Jump to ratings and reviews

Annem Şefika

1917’de doğan; hayatı Kırım’dan Stalingrad’a, Nazi kamplarından Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Rus Dili hocalığına uzanan, yoksulluk, baskı ve vatansızlıkla sınanan bir hayat. Atlattığı onca badireye rağmen insani değerleri, merhameti ve umudu kaybetmemiş bir kişilik Şefika Karaşay Ortaylı.

Şefika Ortaylı, 20. yüzyılın en sert kırılmalarını yaşamış bir kuşaktan. Çocukluğunu ve gençliğini savaşların ve ideolojik baskıların gölgesinde geçirdi; Türkiye’de ise yüzlerce öğrenci yetiştirdi. Bu sayfalarda şekillenen yalnızca bir öğretmen ya da akademisyen değil; anlatmayı seven, dinlemeyi bilen, insanları kökenlerine, inançlarına ya da siyasi tercihlerine göre ayırmayı reddeden güçlü bir vicdanın portresi.

Nuriye Ortaylı, annesinin yıllar boyunca günlük sohbetler sırasında aktardığı anıları bir araya getirirken kişisel bir hafıza kaydı tutuyor. Büyük tarih anlatılarının dışında kalan, çoğu zaman görünmeyen insan hikâyelerini görünür kılıyor. Sürgünlerin, savaşların ve sessiz direnişlerin içinden geçen bu anlatı, insanın her koşulda nasıl insan kalabildiğini hatırlatıyor.

Annem Şefika, “enteresan zamanlarda” yaşamış bir kadının hayatından süzülen tanıklıklarla, bugünün dünyasına doğrudan seslenen bir hafıza kitabı.

416 pages, Hardcover

Published February 12, 2026

Loading...
Loading...

About the author

Nuriye Ortaylı

1 book1 follower

Ratings & Reviews

What do you think?

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
64 (71%)
4 stars
20 (22%)
3 stars
3 (3%)
2 stars
3 (3%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 14 of 14 reviews
34 reviews
March 29, 2026
Son derece güzel bir biyografi olmuş ,Kırım Türkü köklerim olması sebebi ile özel olarak ilgimi çeken bu kitapta geçtiğimiz yüzyılın Rusya tarihini ve Kırım Türklerinin inanılmaz mücadelesini bir ailenin özel yaşamı üzerinden gözlemliyorsunuz.Büyük savaşlar ,ihtilaller ,aile bireylerinin savruluşları ,çalışma kampları ,sürgünler,rejimin baskılarını, mücadele azmi ve yaşama sevincini hiç yitirmeden göğüslemeyi başarmış bir aile öyküsü bu.Bu vesile ile kitabı kaleme alan Nuriye Ortaylı teşekkür eder ve büyük tarihçimiz İlber Ortaylı ve kıymetli annesi Şefika Ortaylı ve babaları Kemal Ortaylı’ya rahmet dilerim .
Profile Image for Beyza A. .
148 reviews4 followers
April 3, 2026
Annem için almıştım, sayfalarını karıştırırken okumaya başladım. Rahat okunan, güçlü bir kadının biyografisi. Çok zor şartlar altında bir kadın ne büyük işler başarmış. Bilmediğim siyasi/ tarihi bazı şeyler de öğrendim. Ancak konuyla ilgili verilen ek bilgilerin sayfa yerleşimlerini akıcılığı bozduğu için beğenmedim. Bu bilgi kutucukları belki bölüm sonlarında yer almalıydı.
Profile Image for Goknilirmak.
105 reviews4 followers
April 4, 2026
Bir anne belgeseli, hem geçmişin hikayesi hem yazarın derlediği kavramsal bilgiler var kitapta. Kolay okunuyor. Şefika Hanımın son evladı Nuriye Ortaylı’nın isim seçiminde babası İlimdar olsun diyor. Bir daha da ne kitabın herhangi bir satırında, ne de internette Kemal Ortaylı’ya dair hiçbir bilgi bulunamıyor. Kitabı şu düşünce ile tamamladım; üç doğum ve dört çocuklu bir evlilikte 2020’de sona eren hayatının bir yerinde Şefika Hanımın eşine, çocukların babasına ne oldu?
This entire review has been hidden because of spoilers.
2 reviews
July 17, 2026
Okuduğum en ama en iyi biyografiydi.
Şahane bir dille yazılmış, okudukça sayfalar arasında kaybolduğum, zihnimde filmini çektiğim, bitmesin istediğim bir okuma keyfi oldu. Acaba Nuriye Hanım babasını da yazmak istemez mi? Onu da çok merak ediyorum..
16 reviews
May 2, 2026
Nuriye Ortaylı’nın annesinin hayat hikâyesini anlattığı kitabı yeni tamamladım ve yorumlarımı yazmak istedim.

