"Susmadığın her an, seni öperek susturacağımı söylemiştim Yeliz! Ve bunu yapmaktan asla çekinmeyeceğimi biliyorsun, aksine bu bir zevk olacak..." Bir yanda Karadeniz gibi bir adam: Hırçın, öfkeli, mert… Diğer tarafta başına buyruk bir deli kız: İnatçı, sevimli, çenebaz… "Benim ilk aşkım sensin Memet... Kalbim ilk defa sana attı ve Allah şahidimdir en son yine sana atacak..." Ve doludizgin giden bir aşk: Karadeniz kadar hırçın, yaylalar kadar özgür, İstanbul kadar tutkulu… (Tanıtım Bülteninden)
Nereden esti hiçbir fikrim yok ama kendimi re-read yaparken buldum.
Bakın adam ciddi mana da öküzlüğünün aslında sadece öküz de değil, Yeliz’in kendisini itham ettiği tüm lakapların hakkını veriyor, inkâr etmiyorum. Başka karakter olsa bunların karşısında, suratına hiçbir koşul altında dönüp bakmam. Ama burada söz konusu kişi Mehmet. Bir kere adam isimden kazanıyor beni. Çünkü nedeni bilinmeyen bir şekilde bu isme tav oluyorum. Yetmiyormuş gibi adam ağır itlik yapıyor, köpek gibi pişman oluyor. Kahrından geberme noktasına gelip, anasından emdiği süt burnundan gelse bile beni affetsin diyor. Bir kıskanıyor, bir sahipleniyor! Allah’ım!
Bakın Nehir Erdem’in yazdığı erkekleri dizsem İsmail bir, Mehmet iki. Değişmez sıra benim için. Hatta şaşılacak bir durum, yani ben çok şaşırıyorum buna, Nehir’in kadınları arasında sevdiğim biri var. O da aha bu kitapta; Yeliz. Ben onun o nefessiz konuşmalarına falan ölüyorum gülmekten ya, çok şeker kız. Öyle huysuz, erkeği süründüreyim diye bokluk çıkaran tiplerden de değil. Ve bu kitapta bir Rabia Sultan var ki, ömürlük kadın ya! Sözde onun kitabı olacaktı falan ama Wattpad’den beri bekliyorum, bir şey görünürde yok. Kadındaki küfür yelpazesine ayrı hayranım. Bu küfür edebilme özgürlüğünü istiyorum. Hoş kullanıyorum da gdkjkfjg
Kitap üçüncü ağızdan anlatılmıştı ve aslında okuduğum son 3 Türk yazar da bu bana sıkıntılar yaşatsa da Deli Divane'de öyle hissetmedim. Hızlı geçişleriyle konuyu merak ettire ettire ilerlemesi ve tabii ki aşıklarımızın atışmaları çok eğlenceliydi. Ben okurken gerçekten çok eğlendim yeri geldi sinirlendim yeri geldi Yeliz'in kıskançlığını ben de hissettim. Nehir Erdem'in kalemi biraz farklı. Yani herkesin çekinerek yazacağı şeyleri söylemekten korkmuyor. Yüzüne yüzüne vuruyor olacakları. O yüzden de gerçeğe çok yakın olanlar. Çiçek Kızlar'da da böyleydi ve Deli Divane'yi okurken keyif aldığımı tekrar belirtmeliyim. http://pillikutuphane.blogspot.com.tr...
Her şey tamamiyle Karadeniz kültürüne aitti :) Küfürleri fazla bulan olmuş rahatsız olan olmuş ama biz gerçekten böyleyiz :D Ve benim babaannemin de anneannemin de iki lafından biri küfürdür... Ve evet Karadeniz erkeği Memet gibidir... Kitap o kadar içten ve samimiydi ki sabah ezanı okuduğunda her şeyin farkına varmıştım :D Kitabı bitirene kadar elimden düşürmemiş ve uykusuz kalmıştım :)
İsmail ve Yahya'yı okuduktan sonra onların bir tık altında kalan bir kitap oldu benim için, ama kurguya dahil olan babaanne sayesinde oldukça renkli zamanlar geçirdim diyebilirim :)
Hiç bir lafın altında kalmayan, şımarık çenebaz Yeliz'le, kadınlardan pekte haz etmeyen, ama çenesi en az Yeliz'in ki kadar kuvvetli olan yağız bir karadeniz erkeği Mehmet'in aşkını anlatan eğlenceli bir kitaptı..
