Tabletlerin, akıllı telefonların olmadığı 90'lar… Belki de çocukların "çocuk"olduğu, "çocuk gibi" oynadığı son yıllar… Küçükçekmece'nin küçük bir mahallesinde kendisine idol olarak gördüğü "mahallenin reyisi" İsmet'in gözüne, dahası çetesine girmek için bin bir takla atan Selçuk'un, bu uğurda iki arkadaşıyla birlikte çete kurup mahallenin altını üstüne getirmesinin mizah dolu hikâyesi… Kardeş Payı, Düğün Dernek, İşler Güçler, Çalgı Çengi gibi unutulmaz film ve dizilerin senaristi Selçuk Aydemir, 9 yaşındaki bir çocuğun para kazanmak için bulduğu akıl almaz yöntemleri, yediği kazıkları, hayal kırıklıklarını, başarma hırsını ve bu hırs uğruna yaşadığı trajikomik anıları yine 9 yaşında bir Mahalleden Arkadaşlar, bakkalı, camisi, tozlu sokakları, terk edilmiş evleri, tatlı rekabetleri, has abileri, dırdırcı kadınları, fırlama çocukları, Amigaları, renkli civcivleri, fragmanlı sinemaları, halı saha maçları ile 90'ların mahalle hayatına kısa bir zaman yolculuğu vaat ediyor.
"Hey gidi günler…" demek de, "Bak, bunu ben de hatırlıyorum," demek de, "Ayy, bunu biz de yapmıştık!" demek de serbest. Selçuk Aydemir'den eğlenceli, heyecanlı, doludizgin akan bir kitap… (Tanıtım Bülteninden)
1982 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi'nden uçak mühendisi olarak mezun oldu. Üsküdar'a Giderken, İşler Güçler, Kardeş Payı dizilerinin yanı sıra Çalgı Çengi ve Düğün Dernek filmlerinin de senaristi ve yönetmenidir. Mahalleden Arkadaşlar yazarın yayımlanan ilk kitabıdır.
Dizilerinden bir bölüm izler gibi okunacak bir kitap olmuş. Hızlı mı? Hızlı. Eğlenceli mi? Eğlenceli. Kahkaha attım mı? Attım. Edebi değeri var mı? Yok. Selçuk Aydemir başka kitap yazsa okur muyum? Okurum.
Kahkahalar ata ata okudum. Y kuşağı bu kitabı kaçırmamalı. Gerçekten bir nesli anlatmış Selçuk Aydemir. İllaki sizde varsınız bu kitabın bir yerlerinde. Küçükçekmecede yaşıyor 9 yaşında ki küçük Selçuk. Mahalle dediği ora. İki yaşıt arkadaşı var. Serkan ve Mete. Mete biraz saf. Türlü türlü salaklıklarıyla karşılaşıyoruz kitapta. Serkan’sa daha akıllı. Ama aralarında ki dahi Selçuk. Mahallede 11 yaşında bir İsmet var. Kendisi o yaşta bir çete reisi. Selçuk’un rol modeli bu İsmet. Selçuk, hep İsmet’in çetesine girmek istiyor ancak İsmet bu genç kardeşlerini önemsemiyor. Günlerden bir gün bizim üç zibidi bşr alternatif çete kurmaya karar veriyorlar. Büyük plan ise İsmet’in çetesini çökertmek. Ve böylece macera başlıyor...
This entire review has been hidden because of spoilers.
Sen nasıl güzel bir sürprizsin "Mahalleden Arkadaşlar"!
Övünerek söylemiyorum bir durum değerlendirmesi yapıyorum ama ben ne Cem Yılmaz'a, ne yeni nesil komedyenlere gülmeyen bir adamım. Recep İvedik gibi sokakta görsen yolunu değiştireceğin insanlara beyazperdede gülmekse hiç bana göre değil. Güldüremiyorlar demiyorum, ben gülmüyorum diyorum.
