannis Baratheon’un Kral Şehrine saldırışı ve çılgın ateşin de dahil olduğu o savaş… Hayatımda hiç bu kadar büyüleyici bir savaş sahnesi okumamıştım. Anlatımıyla, betimlemeleriyle, her şeyiyle sadece mükemmeldi.
● Dany ve ejderhaları çok az bölümde anlatılmış, keşke biraz daha fazla geniş yer verilseydi. Kendini kral ilan eden milyon tane adamın şımarıklıklarındansa Dany ve yavrucaklarının yolculukları hakkında daha fazla şey okumayı yeğlerdim.
● Ne yalan söyleyeyim aslında tüm kitap boyunca belki bir mucize olur da Eddard Stark geri döner diye bekledim. Ne de olsa ejderhalar, kırmızı kadın ve büyüleri vardı, Eddard Stark da canlansa hiç rahatsız olmazdım, ama gelmedi…
● Son olarak Joffrey ve Theon ikinizden de ayrı ayrı nefret ediyorum. Yedi Tanrı, Boğulmuş Tanrı kim sizinle ilgilenir emin değilim ama umarım ettiklerinizi bulursunuz.
Mutlu başladığım yazımı nefret söylemleriyle tamamlıyorum ama cidden, çıldırmamak elde değil. Kılıçların Fırtınasına başlamadan önce seriye uzun bir ara vereceğim, çünkü bu kitapları üst üste okumak beni garip bir şekilde yoruyor. Hem belki bu arada dizinin 2. sezonunu bitirmek için de vakit bulabilirim.