Nedim Gursel'in bu romani icin Istanbul'a yazilmis bir ask turkusu diyebiliriz. Bu turkunun tum unsurlari, birbiriyle uyumlu siirsel bir butunluk icerisinde sunuluyor okura. Gursel, siirsel duzyazinin buyuk ustasi olma yolunda bir yazar." - l'Humanite, Claude Prevost- "Ilk Kadin ergenlik caginin bellegin derinliklerinde gezinerek anlatan, yuregimizin gizli koselerinde yankilanan cok guzel bir ezgi." - Le Monde, Anne Bragance- "Nedim Gursel bu yari-otobiyografik romaninda dort kadin kahramani birlestiriyor; anne, fahise, orumcek kadin Nilufer ve Istanbul" - World Literature Today, Edouard Roditi- "Nedim Gursel, bu romaninda, Turkcenin siirsel anlatim yetkinliginin gucunu ispatlama gorevini ustlenmis gorunuyor. Kutlariz." - Gosteri, Vedat Gunyol- "Ilk Kadin'da Gursel, ilk genclik izlenimlerinden baslayarak Istanbul kentini, insaniyla ve kadiniyla, a'dan z'ye edebiyata getiriyor. Tarihin cesitli donemlerini ve calkantilarini yasayan koskoca bir kenti, butun ciplakligiyla, tarihle bugunu a
Nedim Gürsel was born in Gaziantep, Turkey, in 1951. He published his first novellas and essays in Turkish literary magazines in the late 60s. After the coup d’état in 1971, he had to testify in court for one of his articles. This led to his decision to temporarily reside in France. He studied Comparative Literature at the Sorbonne in Paris and completed his dissertation in 1979 on Nâzim Hikmet and Louis Aragon. Gürsel then returned to Turkey, but the military putsch of 1980 sent him back into exile in France. He first wrote articles and travel reports which were published in 'Le Monde', as well as in the Turkish newspapers 'Cumhuriyet' and 'Milliyet'. Today he teaches contemporary Turkish literature at the Sorbonne and directs the Centre National de la Recherche Scientifique.
Ben ilk kadın deyince dedim Havva anamızdan bahsedecek ama meğer ilk milli olma tecrübesiymiş anlattığı ilk kadın. Annesi ile ilgili problemini ilk cinsel ilişkisi üzerinden anlatıyor beyefendi. Babasıyla anasını basmış bu çocukken, olmuş sana travma, ayol basmayan mı var? Hayat sana gül bahçesi mi vaad etti? Bilinç akışına doyduğumuz bu kitabı ben pek beğenemedim. Zaten dil çok eril, tüm kadın karekterler orospu felan, olmadı yani.
أول كتاب اقرأه لغورسيل، فلذا خيبتي كبيرة أنني لم أكمله، لقد كنت أراهن على غورسيل، ولا أدري لماذا؟ ربما لدي ذكرى قراءتي الأولى لباموق، وكيف قلبتني، لا أدري !! ولكن هذا الكتاب لم يعجبني، وزاد الأمر سوءً أنني اخترته ليكون رفيقي في العيد، ولكنه للأسف لم يمنح تلك الليالي أي بهجة، القصة تدور حول فتى أناضولي وتجربته الجنسية الأولى في مبغى، وارتباط ذلك بعلاقته بأمه، العنوان للحقيقة كان محفزاً فالمرأة الأولى لا تنسى أبداً، لأنها المرأة والمرة الأولى.
رواية غير مفهومة ، مجموعة من الأوضاف تم تركيبها ليعطينا هذا الهراء ، لا يوجد أي تشويق في القصة ، ليس هناك حبكة او موضوع مشوق ، لا انصح بتضيع الوقت في قراءة هذه الراوية . هذه أول قراءة لي للكاتب (نديم غورسيل) و قد عكست لي هذه الرواية طابع سلبي عن الكاتب و للأدب المترجم و قد لا أقرء لهذا الكاتب مجدداً .
Yatili okulda okuyan genc bir erkegin bir genelevde cinsellikle ilk defa karsilasmasinin travmasini anne ozlemi, yalnizlik ve kaotik bir sehrin baskinligi ile birlestirerek anlatan oykulerden olusuyor. Bu oykuler birbirleriyle iliskili olduklari icin belki de bir romanin bolumleri olarak da dusunulebilir. Yer yer anlaticinin karakterin yetiskin hali oldugunu yaptigi yorumlardan anlasiliyor. Pek yazilmamis onemli bir deneyim uzerinden yola cikiyor oykuler. Yine de acikcasi, uslup olarak Attila Ilhan'in citayi yukselttigi bir turden ornekler diyelim.