*** Plot Twist sonda ***
Mahalleden arkadaşlar da çok pis boşluğuma geldi. Bir kere daha Selçuk Aydemir'i tanımadan dedim ki tamam bu adam benim dönemden. Benim çocukluğumu anlatıyor. Ben şehirde bu hayatı yaşamadım ama çetecilik, niyetçilik, sokak satışı bizim Büyükada'da yaşadığımız şeyler. O dönemin hayatını da, mizahını da çok iyi anlatmış. Gerçekten tebrik ediyorum. Hem çok güldüm, hem çok eğlendim.
Sonra dedim ki keşke bu Mahalleden Arkadaşlar'ın filmi olsaymış! Bir de baktım ki var, ve bir de baktım ki aynı benim nefret ettiğim sulu filmlerden. Sulu derken Tang'in içine o kadar su karıştırmış ki artık renk kalmamış sürahi şeffaf olmuş. Ama sen de haklısın satış baskısı.
Bu kitabı '80-'85 arası doğanlara şiddetle tavsiye ediyorum.
Selçuk Aydemir aslında kitaplarından daha önce filmleri ve dizileriyle tanındı herkes tarafından. İlk yapımlarından itibaren ilgiyle takip ettim dizilerini, filmlerini.
Okuduğum bu kitap özlediğimiz o çocukluk yılları, mahalle kavramı gibi her şey bir yana taşların yerine oturması için gerekli bir seymiş sanki. Dizilerin, filmlerin ve onun içindeki bizi saran sıcak ve samimi mizahın kaynağını öğrenmemiz için bulmacanın eksik bir parçasıydı bu.
Birçokları gibi kitabı gülerek hatta yer yer sesli gülerek ve bir çırpıda okudum. Çünkü içinde ben vardım, arkadaşlarım vardı, mahallem vardı, çocukluğum vardı. Kitapta anlatılan mahalleye yaklaşık 1000 kilometre (tam olarak da 968km) uzakta bir sahil şehrinde büyüdüm ama anlatılar şeyler o kadar bizdi ki...
Abartı komedinin vazgeçilmez bir unsuru ki Selçuk Aydemir de bu kitaptakilerin %80 doğru kalanı da benim abartmamdır demiş bir yerlerde. Belki de bu kadar komik yapan o %20'lik kısımdı kim bilir ama çok güzel olmuş, eline sağlık Selçuk Aydemir.
“Eve girip hasılatı zulaladığım bozuk radyonun arkasını tornavidayla açtım. İçine paraları koydum, tam kapatırken babam daldı odama. Basılmış gibi oldum bir an. Elim ayağıma dolaştı, göz göze gelmemek için arkamı döndüm babama. 15-16 yaşlarımda 11 Gün 11 Gece filmini izlerken de benzeri bir durum yaşamıştık babamla. Babam küt diye odama dalmıştı, ben yatakta suçüstü donakalmıştım. Babam beni ve televizyondaki filmi görmezden gelerek, ‘Ya bu tornavida neredeydi?’ diye kendi kendine konuşarak bir çekmeceyi açıp kapatıp, ‘burada değilmiş, demek ki diğer odada, oraya gideyim o zaman ben. Burada hiçbir şey yokmuş,’ diyerek çıkmıştı odadan. Ne televizyona, ne bana bakmıştı adamcağız. Ben o şoku atlatıp filmi izlemeye devam etmeye başlamıştım ki on dakika sonra tekrar girmişti odaya babam. On dakika önce bıraktığı yerde olduğumu görünce, bu çocuk kalenderlikten anlamıyor diye düşünerek anlayışlı ebeveyn pozundan bir anda çıkıp, ‘Yeter ulan bitmedi mi hala! Deney mi yapıyon? İhtiyaçtır falan dedim, göz yumdum da seninki bildiğin keyif pezevenkliği!’ diye bağırmıştı. O anki basılma anında ne hissedeceksem aynı histeydim. Zor bela kapattım radyonun arka tarafını.”(s:116)
Bu kitabı okumadan önce beklentinizi netleştirmenizi tavsiye ederim. Edebi olarak zayıf, çok mantık aramadan okunması gereken, yer yer absürd komediye kaçan bir tarzı olan komedi romanı. Böyle bir tanımlama (komedi romanı) saçma oldu belki ama bu roman belli ki 80 ve 90'lar kokan ve okuyanları güldürsün diye yazılmış bir metin. O yüzden beklentinizi buna göre ayarlamanız faydanıza olacaktır. Komik mi? Tamamı değil ama evet. Bazı yerlerde sesli güldüğüm de oldu itiraf edeyim. 80'ler sonu 90'lar başını sokakta geçirmiş biri olarak kendimden bir şeyler buldum mu? Evet. Ama edebi bir eser beklentim olmamasına rağmen yer yer beni bayacak kadar sıkıldım mı? Maalesef buna da evet. Çünkü hakikaten edebiyatla pek ilgisi olmayan bir metin bu. Vakit geçirmek, kafa dağıtmak için kitap arayanlara tavsiye edebilirim. Arada onlar da lazım olabiliyor.
