Yıl 1899. Japon ve Osmanlı imparatorlukları arasında, Ertuğrul Hadisesi’nden sonra başlayan ilişkileri derinleştirmek amacıyla, Japonya’daki bir üniversitede araştırma görevlisi olan Murata; adı, Türk erkeklerinde yaygın olan Murat’a benzediği için İstanbul’a arkeoloji araştırmaları yapmaya gönderilir. İngiliz bir kadının işlettiği pansiyonda bir Yunan, bir Alman, bir Müslüman köle ve kölenin getirdiği bir papağanla yaşayan Murata; bir yandan arkeoloji alanında Hamdi Bey’in müzesinde araştırmalar yürütüp geçmişin tanrılarıyla mücadele verirken, diğer yandan da dönemin siyasetindeki güç kavgalarının tam ortasında kalır.
Yalnızca İstanbul değil, çevre illerdeki arkeoloji çalışmalarına da katılma şansı bulan Murata, Eski Yunan uygarlıklarından geriye kalan taş yığınları arasındaki gerçek cevheri görmeye başlamış ve İstanbul’da memleketlisi Japonlarla bir çevre kurmuştur. Ancak bir gün ülkesinden, çalışmalarını yarıda kesme mesajı alır. Pansiyonda Alman ve Rum arkadaşlarıyla yaptığı kar topu savaşı, yerini siyasi ittifakların gerginliğine bırakırken Murata, nasıl bir karar alacaktır?
Kaho Nashiki (Japanese: 梨木香歩 | Chinese: 梨木香步) (1959–) was born in Kagoshima Prefecture and graduated from Doshisha University in Kyoto. She writes for both children and adults, and much of her writing has fantasy-like motifs with religious or spiritual elements. Her 1994 novel about a girl and her grandmother, Nishi no majo ga shinda (The Witch of the West is Dead), received the JAWC New Talent Award, the Shogakukan Children's Publication Culture Award, and the Niimi Nankichi Children's Literature Award, becoming a huge bestseller that was adapted into a movie. Her other works include Uraniwa (Back Yard), which won the 1995 Fantasy Award for Children's Literature, and Numachi no aru mori o nukete (Through the Swampy Woods), which garnered the 2005 Sense of Gender Award and the 2006 Murasaki Shikibu Literary Prize. Her children's books include Penki-ya (The Painter) and Kanizuka engi (Crab Mound Tale).
Japon bir yazarın, Türkiye ve Türklerle ilgili gözlemlerini ve sonucunda oluşan yargılarını, 1800’lü yılların atmosferinde okumak keyifli. Güzel dostlukların, içimi sızlatan hikayelerini okurken, ince bir mizah duygusuyla yazılmış bazı cümleler beni gülümsetti.