Birinci Kitap Hoşgörü Üzerine (De Clementia), Nero’dan günümüze tüm yöneticilere bir ithaftır. İmparatorlar hoşgörüleriyle hatırlanır ve itibar kazanırlar; zalimlikleriyle değil. Romalı hatip Lucius Annaeus Seneca’nın sözleri günümüzde yankı bulacak bir bilgeliğe ulaşır:
“Zira kimse bir maskeyi uzun süre taşıyamaz, uydurma şeyler çabucak kendi doğalarına geri döner; şöyle diyeyim, temelinde doğruluk yatan her şey zeminden boy atar, zamanı geldiğinde de daha büyük, daha iyi olarak ortaya çıkar.”
Stoacı yaşam felsefesinin öğütlediği üzere doğada nasıl bir denge ve uyum aranıyorsa, yöneticiler ile halk arasında da hoşgörü, akıl ve adalet temelinde benzer bağlar kurulmalıdır.
İkinci kitap Ruh Dinginliği Üzerine (de tranquillitate animi)’de ise gerçek mutluluğun kapısı aralanmaya çalışılır. Stoacı düşüncenin temel ilkeleri esasında her birey için kaçınılmaz ruhani alıştırmalardır, yapılması gereken günlük erdemlerdir: Bir insanın diğer insanlara karşı görevlerini bir yükümlülük olarak üstlenmesi ve böylece kendisini sınaması gerekir. Arkadaşlık ruh dinginliğine katkıda bulunur; çok büyük servet ise ona zarar verir. İnsanın kendi gereksinimlerine sınır koyması gerekir. Bilge kişi ölümü hiçe sayar ve her şeye hazırlıklı olur. Aksilikler kuruntu etmeden, anlayışla karşılanmalıdır. İnsanlara düşman olmamak, olağan kusurları gülerek karşılamak ve zihin için gerekli olan dinlenmeyi hiç unutmamak gerekir:
“Sık sık da kendi içine çekilmelidir insan; çünkü birbirine benzemeyenlerin arkadaşlığı uyumlu bağları kargaşaya sürükler ve yeni zaaflar uyandırır, ruhta bulunan ve tümüyle iyileştirilemeyen zayıf her ne varsa bunları kötüleştirir. Bununla birlikte şu iki şeyin birbiriyle harmanlanması ve sıra ile yapılması gerekir: Yalnızlık ve kalabalığa katılma. Yalnızlık bizim insanlara karşı özlem duymamıza sebep olur, kalabalık ise kendimize karşı özlem duymamıza ve biri diğeri için çare olur: Yalnızlık, kalabalığa karşı duyulan nefrete, kalabalık, yalnızlıktan duyulan bıkkınlığa çare olur.”
Lucius Annaeus Seneca (often known simply as Seneca or Seneca the Younger); ca. 4 BC – 65 AD) was a Roman Stoic philosopher, statesman, and dramatist of the Silver Age of Latin literature. He was tutor and later advisor to emperor Nero, who later forced him to commit suicide for alleged complicity in the Pisonian conspiracy to have him assassinated.
"Kimse bir maskeyi uzun sure tasiyamaz, uydurma seyler cabucak kendi dogalarina geri doner; soyle diyeyim, temelinde dogruluk yatan her sey zeminden boy atar, zamani geldiginde de daha buyuk, daha iyi olarak ortaya cikar."
Tarihsel örneklerle ve kıvrak diliyle Seneca yine hatipliğini gösteriyor. İlk kısım mentor u oldugu İmparator Neron a ihtafen yazılmış öğütleri içerirken biraz sönük ve konumunun getirdiği teknik konulara da değinen soğuk üslubu, ikinci kısımda daha samimi ve bildiğim o ateşli hitabet becerisiyle yine oldukça iyi bir diyalog ile iyi bir başucu kitabı olarak değerlendirilebilir. Birbirini oldukça iyi tamamlayan bu iki diyalog ( ilk kitapta diyalog olarak değerlendirilebilir. ) Seneca nın oldukça farklı iki üslup ile( hocası olduğu Nero ve arkadaşı olduğu Serenus ) stoik yaklaşımı hakkında güzel bir okuma niteliği taşıyor.
"... İyi şeylerle olduğu kadar, kötü şeylerle de uzun süreli ilişki, tutku yaratır. . . İkisi arasında kararsızlık gösteren, ne doğru olana ne de yoldan çıkmış olana cesaretle eğilen bir ruhun zayıflığı bu cinsten olmalı, sana bir seferde hepsini açıklayamam ;başıma neler geldiğini sana anlatayım :Sen hastalığıma bir isim bulacaksındır. Beni aşırı derecede ki tutumluluk aşkı sarmaktadır, itiraf ediyorum ;gösteriş için düzeltilmiş bir yatak hoşa gitmez, çekmeceden çıkarılmış, ağırlıklarla ve binlerce zorlayıcı eziyetlerle, pırıl pırıl olması için şekil verilmiş bir elbise hoşa gitmez, ama evde kullanılan ve değeri düşük, özensiz ve sıkıntısız giyilebilen elbise hoşa gider; ev kölelerinin hazırlamaları ve de ilgilenmeleri günler öncesinden buyrulmuş olan yiyecek, ve de birçok kişinin elleriyle sağlanan yemek hoşa gitmez, ama elde edilmesi kolay ve çabuk, abartılı hiçbir yanı olmayan ve pahalı olmayan, istenildiği yerde bulunacak olan, babamızdan kalan para için ve de beden için ağır olmayan, girdiği yerden dışarı çıkmayacak olan yiyecek hoşa gider ;eğitim ve öğretim görmemiş hizmetkar ve genç köle hoşa gider ;köylü bir babanın, üzerinde hiçbir sanatlar ismi bulunmayan işlenmemiş gümüşü hoşa gider ve lekelerin çeşitliliği ile göze çarpan, art arda gelen pek çok seçkin davetliden dolayı kentte tanınmış olan bir yemek masası değil, hiçbir davetlinin gözlerini zevkten alıkoymayacak ve de kıskançlıklıkları alevlendirmeyecek biçimde ihtiyaca sunulan sofra hoşa gider. Bu şeyleri tamamen kabul ettikten sonra, çocukları okula götüren bir kölenin gösterişi, bir geçit töreni için giydirilmiş ve altınla süslenmiş kölelerden ve ışıl ışıl parlayan hizmetkarlar sürüsünden daha istekli bir biçimde ruhumu sarmaktadır.;bundan başka, üzerine basılsa bile gene de çok değerli olan ev, ve her köşesine dağılmış zenginliklerle kendi kendine parıldayan tavanlar ve kaybolmuş bir mirasın ardılı ve ortağı olan halk da ruhumu sarmaktadır. Konukların çevresinde akan berrak sular için ne söyleyeyim, görünüşleri çevreye uygun ziyaretler için ne söyleyeyim? Tutumluluğu uzun süredir ihmal etmekte olan beni, müsriflik büyük bir tutku ile kuşatmıştır ve dört bir yanda yankılanmıştır. Görüş gücüm biraz duraksıyor, ona karşı ruhumu gözlerimden daha kolaylıkla güçlü kılıyorum. Uzak duruyorum, bu yüzden daha kötü değilim, ama daha neşesizim, değersiz şeylerim arasında o kadar heybetli yürümüyorum ve gizli bir öfke, onların daha iyi olup olmadığı konusunda bir kuşku giriyor içime. Bunların hiçbiri beni değiştirmiyor, ama gene de hiçbiri kışkırtmıyor değil." (Kitaptan)