-Kitap alacaz biz! + Özellikle aradığınız bir şey var mı? - Yoo... Allah ne verdiyse artık. + Tevrat, Zebur,İncil,Kuran. Hepsini Allah verdi. Hangisini vereyim? Kuran diğerlerine nazaran oldukça yeni. ----------------------------------------------------------------- -Ne oldu Selçuk? +Sorma hocam, az daha ülkümü unutuyordum, son anda hatırladım. -Oğlum sen andımızın geri kalanını hatırlayamayıp zaman kazanmak için İstiklal Marşı'nı mı okudun lan? +Bir kuple. -Gençliğe Hitabe'yi de sokuşturaydın güzel potpori olurdu. +Çalışıyorum ona daha. :DDD
Futbolu yazarın lügatından çıkarsak bu kitapta bir tane bile durum betimlemesi bulamazdık sanıyorum. Şakaların çoğu zorlama ve çoğunun da bir sonraki cümlede açıklaması var. Kitabı öneren okuma zevkine güvendiğim arkadaşlarımın basireti bağlandı sanırım. Ülkemiz erkek profilinin -futbol, kavga dövüş, belden aşağı muhabbet, kadını aşağılama- 5 yıldız vereceği kitap.
bu kitap yüzünden küçük bir erkek çocuğu olmayı istedim, bir erkeğin yazdıklarına kahkahalarla güldüm ve küçükçekmeceyi romantize ettim ki bu üç durum arasında hangisinin daha korkunç olduğunu ben bile bilmiyorum tahmini olan varsa yorumlara yazsın
babanızın küçüklüğüne tanık olmakla ilgili bir derdiniz varsa, kafanızı dağıtmak ve ferhan şensoya meraklanmak istiyorsanız buyurun oturun, zaten kitabı bitirmeden insan kalkamıyor.
5/5 Mü kem mel di! Selçuk Aydemir’in adını çok duydum ama nerede duydum diye kendi kendime düşünürken arka kapak yazısı ile severek izlediğim nadir Türk dizilerinin senaristi olduğunu fark ettiğimde elimdeki kitabın zaten müthiş olacağını anlamıştım. Neyseki yanılmadım. Bir çocuğun gözünden mahalleden arkadaşlarıyla ilişkisinden ailevi ilişkilere kadar pek çok şeye şahit olmak çok keyifliydi. Çocuk aklı ile yapılan küçük hesaplar, hem çok saf hem de bir o kadar komikti. Daha önce Alper Canıgüz’den Alper Kamu serisini okumuştum. Orada da yine bir çocuğun gözünden hayata bakıyorduk ama o seri buna göre biraz daha kasvetli, duygusal ve sanki büyümüş de küçülmüş bir çocuğun ağzından yazılmış gibiydi. Başta Alper Kamu’ya çok benzetmiştim Selçuk’u ama biraz daha ilerledikçe daha bir çocukça ve daha espirili bi dille yazılmış olduğunu fark ettim. Neyse bu kitabın yorumunu yaparken arada bir başka kitap da önermiş olayım. 😅 Mutlaka okuyun❤️
Tam bir komedi filmi tadındaydı. Filmini de izlemenizi tavsiye ederim. Keyifli cidden. Zaten kitap "dinleme" alışkanlığım yok, sadece Selçuk Aydemir dinledim neredeyse şimdiye kadar. Artık bu okuma tarzıyla özdeşleşti kendisi resmen.
