Ερώτημα παλιό και επίμονο. Πως γεννιέται μια ιδέα; Η ιδέα μιας ταινίας; Εκείνος θα πει ότι η ιδέα τού γεννήθηκε καθώς κοίταζε ένα δέντρο, θα 'χει πει μια αλήθεια κι ένα ψέμα. Αλήθεια στο βαθμό που σ' έναν περίπατο σταμάτησε να κοιτάξει το δέντρο, χωρίς συγκεκριμένη αιτία και τίποτα δεν έμοιαζε να υποβάλει τίποτα. Ούτε το σχήμα του δέντρου ούτε το χρώμα ούτε η παλιά πληγή στον κορμό δεν οδηγούσαν σε μια ιδέα. Ψέμα, στο βαθμό που τη στιγμή που σταμάτησε να κοιτάξει το δέντρο, από μια διεργασία υπόγεια, ημερών, μηνών ή χρόνων που γινόταν μυστικά μέσα του, μια φράση ακουσμένη τυχαία στο δρόμο πριν από καιρό, ή διαβασμένη σ' ένα βιβλίο, μια ασήμαντη είδηση στις εφημερίδες, μια εικόνα ναρκωμένη ή κοιμισμένη στο βάθος της αποθήκης εικόνων που έχει ο καθένας, ανασύρθηκε ξαφνικά, μεταμορφωμένη, εκείνη τη συγκεκριμένη στιγμή. Η στιγμή έγινε έτσι απροσδόκητα προνομιακή συνάντηση με το ανείπωτο. Το δέντρο δεν είχε παίξει κανένα ρόλο. Ήταν αθώο. (από τον πρόλογο του Θόδωρου Αγγελόπουλου)
Petros Markaris (Greek: Πέτρος Μάρκαρης) was born in Istanbul to an Armenian father and a Greek mother. He is one of the most successful living Greek authors. After studying economics, Markaris went on to work as a screenplay writer. He has lived in Germany and Austria for several years and translated Goethe and Brecht into Greek. International fame came through his series of crime novels featuring the eccentric Athenian detective Kostas Haritos, of which there are now five. Markaris lives in Athens and also co-writes film scripts with Theo Angelopoulos.
Sonsuzluk ve Bir Günlük, Angelopoulos'un muazzam filmi Sonsuzluk ve Bir Gün'ün senaryo yazım sürecine odaklanan; senaryo sürecinde beraber çalıştığı arkadaşı yazar Petros Markaris tarafından kayda geçirilmiş bir döküm. Ben daha önce hiç Markaris okumadım ama kendisinin polisiyelerinin seveni çok, biliyorum. Kendisiyle bu günce vasıtasıyla tanışmış oldum, edebiyatına dair fikir edinemedim elbette ama dünya tatlısı bir insan olduğuna dair bir duygum oluştu, muhtemelen de yanılmıyorum.
Şayet bu filmi benim kadar çok seviyorsanız bu kitabı da seversiniz. Hayranlıkla izlediğim sahnelerin arkasında nasıl bir deli işi emek olduğunu anladım; o senaryonun bin kere baştan yazılışını, sahnelerin sırasının yüzlerce kez değiştirilmesini, her bir kelimenin, her bir anın üzerinde ne kadar uzun çalışıldığını gördüm, filme duyduğum hayranlık katlandı resmen. Markaris'in dediği gibi, "sanatın kahve eşliğinde sohbet olduğunu" sanmayalım sahiden; "köpek gibi çalışmak"mış sanat gerçekten.
Bir filmin, bir hikayenin oluşma sürecine dair hiç bilmediğim şeyler öğrendim. Zaman zaman insan okurken bile yoruluyor, yaptıkları iş, işlettikleri düşünsel süreç ziyadesiyle tüketici zira. Ama Markaris'in yumuşacık dili sayesinde metin okutuyor kendini. Bir de tabii bu iki adamın 40 senelik dostluklarına ve ilişkilerine dair çok şey öğreniyor insan okurken - beraber büyümüş, beraber yaşlanmış, birbirlerinin nerede ne tepki vereceğini ezbere bilen bu iki insanın arkadaşlığı öyle hoş ki. Nitekim Markaris'in, Angelopoulos'un ziyadesiyle erken ölümünden sonra yapılan Türkçe baskı için yazdığı önsözün son cümlesi gözlerimi doldurdu: "Okur, bu önsözdeki ziyadesiyle şahsi üslubumu bağışlayacaktır diye umuyorum. Arkadaşımı çok özlüyorum."
Herkese önermeyeceğim bu kitabı ama filmi sevenler muhakkak göz atsınlar derim, zira filme bir sürü yeni katman ekliyor bu günce. Bu film daha müthiş olamaz diyordum, olabilirmiş, bunları okuyunca gözümde iyice büyüdü. İşte böyle.
Ya, Allah günah yazmasın, ilk 50 sayfadan sonrasını scan ederek okudum. Sıfırdan bir senaryonun üretilip yazımına dair, "şunu ekledik, bunu çıkardık" şeklinde notlar içeren bir kitap, tamamen. Üretim sürecini detaylandırıyor, bu nedenle senaryo yazmak isteyenler için ilginç ve güzel bir pratik döküm olmuş. Bu işlerin ne kadar büyük emek gerektirdiği ("Sanat kafede kahve içip sohbet etmek değildir, köpek gibi çalışmaktır"), sinema sanatının senaryosundan çekimine insanı çıldırtacak kadar (Theo A. birçok kez bu duruma geliyor) zor bir iş olduğunu bir kez daha bize gösteriyor. Gene de okumaya gerek yok bence ya..
Çok sevdiğim Sonsuzluk ve Bir Gün filminin senaryo ve çekim sürecine dair bu kitabi keyifle okudum. Filmde anlamadığım yerler olduğunu kitap sayesinde farkettim. Filmi tekrar izlemek için sabırsızlanıyorum. Petros Markaris'i daha önce okumamıştım, akıcı, yer yer eğlenceli bir dili var. Diğer kitaplarını merak ediyorum.
"Görüyor musun?" dedim yönetmenlik okuma hayalleri kuran ve bu kadar saattir telefonda ne konuştuğumuza anlam veremeyen kızıma. "Sanatın kahve eşliğinde sohbet olduğunu sanmayasın. Köpek gibi çalışmaktır sanat."