İyi, yetenekli, çalışkan ve mutlu bir birey yetiştirmenin —kim ne derse desin— büyük ölçüde annelerin işi olduğunu düşünüyorum. Yıllar içindeki deneyimlerime göre, bir çocuğun kişiliğini ve hayata karşı duruşunu öncelikle annesinin hayata bakışı, tepkileri ve yaşam biçimi belirliyor. İnsan, çoğu zaman farkında bile olmadan annesinin kişiliğini yansıtır, içselleştirir ya da bazı çatışmalı durumlarda reddeder. Ama her durumda, en ince detaylarda, zihnin en derin ve gizli duygularında bile annelerin izleri vardır.

İlber Ortaylı gibi bu ülkenin yetiştirdiği çok önemli bir entelektüelin nasıl bir anne tarafından yetiştirildiğini hep merak etmişimdir. Bu kitabı duyar duymaz hemen aldım ve okudum. Gerçekten inanılmaz bir hayat hikâyesi…

Rusya’nın 1900’lü yılların başından itibaren yaşadığı siyasi süreçlerin insanlar üzerindeki etkisini çok çarpıcı bir şekilde gösteriyor. Siyasiler kendi aralarında kararlar alıp savaşırken, o coğrafyada yaşayan insanların hayatlarının nasıl mahvolduğunu, nasıl zorlaştığını, onların adeta bir makine ya da sayı gibi görüldüğünü acaba gerçekten fark ediyorlar mıydı?

Aslında romanlarda ve en önemli eserlerde bile arka planda hep savaşların izleri vardır. Dönüm noktalarının ne hayatlar bitirdiği, kaç hayatı değiştirdiği ya da yok ettiği anlatılır. Savaşlar ne için olursa olsun, ideolojiler ne kadar güçlü olursa olsun, hiçbirinin bir insan hayatından daha anlamlı ya da daha meşru olmadığını bir kez daha hissettim.

Şefika Hanım’ın doğumundan itibaren Bolşevik Devrimi, savaşlar, İkinci Dünya Savaşı, göçler ve kamplar… Tüm bu süreçler içinde hayatta kalabilmiş olması bile, aslında milyonlarca insanın nasıl yok olup gittiğinin de bir göstergesi.

Şefikanın en sevdiğim yönü ise hayat enerjisini ve mutluluğunu hiçbir zaman kaybetmemiş olması. Her şartta öğrenme isteğini koruması, hatta bunu güçlendirmesi, onu ömür boyu dinç ve üretken tutmuş. Sürekli çalışan, üreten, öğrenen biri olması ve hiçbir zorluk karşısında şikâyet etmeden mücadele edebilmesi gerçekten inanılmaz.

Kitapta beni çok etkileyen pek çok detay vardı. Örneğin kakaolu sütün onlar için ne kadar kıymetli bir içecek olması, Gürcistan’da bir müzede kraliçenin portresini gördüğünde ilgili şiiri ezbere okuması, abilerini yıllarca göremeden kaybetmesi… Savaş ortamında bile çocuklara tiyatro oynatması, küçük yaşta Rusça öğrenmek için gösterdiği çaba, yaramaz çocuklarının çok zor aldığı fincanlarını kırarken çok eğlenmeleri… Gezmek ve görmek için her türlü zahmete katlanmayı göze alması ve 90’lı yaşlarında bile seyahat etmeye devam etmesi…Kırım’a ayak basmaları yasak olan kırım tatarlarının o bahtsız hikâyeleri de zihnimde yer etti.

Onları tanıdığıma gerçekten çok mutlu oldum.

Eser, edebi açıdan da oldukça akıcı, belgelere dayandırılmış güçlü bir biyografi. Çok sevdim. 🙏🏻
Profile Image for Baris Balcioglu.
402 reviews10 followers
August 23, 2026
NOrtaylı bizim lisenin daha eski mezunlarından. Bir biçimde temasımız var 1997’den beri ama imza almaya gittiğimde beni tam yerine oturtamadı hâliyle. Çok kişi tanıdığından. Tanıdığım kadarıyla hakkında çok olumlu düşündüğüm için bu kitabı sanki 27 Şubat 2026’da (fiş silinmiş) şimdi belki de kapanmış olan (bana da imzasını 9 Mayıs’ta verdiği) Suadiye Remzi kitapevinden aldım. Yani onu tanımasam, ünlü tarihçinin bir kızkardeşi annelerini yazmış biçiminde olsa bilgim belki de okumazdım.