Tek sıkıntım ise bu kitabı platforma yeni eklenmesi sebebiyle en son dinlemiş olmam oldu. Çünkü diğer kitaplardaki karakterlerle bu karakterlerin Mahalleden Arkadaşlar'daki halini, gelişimini takip etmek çok daha keyifli olurdu. İsmet'i ilk burada okumalısınız ki kim olduğunu bilin.
O yüzden Selçuk Aydemir okuyacaksanız, bu kitaptan başlamanızı şiddetle tavsiye ederim.
Kardeş Payı,Çalgı Çengi,İşler Güçler ve Düğün Dernek gibi dizi ve filmlerden en azından birisini izlemişsinizdir diye düşünüyorum.İşte o film ve dizilerin senaristi bir kitapla karşımızda.Kahkaha atmak,kafa dinlemek,tebessüm etmek,90'lı yılları gözünüzün önüne getirmek,çocuk gibi çocuk olmak(tabletsiz,akıllı telefonsuz),mahallede top koşturmak, her şey serbest.Okurken çok keyif aldım,ara ara sesli sesli güldüm tıpkı dizi ve filmlerinde olduğu gibi.Bazen de içimi bir burukluk aldı eski günleri ne kadar özlediğimi farkettim.Velhasıl sıcacık bir kitap,alıp okuyunuz efendim.
çocukken annesinden dayak yemiş biri olarak gözleri dolarak ve kahkahalar atarak okudum. 90'ların en kısa özeti annelerin çocuklarına yaptığı işkencelerdir belki de. sağol selçuk aydemir yalnız değilmişiz onu anladık.
Eğlenceli çocuklar ve 90'lardaki mahalle hayatından komik bir kesit. Adeta resimsiz bir çizgi roman. Pazar kahvaltısından sonra bi cafe'de veya bi köşede hızla okuyup bitirmelik bir eğlencelik. Hızla akan bir oğlan çoçuğu hikayesi. Sevdim. 3,5 olsa veririm ama tam 4 de değil.
-Kitap alacaz biz! + Özellikle aradığınız bir şey var mı? - Yoo... Allah ne verdiyse artık. + Tevrat, Zebur,İncil,Kuran. Hepsini Allah verdi. Hangisini vereyim? Kuran diğerlerine nazaran oldukça yeni." (syf:67)
Kendinin de kitapta belirttiği gibi Ferhan Şensoy'dan fena şekilde etkilenmiş çocukken. Her ne kadar bu kitapta yazanlar gerçektir dese de teyyare mühendisi Selçuk bey baya ipe dizmiş uydurmalarını anlaşılan. Kitaptan tam "Kardeş payı" tadı aldım. Komikti. Ama sadece okurken keyif veren bittikten sonra "Eee?" detirten bir kitap. Yani bir Ferhan Şensoy kitabı olamamış tabii. Ama kendisinin de belirttiği gibi bir Ferhan Şensoy hayranının kitabını değenmedik diye Ferhan Şensoy'dan soğuyacak değiliz elbet.
"Aldığımız sünnet kıyafetlerini kapıp terzi Eyüp abinin karısı Saniye ablaya gittik. Kocası terzi diye mahallenin kadınları bu kadına terzilik işlerini yaptırıyorlardı. Tamam, bedavaydı, anlıyordum da, kadın 20 yıldır körle yatıyor bir türlü şaşı kalkamıyordu, arkadaş. Anlamıyordu kadın terzilikten. Mahalleli terzilik mesleğine niye zührevi hastalık muamelesi yapıyordu. Eyüp denen herif terziyse koynundaki karı da terzilik bilir elbet fikrine nasıl kapılmıştı bunlar? Bulaşıcı değildi işte terzilik."
Kitabı bir arkadaşımın "Bülbülü Öldürmek'te çocuk gözüyle çok iyi bir anlatım yakalanmış, bunun benzerini ben şimdiye kadar sadece Mahalleden Arkadaşlar'da yakaladım" deyişini üzerine büyük bir merak ve beklentiyle okudum. Açıkçası beklentilerimin altında kaldı ama bazı açılardan da okumaya değer bir kitaptı.
