1990. Yaz. Sıcak. Gazetelerin üçüncü sayfaları kalabalık. Polis telsizi susmuyor.
Nelson Mandela 27 yıl sonra serbest bırakılıyor. Ruanda’da soykırıma varacak iç savaş patlak veriyor. Adnan Menderes’in naaşı İmralı Adası'ndan İstanbul'a getirilip, Topkapı'da yaptırılan anıt mezara devlet töreniyle defnediliyor. Çetin Emeç, Turan Dursun, Bahriye Üçok öldürülüyor. İstiklal Caddesi’nin simgesi tramvay, 30 yılın ardından hizmete açılıyor. Windows 3.0 piyasaya sürülüyor.
Bu sırada… Memleketin en meşhur armatörü sırra kadem basıyor. Deniz ticareti, nakliyat, gemiler, kıtalararası işler. Hepsi onda. Adı Talip Uzunkaya. Dosyaya göre Tarabya’daki köşkünden 21 Nisan Cumartesi sabahı, saat sekiz civarı çıkıyor.
Çıkış o çıkış. O sabah uşağı hariç evin tüm çalışanları izinli. Uşak ortada yok. Kızı konuşuyor. Damadı konuşuyor. İş ortakları konuşuyor. Kimse adamın nereye gittiğini bilmiyor.
İşte tam bu noktada… İstanbul Cinayet Büro’da, 25 yaşındaki komiser yardımcısı Mutlu Kavgaz’ın masasına bir dosya bırakılıyor. Üzeri övgülerle örtülse de tehdit net: Muamma çözülemezse hesap herkese kesilecek.
Polisiye edebiyatın üstadı Algan Sezgintüredi, suç araştırmaları uzmanı Mesut Demirbilek ile Kavgaz’ı başrole alarak bir dönemi anlatıyor: Zamanların en felaketini ve en şahanesini.
Gerçek olaylara dayanan Yılın Polisiye Romanı ödüllü Kavgaz serisi Çantacı ve Pilot'un ardından Armatör ile polisiyeye bir kez daha âşık ediyor.
Epeydir kitap bitirmek için sabahlamamıştım. Talip Uzunkaya'yı kim öldürdü diye merakla okudum. Mutlu komiserin büyüyüp gelişmesini izlemek de ayrı güzel. Bir de sosyal medya ve cep telefonundan, cctv'den, bilgisayarlardan önceki, tam manasıyla analog polis çalışmasıya cinayet davasını nasıl çözdüklerini okumaya bayılıyorum.
1990 yılındayız. Mesut Kavgaz 25 yaşında bir komiser yardımcısı. Meslekteki üçüncü yılında, terfi alıp komiser olmasına günler kala yine çok zor bir cinayet dosyasını kucağında bulur. Ülkenin çok zengin armatörlerinden Talip Uzunkaya tatile çıkmak üzere evden ayrılmış ve sonra kendisinden bir daha haber alınamamış, ne ölüsüne ne de dirisine ulaşılamamıştır.
Kendisi çok önemli bir şahsiyet olan ve çevresi de en az kendisi kadar önemli insanlarla çevrili olan Talip Uzunkaya vakasını araştırmak mayınlı tarlada yürümek gibidir. Kavgaz komiser vakayı soruştururken, konuştuğu bu önemli insanların ayağına basmamaya da çalışır.
1990 İstanbul'unda, analog yöntemlerle bir cinayetin nasıl çözüldüğünü adım adım okuyoruz. Akıl yürütmeler, ifadelerin üzerinden tekrar tekrar geçmeler, bilgi edinmek için departmanlar arası gidip gelen yazılar, kapı kapı dolaşıp görgü tanığı aramalar. Ve olmazsa olmaz tesadüfler, umulmadık yerlerden çıkan ipuçları. (Mutlu Komisere göre "tesadüfler çok önemli çünkü aslında tesadüfler tesadüf değil, gerçekleşmesi çok düşük olasılıklardır") İğneyle kuyu kazar gibi ulaşılan gerçekler.
Keyifle okudum Kavgaz Armatörü. Kavgaz Komiser (evet terfisini aldı, o artık bir komiser) daha çok genç. Önünde uzun yıllar var. Bu şehrin cinayeti de bitmeyeceğine göre umarım daha pek çok macerasını okuruz.
Gelelim klasik sorumuza. @algansez Armatörü bitirdik. Kavgaz komiserin yeni macerası ne zaman geliyor Algan hocam?
Armatör, Kavgaz serisinin üçüncü kitabı, bana sorarsanız en iyisi, çok beğendim…
Kavgaz Komiser bu kez kayıp bir armatörün peşine düşüyor, sürprizleri bozmamak için gerisini anlatmıyorum. Ancak, baştan sona iyi kurgulanmış bir polisiye olduğunu söylemeliyim. Algan Sezgintüredi'nin akıcı ve özenli anlatımını zaten hep beğenirim. Suça, suçluya ve suç nedenine giden ipuçları metnin içine ustalıkla yerleştirilmişti. Serinin ilk iki kitabında polisiye kurgu kahramanın gerisinde kalmış gibiydi, bu sefer dengeler yerine oturmuş...
