Kadın edebiyatçılar, ataerkil toplumsal yapıda ve erkek egemen edebiyat alanında kendilerini ifade edebilmek, edebî üretimlerini ataerkil toplumsal yaşamın kadınlara dayattığı yükümlülükler ve onlardan beklenilenlerle sınırlandırmadan sürdürebilmek için geçmişte olduğu gibi günümüzde de mücadele etmeye devam etmektedirler. Bu açıdan bakıldığında, dönemin tanınmış ve entelektüel ailelerinden birine mensup olan Emine Semiye'nin edebiyat tarihimiz içindeki yeri çok daha iyi bir biçimde anlaşılacaktır. Yazarın Gayya Kuyusu adlı eseri Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı sürecinde ülkenin içinde bulunduğu toplumsal ve ekonomik çöküntüyü son derece realist bir biçimde yansıtması açısından önemlidir. Ayrıca yazar, eserde toplum için tabu olarak kabul edilen fahişelerin hayatına da ışık tutarak kadınların eğitimi, sosyal ve sınıfsal adaletsizlik gibi konulara da dikkat çekmeyi başarır. Elinizdeki çalışmanın önemli bir özelliği ise Gayya Kuyusu adlı metnin ilk kez burada Arap harflerinden Latin harflerine aktarılmış olmasıdır. Bu da, eserin bugünün okurlarına ulaştırılmasına olan katkısı açısından dikkate değerdir.
Yazıldığı dönem için oldukça cesur sayılacak bir kitap Gayya Kuyusu. 1906 ile 1918 yılları arasında İstanbul’da kadınların yaşamlarına dair oldukça etkileyici bir hikaye. Kadınların günlük hayatı, birbirleri ile olan ilişkileri, eşleri/babaları ve diğer erkekler ile olan ilişkileri ve dönemin toplumsal olayları kitabın temel konularından.
Hızlıca okunan kısa bir eser. Ancak anlattıkları ve sorgulattıkları oldukça gerçek ve bizden. 2022 yılında bu kitabı okurken toplumumuzda kadınlar için aslında ne kadar az şeyin değiştiğini fark etmek oldukça üzücü oldu benim için.
Fatma Aliye’nin kız kardeşi olan Emine Semiye’nin bu kitabını mutlaka öneririm. Farklı bir yüzyıldan gelen tanıdık bir hikaye!