Diğer yorumlarda da belirtildiği gibi edebi açıdan zayıf bir kitap kalmış, zaten İTÜ Uçak Mühendisliği mezunu bir yazar, edebiyata hep 1-0 geride başlar, ah o UUBF'nin gençliğimizden çaldığı yıllar...
Özlediğimiz çocukluk havasını kısmen de olsa yakalayabilmiş. Güzel bir sonla bitirmiş olması kitabı vasat üstü seviyeye çıkartıyor.
Selçuk Aydemir’den harika bir dil ile yazılmış çocukluk anılarından oluşan bir kitap. Ama öyle duygusal, hüzünlü falan değil, bildiğin mahallenin delisiyle, top oynarken cam kırmalarla, anneden yenen dayaklarla dolu bir eser. Mizah yüksek, anlatım rahat, sanki karşında oturmuş da sana birileri anlatıyor gibi bir hava var kitapta.
Okurken çocukluk günlerinden bir esinti hissediyorsun. Bizim mahalle ortamı da buna benzerdi. Samimi ve herkesin birbirini tanıdığı güzel Karşıyaka, Nergiz günleri.
Derin edebi cümleler arayanlar hüsrana uğraralar ama bol gır gır ve biraz da düz anlatım olsun, yeter ağır edebiyat diyenler bayılacak bu kitaba. Tam kafa dağıtmalık, gülüp geçmelik bir eser.
Tam bir 90lar hikayesi. Cocuklugu 90larda ve orta halli bir ailede orta halli bir mhallede gecmis herkesi tebessum ettirecek turden. Zaman zaman siddete adeta ozendirici bir havaya burunse de hos vakit gecirmelik ve iki gunde biten bir kitap.
Yer yer gülmekten okuyamadığım , çenemin ağrıdığını hissettiğim okumaktan çok zevk aldığım kitap hiç bitmesindi niye bitti ... Kitabı daha önsözünden itibaren heyecanlanarak okudum sanki kendi yazdığım bi hikayeyi okuyormuşum izlenimi verdi bu kitap ile tanışmamı sağlayan kitap arkadaşım Aysel e burdan teşekkürlerimi de iletmek istiyorum.
O kadar çok güzel şey duydum ki kitapla ilgili, özellikle eşim de okuyup çok beğenince okunacaklar listesindeydi. İlk başta çok komik gelmedi ama ilerledikçe kıs kıs gülüp, hatta kahkaha atarak devam ettim. Benden bir tavsiye, otobüste minibüste, trende yani kalabalık mekanlarda okumayın. Siz güldükçe insanlar garip garip bakabilir...
şu ana kadar okuduğum tartışmasız en iyi mizah kitaplarından biriydi. kahkahalarımı durduramadım. tavsiyem gece ev halkı uyurken okumayın. kahkahaları tutmak zor oluyoo :)
Aslında eğlendirdi ama muhtemelen erkekler daha çok şey bulur kitapta kendi çoculukları hakkında. Bir de kitabın başında Neslihan olan yengenin adı kitabın sonunda Nurten olmayaydı iyiydi. :)
Liseden arkadaşlar ve evrak kürek sektörden arkadaşlara giriş 101 kitaplarıyla hem gerçekçi hem de oldukça eğlenceli bir yazım dili olduğunu gösteren Selçuk Aydemir bu kitabıyla çocukluk hatıralarımızı canlandırıp zaman zaman kahkaha atmamızı sağlayacak kadar mizahi bir anlatım sunuyor. Yazıp yönettiği dizi ve filmlerle kendine has incelikli bir komedi/dram tarzı yaratan yazar mahalleden arkadaşlarda da çoğumuzun aşina olduğu 2000 öncesi aile ve mahalle yaşayışını bize yine aynı mizahi dille hatırlatıyor.
Severek izlediğim "işler güçler" dizisinin senaristi Selçuk Aydemir 9 yaşında Küçükçekmece'de bir mahallede yaşadıklarını anlatmış bu kitabında. Gerçekten çok akıcı ve eğlenceli bir kitap olmuş. Bazı bölümlerde kahkaha atmaktan kendimi alamadım.