Son söz, suçluyu ve suç nedenini 97. sayfada buldum, suçun nasıl işlendiğini çözmek ise kolay değildi, sonuna kadar büyük merakla okudum, Kavgaz Komiser iyi iş çıkardı:)
Mutlu Kavgaz, tanıdığım başka hiçbir cinayet romanı kahramanına benzemiyor. En güzeli Kavgaz'ın elimizde büyümesi galiba, 25inde olduğuna göre daha nice yıllar kendisiyle birlikte olacağımı umuyorum.
Kitabı beğendim, bir polisiyeden fazlası, çok fazlası olduğu için de beş verdim. Hiçbir polisiyeye de beş vermemiştim. Ya da bunca uzun zamanda ikinci kez veriyorum emin değilim. Ama adım adım akışa bayıldım, sorgulama taktiklerine de. Mutlu Kavgaz, bir zamanlar çok sevdiğim ve istisnasız tümünü seyrettiğim Komiser Colombo tipi sorgular gibi. Salağa yatıp zehir gibi sorular sorarak harika bir şekilde çözüme ulaşmak. Mutlu komiserin soruları da aynı öyle. Bu arada komşusu olduğumuz bir olayın işlenmesi de cabası, ayrıca heyecanlandım. Havanın soğuk olmadığı bir günde bacasından garip kokulu duman çıkan arkamızdakı komşu evde olanları böyle okuyunca kendime kızdım açıkçası. Bunca polisiye okumuş biri olarak hem de. Bizim kahyanın kocama naklettiği kadar biliyorum tabii. Bu olayı yetenekli polis, emniyet müdürü, soruşturmacı Mesut Demirbilek’iin olay sırasında çözdüğünü düşünüyorum. Kendisi aktif polisiyeye çok şey katmış, yanında usta Algan Sezgintüredi olunca hele. Her ikisini de yürekten alkışlıyorum. 👏👏👏
Komiser Yardımcısı Mesut Kavgaz’ın 3. romanı. Talip Uzunkaya armatör ve kayıp. Kavgaz Komser ne yapacak her zaman ilgimi çeker. Zaten daha çok genç 25 yaşında. Lütfen yazmayı hiç bırakmayın kitabın yazarları.
sezgintüredi ve demirbilek yine alışık olmadığımız bir şekilde polisiye edebiyatı olağan alanlara çekerek, şaşırtmacalara başvurmayarak, güzel bir eser ortaya çıkartmışlar. okurken yavaş yavaş çözülen olay zincirleri, normal hayatta oluşabilecek bir polisiye hikayeyi izliyorsunuz etkisi bırakıyor yine üzerinizde. bunu yaparken de (sanıyorum sezgintüredi’nin) akışkan, mizahi sayılabilecek dilinden faydalanıyor.
keşke genel cinayet düğümlerinin çözülmesi yanı sıra kavgaz komiserin sosyal hayatına dair detaylar daha çok olsaydı bölümler arasında. ilk iki kitapta bu detaylar biraz daha fazlaydı ve bu sayede daha lezzetli bir tat bırakıyordu okur üzerinde. (3.5)
yerli polisiye -hattâ seri- okumayı/okuyabileceğimi hiç düşünmemiştim; "kahraman"ı polis olan bir "şey"i okumayı nasıl düşüneyim ki bu "kahraman polis"e bizzat tanıkken, nasıl olacak? velakin bu "kavgaz" romanlarından ilkini tesadüfen okuduktan sonra ikincisini de okudum. sonra üçüncünün çıktığını görünce hooop hemen onu da... dili, kurgusu, o tarihlerin istanbul'u... iyi ki denk gelmişim. yazarları iyi ki yazmışlar, hep yazsınlar🤌
İlk iki Kavgaz kitabını soluk soluğa okuduktan sonra beklemeye başladığım üçüncü kitap Armatör de beklentimi boşa çıkarmadı. İş güç nedeniyle ilk 200 sayfasını 28 günde, son 100 sayfasını ise bir günde bitirdiğim kitapla ilgili tek eleştirim, sayısı bu sefer daha azalmış olsa da sonuna yaklaşırken başını unuttuğum uzun cümleler olabilir. Serinin yeni kitabını beklemeye başlarken Algan ve Mesut beylerin kalemine sağlık der, başarılarının devamını dilerim.
Mutlu Kavgaz gözümüzün önünde büyürken ilk filtre kahvesini de icti :) yanına bi’ sigara yakamadı ama akdeniz cruise seyahatinden dönüşte evine bir makine alacaktır. Kurgu, karakterler ve arkadan akan Türkiye tarihi aktarımı hepsi ilk iki kitaptan iyiydi. Dördüncü kitabı beklemeye başladım.