ÖLÜM YALNIZCA FANİLER İÇİNDİR. HAKİKATE ERENLER İÇİN NE DOĞUM OLUR NE DE ÖLÜM!
YAŞAMIN EN BÜYÜK SIRRI KÂİNATIN HER ZERRESİNDE GİZLİ.
“Şu toprak kabı al getir bana.”
“İçi boş ama.”
“Kabın içinde hava yok mu?”
“Var.”
“Şu an soluduğun hava ile kabın içindeki hava birbirinden ayrı mı?”
“Hayır, ikisi de aynı hava.”
“Doğru. Zahirde ayrı gibi görünse de özde aynılar. Biz de böyleyiz işte. Ruhlarımız bedenlerimizin içinde tıpkı bu toprak kabın içindeki hava gibi hapistir. Her şeyin özü ile ruhlarımız ayrı gibi görünse de birdir. Aynıdır. Nasıl ki varolan hava kabı kendiliğinden dolduruyorsa, İlahi Olan, Yüce Yaradan da bu yaşamda kullandığımız, beden dediğimiz kapları doldurur böyle. Bu nedenle varolan her şey O’dur. Her şey O’nun tecelli etmiş bir formudur."
Tüm dünyayı sarsacak bilimsel bir keşfin arifesinde olan Şirin Özdemir, çalıştığı laboratuvar saldırıya uğrayınca ağır bir suçlamayla karşı karşıya kalır. Hem kendini temize çıkarmak hem de peşindekilerin elinden kurtulup Hallâc-ı Mansûr’un kayıp elyazmalarının izini sürmek için Profesör Algan Ataman’a ulaşmak zorundadır. Bu eser, tüm inanç sistemlerinin egemenliğini derinden sarsacak bir sırrı barındırmaktadır. Peşlerindeki istihbarat servisleri ve acımasız katille nefes kesen bir ölüm kalım mücadelesine girişen ikili, öte yandan gizlenen bir tarihe şahitlik edecektir.
Başak Sayan, dördüncü romanı Nigâhdar’ın ardından bu kez Gülün Açtığı Gece ile okurlarını; Şems-i Tebrizi’nin gizlenen kimliğinin, Alamut ve efendilerinin az bilinen tarihinin derinliklerine sürüklüyor. Bir kez daha bilim, felsefe, din ve mistisizmin sınırlarında gezdirerek tüm disiplinlerin birbiriyle olan ilişkisini gözler önüne seriyor.
“Ya aslında evren dediğimiz şey Tanrı’nın ta kendisi ise?”
“Bir insanın çıkacağı en zorlu yolculuk kendi içine doğru olandır.”
“Mum olmak kolay değildir. Işık saçmak için önce yanmak gerekir.”
“Altın olsam değerimi herkes bilirdi. Ben basit bir demirim, değerimi sadece anlayan bilir.”
“Dil sınırlıdır, hakikat ise sınırsız. Sınırsız bir hakikati sınırlı bir araçla nasıl anlatabilirsin?”
“Yeryüzünde şu âna kadar yazılmamış üç kitap vardır: Biri hakikatin aynası, biri aşkın ateşi, biri ise gömülüdür.”
Tam kalbimin içine( bilmediğim bir kısmına)dokunan bir kitaptı. Nerelerden nereleri okuduk(wowwww dedim durdum, olayları bağlayışına hayranım) okuması bir yana resmen ansiklopedi kıvamında bilgilerle mest oldum. Nigahtar kitabı ile yazarı takibe alıp okumaya başlamıştım. (ki o kitabı çok başkadır) O kitabı okuyan buna ayrı bir bağlanır, hisseder ve düşünür. Bu kitabında da düşünmeyi parmak bastığı noktalara okuyucuyu güzel yönlendirmiş. Roman içinde roman oyunlarını o kadar iyi yazmış ki( her bölüm de ellerim buz gibi oldu) büyülü gerçeklik kavramını okuyucuya geçiren kalemi güçlü bir yazar. Okumak için beklemeyin. Asla pişman olmazsınız.
İlgi duyup araştırdığım her şeyin aşuresi tadında idi. Kuantum, tasavvuf, psikoloji, din, Şems, mevlana vs vs. Yazar kendisi de demiş gerçek ve kurgu karışımı diye. O nedenle zaten bildiğim bazı tarihi olaylarda kurgu olabilecek kısımlar beni bir süre sıkmaya başladı. Tarihsel bilgi diye bakıp öğrenme şevki ile okuyamadım o satırları ve bir süre sonra atlamaya başladım. Mesela Kimya’nın ölüm hikayesini biliyoruz ama Alaeddin’e aşıktı kısmı kurgu gibi. Higgs alanı üzerinde çalışan iki bilim insanının Kuantum 101 bilgilerini birbirlerine anlatmaları da karakterlerin gerçekçilik imajına gölge düşürmüş . Başka şekillerde okuyucuya bu bilgiler nasıl verilirdi ? Ama arada bilmediğim ya da yorumunu yazarın çokdaha güzel yaptığı bazı çıkarımlar hoşuma gitti. Bölüm geçişlerini güzel yapıyor . Her bölüm bitişine bir merak unsuru eklemeyi ve acaba ne olacak düşüncesi insanı okumaya motive ediyor. Paralel 2 zaman dilimi ile hikayeyi işlemesi de önceki romanda olduğu gibi iyi geldi bana.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Sürükleyici bir roman, uzun olmasına rağmen okuyucuyu sürekli devamı için merakta bırakıyor ve hızla akıyor. Günümüz Türkiye’sine ve popüler olaylara yapılan göndermeler ve farklı alanlardaki birçok bilgiyi barındırması hoşuma gitti. Yalnız her bölüm başındaki betimleme ve benzetmeler zorlama geldi ve kitabın sonu beklentimi karşılamadı. Keşke bu kadar heyecanla aranan kayıp metinleri de biraz okuyabilseydik.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Tabiki beş yıldızı hakeden bir kitap 🌸 Kitabı elinize aldığınızda uzun sayfaların arasında tarihler içinde kayboluyorsunuz, benim gibi Mevlana, Şemsi Tebrizi, Konya’yı, Tasavvufu seviyorsanız kalbinizin en içine dokunan bir kitap olacaktır, Şems’in az bildiğim bir çok yönünü öğrendiğim bir kitap oldu 🌿🕊️ 🥀 Gülün açtığı gece, gözyaşlarımı sayfalara bıraktığım, kalbimin en içini sızlattığı bir kitap olarak en sevdiklerim arasında yerini aldı 👏
Kuantum , felsefe, matematik, mevlevilik , melâmilik ve onlarca düşündüren , heyecanlandıran tarihsel bilgi ve içerik . İnsanın hakikat arayışını farklı bir gözle bakmasını sağlayan , bu arayışta acaba mı dediği bazı şeyleri ete kemiğe büründüren metinler . Biraz daha kısa olsaymış beş yıldızlı bir roman olacakmış.Yazarımızın emeğine sağlık 💐
Sürükleyici bir roman. Tavsiye ederim. 4 yıldız vermemin sebebi ise tasvirlerinin ağırlıkla güneş, ay, güneşin doğuşu / batışı ile ilgili olması. Birkaç betimleme sonrasında "bunu önceki sayfalarda okumuştum" hissi veriyor. Onun haricinde keyifle okunan bir roman diyebilirim.