Annelerinin babalarını gölgede bırakan bir konumu olduğunu bir biçimde duymuştum. Bu kitapta başka uzak akrabalara ayrılan yer kadar yer babaya ayrılmamış. Gerçi olumsuz bir bakış kendini göstermiyor bahsi geçtiğinde de ama bu durum yine de biraz garibime gitti. Adamcağızın ailesi kimdi, hangi rüzgar onu Avusturya’ya getirmişti, kısaca da olsa öğrenseydik.

Kitap bir anneyi sevgi ve saygı ile anma kitabı olduğu için, onun hakkında olumsuz bir şey okumuyoruz. Gerek de yok herhalde. Öte yandan tarihi dönemlerden bahsedilmediğinde diyelim sonlarda Şefika’nın arkadaşları anlatıldığında filan kitap ilgimi çekmedi. Aslında DTCF’de hoca olduktan sonraki kısımlar da. Ama o zamana dek kadının başından geçenler, Sovyet devrimi, eski toprak sahibi bir aileden gelmenin peşlerini bırakmayan laneti, savaş öncesi ve sırasında Stalingrad çok ilginç. Buraları okurken sık sık Kızıl Yıldız kitabını anımsadım, ya da ondan öğrendiğim kimi bilgiler burada okuduklarımı anlamama yardımcı oldu. NO, sözü dolandırmak, boş sözlerle uzatmak zorunda kalmamış. Demek annesinin anlattıklarını kaydetmesi ve annesinin yayınlatmadığı belgesellere konuşmaları ona bol bol malzeme sağlamış. Savaş sırasında bir iki cümle ile de olsa bahsedildiğinde, Almanların ele geçen Yahudileri veya onlara benzettiklerini hemen öldürmeleri sinir bozucuydu. Yaşam savaşı verenlerin çektikleri de kötüydü ama en azından onlar için bir ümit varmış ki kimileri Ankara’ya gelip burada saygın bir yaşam edinebilmişler.

Savaş sonrası Avusturya kampı ilgimi çeken bir konuydu. Cengiz Dağcı’nın Korkunç Yıllar kitabını okuduğumda bu tam açıklığa kavuşmadığı için ben şanssız biçimde Almanlarla çalışmak zorunda kalanların konduğu bir kamp olduğunu düşünmüştüm. Aslında göreceli olarak öyle herhalde. Çünkü çalıştırmak için getiriliyorlar ama mektuplaşma hattâ kamptan çıkıp Varşova’yı vs gezme fırsatları oluyor. Dolayısıyla savaş bittiğinde gri bir durum söz konusu onlar için. Almanlara pis işlerinde SSCB’de çalışmamış olsalar da onların daha hoş gördükleri bir ulus oldukları için daha rahat (yine korkunç da) kamplarda çalışan inanlar bunlar. Ama geri SSCB’ye verilseler sonları ölüm olacak. Bayan Roosevelt sayesinde verilmemişler.

İlerde kimi araştırmacılara sağlayacağı birçok veri var, anlatım gayet güzel (akışı yavaşlatan gri bloklarda kavram veya tarih açıklamarını anlatıya yedirse daha iyi olabilirdi). Ama Türkiye’de kaç kişinin gerçekten ilgisini çeker bilemedim. Belki Kurt Seyid miydi o kitap, o niye çok sattı bilsem yorum yapabilirdim. O da tam anlamıyla kurgu değil galiba. Ama orada aşk var, soyluluk vs var. Bir de daha çok kitap satan bir dönemdi o yıllar.