Yeliz aile şirketinin bir projesinde yer almak ve kendini kanıtlamak istemektedir, bunun için yapılacak bir turizm tesisi için iş adamı Mehmet Gürmanoğlu ile ile görüşmeye gider, kim olduklarını bilmeden bir tesadüf sonucu karşılaşan bu ikilinin eğlenceli birlikteliğine, Mehmet'in hınzırca planları sayesinde dahil olan, babaannemiz Rabia Sultan kitabın en tatlı karakteri, çok sevdim ben babaanneyi, lafını sakınmayan, ağzı biraz bozuk cin gibi bir kadındı :)
Kitabın önemli bir sahnesi vardı, ikilinin yakınlaşmasıyla ortaya çıkan bir gerçek ki bende öğrendiğimde şaşırmıştım, zira başından beri farklı bir Yeliz karakteri çizildi, masumiyet anlamında söylüyorum, Mehmet birlikte geçirdikleri zaman zarfında kızın masumiyetine dokunamamak için kendisiyle çok mücadele etmiş, sürekli kızdan uzak durmaya çalışmıştı, fakat sonunda böyle bir şeyle karşılaştığında neye uğradığını şaşırdı, o anki öfkesiyle kıza verdiği tepki biraz fazlaydı belki ama onu anlayabiliyorum, mesela düşünün, kızın koluna konan sineği bile kıskanan, sevdiğime dokundu diye söylenen bir adamın, böyle bir olayı sindirmesi biraz zaman aldı haliyle ..
Nehir Erdem sevdiğim yazarlardan biridir ve çıkan kitapları mutlaka takibimdedir :)
Kitab axıcı idi, bəzi yerlərində, xüsusilə Babaanne'nin olduğu səhnələrdə məni xeyli güldürdü. Doğrudan da Karadeniz ab-havasını verirdi kitab. Lakin yenə də sevmədim.
Əsər boyu əsəblərim tez-tez pozulurdu, çünki baş obrazımız Mehmet tipik bir Karadenizli olsa belə bu onun davranışlarını haqlı göstərməz. Onu keçdim. Yazar bu obrazın davranışlarını bir şəkildə haqlı göstərməyə çalışırdı sanki. Yeliz'in isə Mehmet'in ona etdiyi qəbahətinə rəğmən yenə də ona sığınmaq istəmiş olması və içdən içə onu bağışlamaq istəmiş olması böyük xətadır. Çünki qəlb sevdiyindən tamam qırılanda ondan uzaqlaşar. Ona görə də qızın belə tez bağışlamaq haqqında düşünməsini normal görə bilmirəm. Bunu ağlının ucundan belə keçirməməliydi. Oğlan isə özündən razı şəkildə hər şeyi həll edə biləcəyinə əmin idi(baxmayaraq ki, içdən içə qorxurdu). Az oldu ki, Yeliz guya onu süründürmüş oldu🙄
Mən kitabın sonundan ümidli idim əslində, düşünürdüm ki, Yeliz bir şəkildə Mehmet'in baxış bucağını dəyişə biləcək. Bir insanı sevmək, onu dəyişdirmək, onu əşya kimi mənimsəmək anlamına gəlməməlidi. İkidəbir qısqanclıq krizləri, hər yerdə qızı kölgə kimi izləməsi və qızın hər hərəkətinə qarışması və qızın guya əsəbləşsə də bunları sevməsi heç normal bir şey deyil mənə görə. Ən dəhşətlisi isə mən bu Mehmet'in gələcəkdə öz qızına qarşı davranışlarını düşünə bilmirəm🙄
Qısacası, bu kitabı oxuyacaq olanların da müsbət anlamda nəsə götürə biləcəyini düşünmürəm. Çünki bu düşüncədə insanın da rahat və normal həyat yaşaması mümkünsüzdür, həm Yeliz, həm Mehmet kimi. Başında durmadan hər etdiyinə əsəbləşib qarışan biri və durmadan görəsən kim baxacaq düşüncəsi ilə güdməyə çalışdığın biri varkən həyat normal keçərmi həqiqətən? 🤦🏼♀️
yaylada geçen sahneler son zamanlarda okuduğum en şirin ve komik sahneler sanırım. nehir erdem bence hep romantik komedi tarzında yazmalı çünkü bunu feci güzel bir şekilde beceriyor. hiç sıkmayan, akıp giden yazımı da ayrı güzel, tam da şu sıralar ihtiyacım olan şey bu ikisi! elimdeki wattpad kitaplarını bitirmeyi kafama koymasam daha kitaplığımda sürünürdü ama her zaman söylediğim gibi, çok geç olsa da ölmeden önce olması iyidir. teşekkürler, teşekkürler.
Dün gece başladım biraz, uykum gelmese sabaha bitmişti. Bir nefeste okunacak, çok tatlı bir öyküydü bu. Bol bol da kahkaha attırdığını söylemeden olmaz tabi. Rabia Sultan sen ne tatlı bir şeysin! :))
Bu kitap için 1 Yıldız bile çok .. Türk yazarları okumama yeminimi bozmamalıydım ama Gelgelelim dış faktörlerin baskısı ve merak duygusunun aktifliği bu hata nın ana sebebi .. Aslında kurgu ve karakterleri başta sevdim ve eğlenceli buldum . Bu kadar küfür , argo niye diye sormak Lazım , bu elemanlar olmadan Konuşmak mümkün olamıyor mu ? Karakterler başta olgun gelirken , sonradan ergenler didişmeye başladılar .. Sevmedim , beğenmedim .. Ve yeminime geri dönmenin HAKLI olduğunu anladım .
