Her mum, bir günü temsil ediyordu. Her fitil, yaklaşan bir sonu. Kimse bu mumların ne için yakıldığını bilmiyordu. Bir savaş mıydı bu, bir ölüm mü yoksa kaçınılmaz bir ayrılığa kalan süre mi?
His Alatav, bir ışık yakarak aydınlanan sayfalarla yüzleşmek zorundaydı. Ya yazılanları kabul edecekti ya da yirmi altı yılın hesabını soracaktı. Nefretle başlayan satırlar, sevgiyle mühürlenmişti. Ama gerçek, hangi duyguyla yazıldığına bakmazdı. His’in verdiği savaş yalnızca ailesiyle değildi.
Kale ve Arkana karşı karşıya geldiğinde, İmparator ve İmparatoriçe yıkmak istedikleri düzeni ayakta tutmak için her şeyi göze almışlardı. Ayrılmayı bile. Çünkü bu düzen yıkılacaksa, bunu başkaları değil, yalnızca onlar yapmalıydı. Artık mesele kimin haklı olduğu değildi. Kim ayakta kalacak, kim hatırlanacaktı... asıl mesele buydu. Tarih, ne devrimi unutacaktı ne de direnişi. Ve bu düzende, mumlar değil: insanlar sönerdi.
Seriyi seviyorum ama bu kitap beni çok sinirlendirdi. Bilmiyorum belki de son kitap olmadığını bildiğimden de artık beni bu kitaba karşı çok daha tahammülsüz yapmış olabilir.
Konusunu beğendiğiniz bir dizi vardır; severek izlersiniz ama zamanla artık bir neticeye bağlanmasını da istersiniz. Bıkkınlık hissi geçmez ama yine de yeni bölümünü izlemeye devam edersiniz. İşte ben de tam olarak bu noktadayım.
Sürekli aynı döngüde ilerliyoruz. Karakter gelişimi yok denecek kadar az ve sürekli birileri ya ølmek üzere ya da ølüyor. Bu yüzden adaya veda eden karakterlere bile üzülemedim, alıştım. Dolayısıyla bana hiç geçmedi.
Ayrıca kitapta çok fazla tekrar var. Şunlara zaten alışığım: “Hisar hayır sil His”, “moya zhena” ya da “Bana Bronz derler.” Ama başta da söylediğim gibi artık sıkıldığımdan bu tekrarlar gözüme daha çok batmaya başlamış olabilir. Aşağıda verdiğim alınıtılar aynı bölümden, aralarında bir ya da iki paragraf var.
"Beni ziyaret ettiğinde anlayabileceğini düşünüyorum His." Anlamak...
"Bir kere olsun bunu yapamaz mısın?" Bir kere...
"...Ama abinle bir bağı hak ediyorsun." Bağ...
"...Hem de altı aylık bir zamanda." Altı ay...
Vs. Rahatsız etti bunlar.
Ama son bölümü beğendim. Artık yapbozun parçaları bir araya geldiğinden ötürü de rahatladım.
Bu arada New Year’s Eve ile Christmas aynı şey değil. Zaten hediyelik dükkan sahnesi kurguya da hizmet etmiyor üstüne bir de kavram hatası yapılmış.
Bronz 5 bitti, okumak istediğim işte bu kitaptı. olaylar hızlı ilerledi ve bu kitapta gerçekten bir şeyleri öğrendik, en önemli şeylerden bir tanesini de. çok akıcıydı, elimden bırakamadım. yüzleşme sahnelerini sonunda okuduk zaten son 200 sayfa neredeyse her şey üst üste oldu ve üzüldüğüm bir olay da yaşandı, beklemiyordum. serinin en iyi kitaplarından biriydi bence gerçekten güzel kurgulanmış bir seri zaten ama özellikle bu kitapta olay akışı çok iyi ilerledi, çoğu şeyi biliyoruz. annesi hakkında ne düşünmem gerektiğini hâlâ bilmiyorum ama o kadına güvenmiyorum ve final kitabı için bana hiç güven vermiyor bence asıl orada okuyacağız.
SUPERDİ HARİKAYDİ İNANİLMAZDİ son iki bronz kitabinda nedense o eski zevki alamiyodum ama BU HARİKAYDİ YA HARİKA cok zevkliydi sonunda biseyler acikliga kavusuyo AH BİR DE SPOİLER YEMESEYDİM VAR YA neyse final kitabi gelmesin tmm mi seriyi bitirmeye hazir degilim