Bana imzasını attığı sayfayı ayırdım, kitabı yazlık komşumuz Hatice ve Ergül’e vereceğim. Anneme de öncesinde okuttum ama annem çok bilgi vardı vs dedi. Şimdi konuşsak aklında neler kalmıştır emin olamadım.
Profile Image for Caglar Tukel.
122 reviews2 followers
July 6, 2026
İlber Ortaylı’nın üzücü ve erken kaybından sonra onun kitaplarına ve hayatına daha da çok odaklandığım bir dönemde, kardeşi Nuriye Ortaylı’nın kaleme aldığı bu kitap tam da aradığım şeydi.
Annesinin Kırım’da başlayan hayatı, savaş, açlık, yoksulluk, sürgün ve göç gibi sayısız zorlukla dolu bir yolculuğa dönüşüyor. Şefika Hanım, bütün bu badirelere rağmen inanılmaz bir dayanıklılıkla ayakta kalıyor ve aralarında İlber Hoca’nın da bulunduğu dört çocuğunu büyük fedakârlıklarla yetiştiriyor. Kitap, sadece bir ailenin özel hikâyesi olmanın ötesinde, 20. yüzyıl Rus ve Sovyet tarihine, yaşanan büyük olayların sıradan insanlar ve halklar üzerindeki derin izdüşümlerine de güçlü bir tanıklık sunuyor.
Avusturya’daki Nazi kamplarından birinde evleniyor, en büyük çocukları İlber orada dünyaya geliyor. İsmini de kendileri buluyor: Tatarca “il-ver” yani “vatan ver” anlamına gelen İlber... O dönemde bir vatanları bile yokken koydukları bu isim, insanın içini acıtıyor. 103 yaşında veda eden Şefika Hanım’dan sadece altı yıl sonra İlber Hoca’nın da aramızdan ayrılması, kitabı okurken duyguyu daha da derinleştiriyor.
Nuriye Hanım öyle güzel bir hikâye anlatıcısı ki, kitabı bir roman gibi soluksuz okudum. Her aşamada bir sonrakini merak ediyor, sayfaları çevirmekten kendinizi alamıyorsunuz. Dönemin önemli olay ve kavramlarını da ara ara açıklayarak anlatıyor; bu sayede konuya dair temel bilgileri alırken ayrı bir araştırma yapma ihtiyacı duymuyorsunuz. Anlatım tamamen kronolojik de ilerlemiyor, arada başka bir anı veya hatıra devreye giriyor, bu da okumayı daha canlı ve doğal kılıyor.
Son zamanlarda okuduğum en iyi anı/biyografi kitaplarından biri oldu. Keşke babaları hakkında da biraz daha ayrıntılı bilgi olsaydı diye düşündüm ama belki o da başka bir kitapta yer bulur.
2 reviews
September 8, 2026
Şefika tam bir kadın’ın ayakta durma hikayesi. Her gün her saat ayakta durmuş; rüzgar esmiş, fırtına çıkmış, tam güneş görünmüş bulutlar girmiş araya. Ama o hep ayakta durmuş. Ben kadınların erkeklerden daha güçlü varlıklar olduklarına inanıyorum. Cinsiyetçilik değil. Yartma gücünün ve sorumluluğunun zorunlu bir eşlikçisi sahip olunan güç. Sadece bu gücü ortaya çıkarabilmesi için sanırım kadınların sevilmeye ihtiyacı var. Ailesi veya arkadaşları veya eşi veya çocuğu veya öz benliğinde varsa kendi kendini sevmeyi bilmesi veya öğrenmesi. Farketmez. Sevginin dokunduğu bir kadının bu dünyada yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Şefika yı okuyun hatta arada tekrar okuyun. Size kim olduğunuzu veya olabileceğinizi hatırlatsın.
1 review
August 30, 2026
Başından sonuna kadar oldukça sürükleyici bir kitap. Kırım Tatarlarının korkunç zorluklarla yaşadığı yüz yılı, hem dünya tarihinin önemli olgularıyla birleştiriyor hem de bambaşka bir bakış açısıyla okuyucuya aktarıyor. Yazarın dili, Şefika karakteri ile bağ kurmanı sağlarken kitap hem okuyucuya toplumsal mesajlar veriyor hem de dünya tarihi hakkında okuyucuyu bilgilendiriyor.
Profile Image for Birgül Tekin.
2 reviews
September 10, 2026
Sayın Nuriye Ortaylı’nın değerli annesi Şefika hanımın hayatını anlattığı bu kitabı çok beğendim. Çok zor şartlarda yaşanan bir hayat. Ve Şefika hanımın zekası , becerikliliği ve azmi karşısında saygı duymamak mümkün mü? Rejim değişiklği, sürgünler, savaşlar , Rusya ve Avrupa’da yaşanan zulümleri de derinlemesine öğrenmek. Beni her yönüyle çok etkiledi.
Profile Image for Barış Güzelsoy.
15 reviews1 follower
May 18, 2026
Okuması keyifli, akıcı ve öğretici. Dönem zorluklarını, egzajare etmeden iyi ifade etmiş bir biyografi.
672 reviews8 followers
August 1, 2026
Arada devamlı bir şeyleri açıklamak (Perestroyka, UNRRA, Karaimler, vs) kitabın akışını epey ketliyor. Yine de 20.yy'da yaşananları çok etkileyici bir şekilde anlatıyor kitap.
Profile Image for Sinem Edige.
25 reviews4 followers
August 9, 2026
Yaşam öykülerini niye okumayı sevdiğimi bir kere daha hatırladım. Baba tarafı Kırım Tatarı olan biri olarak o dönem yaşananları okumak aydınlatıcı oldu 😞
4 reviews
September 26, 2026
Her türlü zorluğun içinde öğrenmeye ve öğretmeye devam eden, şefkati ve merhameti ile ne güzel bir insan...
Displaying 1 - 14 of 14 reviews