Hangi nehirler sığmaz yataklarına bilirim Görürüm, her duruşun bir inceliği vardır Gençliğim tutuşturur ellerimi Oysa bir kavganın yeşeren tomurcuğuna Su taşıyan da bendim Ellerinin kanadığını görüp ağlayan da... Gözlerim bir yandan gündüzü sarmalar Bir yanda geceyi çağırır
Sevgiler, İçtenlikler, Ve kavgalarla Geçip gitsin isterim Benim de hayatım Konuşurken, ağzımdan Kır çiçekleri fırlasın Bir rüzgar Dolaştırsın tüm damarları Yüreğimde. .
Belleğim soldu Yağmurum dindi Yok sığınağım . Sanki yağmurlar mı paslanacak ben gidince Herkes işine gücüne bakacak - ölümün ömrü üç gün Ve ardında kalbim Ve ardımda kalbim - ki o bile kalmayacak . Burada Gömülüdür benim favorilerim arasında yerini almış bir şiir kitabı olmuştu ve şairi daha öncesinde duymadığım, okumadığım için kendime kızmıştım. İkinci cilde Nisan ayında başladım ve Ekim ortasına kadar okudum. Bir iki ay hiç elime almadım. Bana ilk ciltte yaşattığı duyguları geçiremedi ne yazık ki. Yine bazı şiirleri çok beğendim ama ilk ciltin etkisi çok daha yoğun ve unutulmazdı. Bu ciltte yer alan şiirlerde duygularını daha az hissettim ta ki kanser olduğunu öğrenip yazdığı şiirlere dek. Orada itibaren yine tanıdığım Ahmet Erhan'a dönüştü. Acıyı, ölümü, yaşamı güzel anlatan bir şair ve en güzel şiirleri de bu konular hakkında yazdığı şiirler. Keşke ilk cilt kadar bağrıma basabilseydim ama olmadı, yine de sevmediğim düşünülmesin sadece kıyaslamada geride kalıyor. Eğer şiir seviyorsanız mutlaka Ahmet Erhan'ın kalemini bilin isterim.
“Bu kadar mutluluk çok bana onu günlere onu aylara bölmeliyim ve tek bir gülüşünü senin kutlamalıyım yıllarca...”
Dünyanın en güzel gülen şairidir Ahmet Erhan. Ancak o muhteşem gülümsemenin ardında tarifsiz bir hüzün de yatıyor kuşkusuz. Salaş bir köşe meyhanesinde, bir ‘tektekçide’ belki de, hiç doğmaması beklenen bir günün ilk ışıklarına kadar oturup dinleyebilmek isterdim kendisini.