“Neden?” diye sormak, kendi hayatının sorumluluğunu eline almaktır. Bu ağır bir yüktür, evet. Bir otoriteye sığınmak, bir topluluğun dogmalarına uymak, “asıl hayat birazdan başlayacak” diye beklemek çok daha kolaydır. Ama bu kolaylık, aslında ruhsal bir köleliktir. Ben bu kitapta size o köleliğin konforunu değil, özgürlüğün o sarsıcı ve bazen can yakan çıplaklığını teklif ettim.
Akıcı bir dille yazılmış dopdolu bir kitap ama bir çok yerde, önemli ve derin konuların üzerinden hızlıca geçiliyor. Kavramların ve konuların içini daha iyi açabilirdi. Evet okuması daha zor olurdu ama bu haliyle insanın zihnine yeterince nüfuz edemeyen, havada kalan yerler var. Tatmin edici bir altyapı oluşturmaz ama iyi bir başlangıç kitabı.
Sistemi elestirmekten ziyade bir çözüm yolu aramayi tercih edenler icin gayet hoş bir kitap. “Neden bu kitabi şimdi okumaya ihtiyacım varmis” diye düşündüm ve iyi hissettirdi.
Bir süredir içeriklerini takip ettiğim Ayşe Eser’in bir kitap kulübündeki söyleşisini öğrenince, “Neden Neden” adlı kitabını alıp okumak istedim.
Genel olarak paylaşımlarını ilgiyle ve severek takip ediyorum, ancak dürüst olmak gerekirse kitabı, içerikleri kadar beğenmedim ve hayal kırıklığına uğradım.
Kitap bana daha çok, referans verdiği eserlerin (örneğin Bauman’ın Akışkan Modernite, Byung-Chul Han’ın Yorgunluk Toplumu ve Viktor Frankl’ın İnsanın Anlam Arayışı gibi) “neden” sorusu etrafında tüketim, otoriteye ihtiyaç, merak ve aidiyetsizlik temaları üzerinden yüzeysel şekilde yorumlanıp derlenmiş bir yansıması gibi geldi. Bu düşüncelerini zaten içeriklerinde de paylaştığı için, açıkçası yaklaşık seksen sayfalık bir kitaba dönüşmesi gerekip gerekmediğinden emin olamadım.