Günlük, çoğu zaman yazarın kendine dönük konuşmasıdır; mahrem, içe kapalı, bazen de ancak sonradan okura açılan bir alan. Jurnal ise -kelimenin hakkını verircesine- dışa dönüktür: Yaşanan ânın, zihinsel ve duygusal hâlin kaydını tutar; saklanmak için değil, tanıklık etmek için yazılır.
Alper Hasanoğlu, bu “jurnal”de bizi bir psikiyatristin seans odasından İstanbul’un mahalle kahvelerine, oradan Berlin Mitte’nin ıhlamur kokulu sokaklarına sürüklüyor. Tomris Uyar’ın Gündökümleri, Demir Özlü’nün Berlin Güncesi ve Kant’ın felsefesiyle konuşan bu metin; yalnızlığın, göçmenliğin ve insan ruhunun labirentlerinde dolaşıyor.
Bu kitap, bir şairin dizesinde yankılanan seslerin, bitpazarlarında aranan geçmişin ve “hayat yorgunu” (lebensmüde) bir zihnin dürüst tanıklığıdır.
“Sanki kendimin de içinde olduğu hayat tanıklıkları beni, insanların önünde ruhen çırılçıplak bırakıyor. Sonra kendime, çıplak olmaktan neden korktuğumu soruyorum.”
Alper Hasanoğlu, 1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi'nin ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ni bitirdi. İki yıl Çorlu Devlet Hastanesi'nde fizyoloji ihtisası yaptı. Bu dönemde özellikle stres fizyolojisi ve epilepsi üzerinde çalıştı. Ardından İsviçre'de psikiyatri ihtisası yaptı. Bilişsel davranışçı terapi, şematerapi ve eş terapisi uzmanlık alanlarıdır. Almanca ve Türkçe çeşitli bilimsel kitaplarda bölümleri, Türkçe ve İngilizce bilimsel dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Kognitif Davranışçı Terapiler Derneği'ne bağlı Bilişsel Davranışçı Terapi eğitim kursunda eğitmen ve süpervizörlük yapmaktadır.
Alper Hasanoğlu’nun kaleminden kendisinin 2025’in başından sonuna başından geçenleri anlattığı kısa bir jurnal. Bir psikiyatırın hastaları dışında hayatını deneyimleyebildiğimiz, iki şehrin heyecanını ve endişesini bir arada tutan keyif veren bir eser. Almanya-Türkiye arası mekik dokuyan biri olarak kendimi hem yakın hissettiğim hem de okurken kronolojik olaylar karşısında yazarın neler hissettiğini anlayabildiğimiz bir kitap.