Lüks ve ihtişam içinde büyüyen Melek, babasına meydan okumasının ardından kendini Karadeniz'in dağ köyünde öğretmenlik yaparken bulduğunda kaderin ona sarsıcı bir sürprizi vardır.
Yıllar önce acımasızca reddettiği silik ve sessiz bir genç olan Tahir’in şimdi karşısında Fırtına lakabıyla dağları kasıp kavuran bir yüzbaşı olarak durması tüm dengeleri altüst eder. Yıkım Timi’nin heybetli komutanının gözleri Melek’in hatırladığının aksine buz gibi soğuk ve acımasızdır.
Aralarındaki çatışma kısa sürede tırmanarak yerini inkâr edilmesi imkânsız bir çekime bırakır. Karadeniz’in hırçın dalgaları ve samimi insanlarıyla Melek’in sınandığı bu yeni düzen, gülümsetecek bir savruluşla yüreğinin hikâyesini Karadenizli bir adamla yazacağı sıcacık bir yolculuğa dönüşecektir.
“Yürek mevzilerinde sipere yer yok be, Öğretmen Hanım. Düştüğün an esirsin. Ben de esirim artık, Hem Karadeniz’e hem bir çift ela göze…”
Kadın karakter fazla “tiki” ve “salak” olmasına rağmen okuması keyifli bir kitaptı. Belki 10 yıl önce okusam tam puan bile verebilirdim ama kitapta kadın karakter inatla şımarık olunca çok tahammül edemiyorum.
Kadın karakter dışında keyifle okuduğumu söyleyebilirim. Askeri kurgu içeriyor olması olayların ilerlemesini sağlaması açısından ayrıca hoş olmuş ama durum komedisi gibi işlenmiş olaylar. O yüzden ciddi bir askeri kurgu okumayı beklemeyin.
Keyif almak için okursanız eğlenceli, yer yer absürtlüğünden kahkahalar attıracak bir kitap. Yazar devamını hızlıca çıkarır ve umarım çok uzatmaz seriyi.
Cok klise bir wattpad kitabi olmuş. 30 yasindaki adamların sarışın 26 yasindaki kadina "barbie" lakabını kullanması; kizin surekli pembe, simli, topuklu, kurdeleli, incili giyinmesi; esas adamin kocaman, kaslı, iri, dag gibi, kapılardan sığmayan, sigara ve maskülen kokan (gercekten mi), yürüdü mu yeri göğü inleten, tum kadınların asik oldugu, tum erkeklerin korktuğu bir adam olmasi falan cok cringe, klise, ustunkoru, komik duruyor. Yazarin liseli oldugunu düşündürüyor bana. En ufak bir derinlik yok. Absürt komedi, romance kitabi olabilir ama karakterler cok dengesiz, oturdugu bir düzlem yok. Sevdiğin adam 3 ay komada yatmış, senin yüzünden vurulduğunu düşünüyorsun 2 dk sonra başkasının dediği hadi alışverişe gidelime tav olup ağlamayı kesiyorsun. Bu absürt komedi degil, saçmalık. Yaş mevzusu ayrı sıkıntı. Esas karakterlerin aralarında 4-5 yas var. Bu kız liseye başladığı andan beri Tahir var hayatında ve çocuk hoşlanıyor ondan. Baska bir yorumcunun dediği gibi, Poyraz'a laf ederken, kendi ayni şeyi yapmis.
Kadın karakter, tabiri caizse kokoş biri ve benim okumayı sevmediğim bir kişilikti ama yine de Melek’i sevdim. Yine de bazı anlarda “bunu yapma” dediğim yerler oldu.
Tahir’i gerçekten sevdim; Melek’e asla kıyamaması, onu mutlu etmeye çalışması ve geçmişe rağmen bunu yapması apayrı bir seviyedeydi. Ben öyle reddedilsem açıkçası nefret ederdim, bu yüzden annesinin nefretini haklı buluyorum.
Tim sahneleri güzeldi ama zaten komedi ağırlıklıydı; kitap romantik-komedi, askerî değil. O beklentiye girmeyin okuyacaksanız. Çıtır çerezlik, kafanızı dağıtıp gülmek istediğiniz bir kitap arıyorsanız Fırtına Zamanı’nı okuyabilirsiniz.
Tahirin 19 yaşındayken 14 yaşındaki Meleğe aşık olmasına yani pedofili olmasına hiçkimsenin bir laf etmemesi ve kız daha 17 yaşındaykende gidip aşkını itiraf etmesine hiçbir şey denmemesine sinirim bozuldu. Üstelik bu Tahir 17 yaşındaki kız kardeşi Poyraz ile takılınca kıyameti koparmıştı. Birde gerizekalı Melek iki saniyede abisini affetti ya aşırı berbat bir yazımdı. O açıklama kızın 8 yıldır yaşadığı acıyı, cevapsızlığı telafi falan etmiyordu. Yazarın bu pedofiliyi yüzeltmesi birde yanlış davranışı örtmesi aşırı derecede kötü. Okumayın. Verebilseydim 0 yıldız verirdim.
This entire review has been hidden because of spoilers.