Aşka, insana ve zaaflarına dair, herkesin kendinden bir parça bulacağı, gülümsetirken yüreğinizi de burkacak bir roman.
Aşk falan yok demiştim kızlara ama bal gibi de ilk görüşte aşktı bu. Hiç aklımdan çıkmıyordu Ömer. Son görüşmenin ardından, o ilk günlerin şanından sayılan,"arayacak mı, ya aramazsa" telaşı başladı. Bu günlerin kurbanı bir kız arkadaş hep olur malum. Benimki de Suna'ydı. Günde kırk kez, telefon, mesaj, mail marifetiyle yiyip bitiriyordum Suna'yı. Bütün hikâyeyi en baştan gözden geçiriyor, Ömer'in her bir sözüne kırk tane anlam yüklüyor, bakışlarını yorumluyor, arayacağı zamanı kestirmeye çalışıyordum. Arada umudumu kaybedip kesin aramayacak diye karaları bağladığım da oluyordu, arasın diye akşamları totem yaptığım da…
Genç Mimar Deniz, bir hastanenin acil servisinde gördüğü Doktor Ömer'e âşık olur. Bir "ilişki" istemediğini açıkça söyleyen Ömer, kırmızı çizgilerini koruyarak onunla birlikteliğini sürdürür. Ömer'le olabilmek için adamın bütün kurallarını kabul eden Deniz, ne gidebilir ne de kalabilir. Kendisini mutlu etmeyen bu aşkın içine hapsolmuştur. Filiz Aygündüz günümüzün kadın-erkek ilişkilerini masaya yatırırken insan psikolojisinin de derinliklerine iniyor. Bağlılık-bağımlılık, değersizlik-suçluluk duygusu, anlam arayışı-anlamsızlık kaygısı, sevilme arzusu-kaybetme korkusu… (Tanıtım Bülteninden)
Bir ödev olarak okumaya başladım bu kitabı. Bu kadar severek okuyacağımı tahmin etmemiştim. Dili çok sade, edebi kaygılar gütmeden daha çok popüler kültür kitabı modunda yazılmış olsa da söyleyeceği çok şey olan bir kitap.
Deniz'in yaşadıklarını sadece bağımlılığa bağlamak bir psikolog olarak beni tatmin etmemiş olsa da özellikle terapisti ile yaptığı görüşmelerin aktarılışı ve farkındalık kazanma sürecinde yaşadıkları bir çok kişiye yol gösterici nitelikle olacak.
Kitapla ilgili yorumları okurken diğer okuyucuların ağladıklarını okuduğumda nasıl yani tepkisi verdiğim halde kitabın son 5 sayfasında ben de ağladım itiraf ediyorum. Sanırım tüm prenseslerin kalplerindeki tek kral ile ilgili hep bir zayıf noktası var. Bu kitap belki de bunu düşünmemizi istiyor satır aralarında.
Bu kitabın devamı niteliğinde bir de Ömer'in bakış açısından bir kitap yazılsa nasıl olur diye de düşünmeden edemedim...
Müsadenizle bu kitaba beş puanı içim çok rahat bir şekilde vermek istiyorum. Yıllar önce bir arkadaşım tavsiye etmişti bu kitabı bana. Almış ve kitaplığımın bir yerine koyup öylece bırakmış olduğum bu kitap geçenlerde aklıma düştü. Başta biraz sıkılarak okudum. Hatta edebi anlamda bana bir şey katmayacak diye buraya bile eklememeyi düşündüm. Tamam itiraf ediyorum. Utanmış bile olabilirim buraya eklemeye. Az önce bitirdiğim bu kitap için bu yorumu, hala gözümden akan yaşlardan bulanık görerek yazıyorum. Bu konu üzerine onlarca kitap vardır ama, yaşanmış ya da yaşanabilecek örnekler çok daha büyük etki yapabiliyormuş insanda. Bu yorumu görüyorsan bu kitaba şans ver sevgili okur.
Gerçekten ilk görüşte aşık olanlar bu kitabı anlayıp, derinlerine inebilir ve kendini bulabilir. "Aşk" kelimesine her ne anlam yüklerseniz yükleyin. Buna kimya deyin, çekim deyin, bağımlılık veya psikolojik bir durum. Eğer gerçekten aşık olduysaniz bu kitabi kesinlikle beğeneceksiniz. Aşk dışında tipik türk zihniyetini ve ailesini de anlatiyor, veya bize bazi tabu olan konuları da. Uzun ve "mükemmel" ilişkilerin bitebileceğini de, bitmiş ilişkilerin yeniden başlayabileceğini de. Tavsiye edilir.
Deniz'in yaşadığı ilişkiden sonraki terapi yolculuğu. Günümüz ilişkilerinde herkesin özellikle de erkeklerin "Ben iliski istemiyorum" cümlesi bir klişe hâline geldi.Neden ilişki istemiyor sorusunun cevabını bulur muyuz bilemem ama Deniz'in kendini iyileştirme sürecinde kendimizden bir şeyler bulacağımıza eminim. Altını çizdiğim çokça cümle oldu. Umarım size de iyi gelir bu kitap. Keyifli okumalar olsun 🙏🥰❣
Cevremdeki cogu kadinin okumasini isterdim. Anne-babayla olan iliskisinin ikili iliskilere yansimasi ve bir insana bagimlilik uzerine cok bilgilendirici.
Yeri geldi ağladım, yeri geldi kahkaha attım ama hayatımın bir kısmını özetleyen bir kitap okudum. Bana bir şehrin belli yerlerini zehir eden, arada hala aklıma gelip canımı sıkanı hatırladım. Kızdım kendime, Deniz'i örnek almam gerektiğini düşündüm. Keşke kurduğu site gerçek olsa diye geçirdim içimden... On yıldız verebilme imkanım olsa verirdim.
Çok başarılı, şiddetle tavsiye ediyorum. Türk kadınının %90'ının bağımlı olduğunu düşündürüyor insana.. Mutlu edersen mutlu olursun diye yetiştirilmiş, kendi mutluluğunu kendi dışında (erkeklerde, fedakarlıklarında, emeklerinde) arayan bir toplumun kadınları. Kadın gibi kadın derler ya, hep fedakarlık beklenir hep tevazu istenir. Keşke sorunlar hiç çıkmadan, bu sorunları çözmekle uğraşmamız gerekmeyen bir mentaliteye sahip olabilsek. Maalesef şanslı olanlar bile bu farkındalığı 30 yaşının üstünde yaşayabiliyor.
This entire review has been hidden because of spoilers.