Saat kaç? Güneş bir ağrı gibi tarayacak erguvanları. Doğarsa. Göğsümdeki sıkıntılı kuş: Bir kıpırtı olsan, yaşadığıma bel bağlayacağım. Bir kıpırtı olsun değilsin. Bir tek deprem öncesinde derinden belli belirsiz tırmanan korkunç uğultuyu duyuyorum. Lili, diyor Mayakovski, güneş ve deniz. Ağzıma zorla bir gülümseme arıyorum, uyandığımda dururmuş orada. Oysa uyanmıyorum artık.
Ahmet Enis Batur is a Turkish poet, essayist, novelist, publisher and editor.
Born in Eskişehir, Enis Batur studied at St. Joseph High School (Istanbul), METU-Sociology (Ankara), and Sorbonne University (Paris).
Enis Batur is one of the leading figures in contemporary Turkish literature with a large body of work, extending to over two hundred volumes. Some of his works have been translated into European languages including French, English and Italian.
Enis Batur’un 6:45 yayınlarından çıkan 5-6 kitabından ilki bu. İlk baskı 1990. Çok sayıda şiir yok içinde ama çok sayıda şiir okumuş hissi yaratıyor. Enis Batur’un en sevdiği şairlerden biri olan Oktay Rifat’a dair kendisinin görüşü, şiirlerini okurken yarattığı hissin güçlü oluşuyla ilgiliydi. Bu kitapta da şiirler tıpkı böyle. Muhtemelen Enis Batur’un tüm şiirleri böyledir, bu benim okuduğum ilk şiir kitabı Batur’un. Hepsi düzyazı şiirler ve hem 6:45’in marjinal yayın politikasına uyan hem de sanırım Enis Batur’un şiir anlayışıyla uyuşan türde hepsi. İkinci Yeni şiiri değil Şairin şiirleri ama o tür şiirden daha uçuk. Daha kapalı diyemiyorum ama ille de ikinci yeniden daha yoğun kıvamda olan bir özelliğini söylemek gerekirse, o da şiiri okurken yaratmak istediği soyut atmosfer olur herhalde. Çoğu şiirin son “ifadeleri” vurucu şekilde bitiyor. Benim tarzımın biraz üstünde şiirler fakat okurken sıkıldığımı söyleyemem, çünkü okurken insanın kafası dağılmıyor, bilakis her ifade, okuyanın kopmasını engelleyici türde. Enis Batur şiirlerini okumaya biraz daha devam edeceğim, çünkü evde bir kaç şiir kitabı daha var, almışım.