Merhaba. Nehir Erdem'in kalemine bayıldığımı söylemiş mıydım? Aşkın Adı Yahya'dan sonra Deli Divane çok güzel gitti. Karadeniz'li olmasam da havasına suyuna insanına ayrı hayran olan ben Rabia babaanneyi ve kendine has küfürlerini çok sevdim. Yeliz'in nefes almadan konuşmalarında az buçuk kendimi buldum. İki abim olsa da bana böyle bir tuzak kursa diye iç geçirdim. Kitapta yer alan yayla evi otel bunları gözümde canlandırırken bizzat orada olmak istedim. Kitabın konusuna gelince Nefes almadan konuşabilme yetisine sahip olan Yeliz çok fena da gaza gelen bir kızımız. Abileri Yağız ve Yiğit'in yaptığı plandan habersiz ona iş teklifi sunan abilerinin onu gaza getirmesiyle soluğu Trabzon'da alır. Aradığı oteli bulamayan Yeliz ise delirmiş durumdadır. Yolda ilerlerken bir arabanın durduğunu görüp gideceği yeri sormak için arabasından indiğinde aslında aradığı kişinin arabanın altında arabasını tamir eden kişi olduğunu küçük bir oyunla öğrenir. Başlayan oyun hız kesmeden devam ederken aşk beraberinde önce kırgınlıklarını gösterir sonra kendisini
Rabia babaannenin hatrına veriyorum 2 yıldızı yoksa o bile fazla. Evet, eğlendiğim, güldüğüm yerleri oldu kitabın. Ama sonuna doğru artık sinirlerim o kadar yıprandı ki bitsin diye ayaküstü yalap şap okuyarak bitirdim kitabı. Mehmet'in hissettiği, yaşadığı şey sevgi veya aşk değil. Takıntı.
*spoiler*
Daha doğmamış bebeğine orasını burasını açarsa bacaklarını kırarım diyor. Bu nasıl bir kafa yaa? Çıldırdım Mehmet'in kıskançlık krizlerini okurken.
*spoiler sonu*
Yeliz zaten apayrı bir dünya. Asla kafam almıyor ilişkilerini, bu kadar toksik bir ilişki okumadım ben şimdiye kadar. Kitaplıkta dikkatimi çekmeyen bir rafa kaldırmak ve mümkünse bir daha görmemek istiyorum.
Deli Divane - Nam-ı diğer Benden Sana Ne? Senden Bana Ne? ~~ Önce en önemli 3 karakterimizi tanıyalım. Yeliz: Nefes aşkım nefes diye özetlemek yeterli olacaktır sanki.. :) Mehmet (Memet): Hırçın Karadeniz uşağı Rabia babaanne: Beni Karadeniz nenelerine aşık eden hatun <3
Hikayemiz sosyete kızı Yeliz ve Karadeniz'in kendi gibi hırçın delikanlısı Memet arasında geçenleri konu alıyor. Okurken gülme krizlerine gireceğiniz, yer yer içinizde derin hüzünler hissedeceğiniz mükemmel bir kitap olmuş bence Deli Divane :) Yeliz'in bir başlayınca susamaması -evet burada ben de kendimi görüyorum vurmayın yüzüme :D- Memet'in onu en tatlı şekilde susturuşları, Karadeniz damarı,inatları, -ama hep aşka yenilişleri- Rabia babaannenin laf sokuşları, kendince deyişleri, çiftimiz arasındaki tatlı atışmalar ile keyifli bir hikaye okumak isteyenlerin ilk tercihlerinden olabilir bence :) Belirtmeden geçmeyeyim; bu kadar eğlencenin yanında kalbinize aşk girdiyse tüm o tabularınızın nasıl da manasızlaştığını, sevdiğinizden uzakta çektiğiniz acıların nasıl da derin olacağını, nereye giderseniz gidin yine ona sığındığınızı çok güzel bir şekilde kaleme almış sevgili yazarımız..
Not: Özellikle siz Karadeniz aşıkları bu kitaba bayılacaksınız... Ahhh Rabia babaannenin kitabı da çıksa da okusakkk modundayımm!! :) Yalnızzz ben okuduğum kitapta argo istemem diyorsanız durumlar değişir, sonra söylemedi demeyin Rabia babaannemin inanılmaz süperli argoları var :) :)
Kitap eğlenceliydi ve bazı yerlerinde cidden baya güldüm - Rabia babaanne sağolsun :D . Fakat ben kesinlikle çok sahiplenici,aşırı kıskanç ve dediğim dedik erkek karakterleri sevmiyorum ve Mehmet'te bunların hepsi fazlasıyla vardı.Bazı yerlerde kıskançlıkları eğlendirse de genelde göz devirerek okudum o bölümleri çünkü cidden abartıydı bence.Yeliz cadalozunu sevdim ama tabii ki favori karakterim Rabia babaanneydi.En eğlendiğim kısımlar onun olduğu kısımlardı ve kitabı beğenmemin nedeni de o diyebilirim :D Genel olarak hoş,eğlenceli ve sürükleyici bir kitaptı :D